Zonguldak’ın Meşrutiyet Mahallesi Kadırga Caddesi Sütliyen Sokak'ta 21 Ekim saat 17.50’de, geçen pazar günü sağanak nedeniyle çöken 3 katlı kullanılmayan evin yanındaki bir ailenin kaldığı 3 katlı bina çöktü. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, AFAD, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çalışmalar sonucu enkaz altından uzun yıllar Kocaeli’de muhabirlik yapan Nuri Akçaharman’ın babası Kenan Akçaharman (68) yaralı kurtarılırken, halası Türkan Akçaharman Özhan (74) ise hayatını kaybetti. Binada yaşayan amca Kemal Akçaharman(72) ise evde olmadığı için şans eseri kurtuldu.
3 KİŞİ HAKKINDA GÖZALTI KARARI
Burnundan ve bacağından yaralandığı belirtilen Kenan Akçaharman, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Türkan Özhan ise otopsi işlemlerinin ardından memleketi Bartın’da toprağa verildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 5 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. İş veren A.K., E.K. ve kepçe operatörü T.Ö. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, F.B. ve S.C. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
‘YAZ AYINDA HALAM KARAKOLA ŞİKAYET ETTİ’
Halası Türkan Akçaharman’ın hayatını kaybettiği, babası Kenan Akçaharman’ın ise yaralandığı olay ile ilgili konuşan Kocaeli’de görev yapan gazeteci Nuri Dinçer Akçaharman olayda ihmallerin bulunduğunu söyledi. Akçaharman, “Yazın müteahhittin bizim binanın yanında yaptığı temel kazısı sırasında babamların bulunduğu binanın temeli hasar alıyor ve halam karakola şikayete gidiyor. İfadesi alınıp inceleme yapılıyor. Sonra müteahhit hasarı karşılayacağını söyleyip zemin duvarıyla binanın birleştiği köşeye özel solisyon uyguluyor. Sonrasında ise her kepçe vurduklarında bölgedeki binalar sallanmaya başlıyor.
Geçen hafta yoğun yağışların ardından sel olduğunda bizim binanın tam karşısında bulunan metruk binanın bir kısmı çöktü. Sonrasında bizim binanın bahçesindeki beton kulübenin tavanı çöktü, evin sol tarafındaki metruk binanın yarısında da kısmı çökme meydana geldi. Yağmurlar başlamadan önce müteahhit, babam, halam ve amcama gelip ‘binada kayma olabilir, sizi otele yerleştireyim, masrafları ben karşılayayım’ diyor. Amcam ile babam kabul etmiyor ama halam kabul ediyor. Halam iki gece otelde kalıyor.
‘BİZİM BİNA HASAR ALIYOR’
Hava normale dönünce müteahhit, halama ‘Evi kontrol ettik, sıkıntı yok, evde kalabilirsin’ diyor. Halam da eve dönüyor. Süreçte de müteahhit, ‘Bize zaman tanıyın, sizi oradan çıkartıp başka yerde ev tutacağız; üç kardeş orada kalırsınız’ diyor. Bizim eve giden yol yok; merdiven var. Daha önce bir kısmı yıkılan binayı yıkmak için merdivenin bulunduğu alana, bizim tapulu alanımıza bizden onay almadan bahçeyi eze eze iş makinesi sokuyorlar. Bu iş makinesi belediyeye mi yoksa firmaya mı ait bilmiyoruz. İş makinesi ile karşıdaki binayı yıkmaya çalışırlarken bizim bina hasar alıyor.
‘KİMSE BİZİM KAPIMIZI ÇALIP EV HASAR ALDI DEMİYOR’
O binada yıkım çalışmaları sürerken olay gününden 4-5 gün önce bizim binada çatlama meydana geliyor. Adamlar çatlama fotoğraflarını çekiyor ama kimse bizim kapımızı çalıp ‘ev hasar aldı, yıkılacak’ demiyor. Bizimkiler de binaya ana kapıdan girdiği için ve yaşlı oldukları için inip yan duvarları görmüyorlar. O binanın yıkım kararı veren adam o binayı gördü ama ‘biz burayı yıkarken buraya zarar verir miyiz, hasar alır mı’ diye düşünmedi. Planlama yapmadı. Bizim evimiz haberlerde eski bina, kendi kendine yıkılmış gibi gösterildi ama aslında tamamen yapılan hatalar ve ihmaller sonucu göz göre göre yıkıldı. Bu işin ucu kimlere ve nerelere kadar giderse gitsin sonuna kadar mücadele edip sorumluların hesap vermesi için elimden geleni yapacağım.”





