Japonya&8217;dan dönen Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, &8220;Sokaklarda çöp aradık&8221; diyor.
Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş ise;
&8220;Her zaman söylüyorum, biz köprülerle, yollarla, havaalanları ile her zaman Avrupa&8217;yı da, Japonya&8217;yı da yakalarız, ama insanlık yönünden bir yüz senemiz daha var&8221; diyor.
Bektaş&8217;ın bu sözleri, bir hikayeyi hatırlattı.
Bu hikayeyi pek çoğumuz biliriz.
Hikaye şöyle:
Almanya&8217;da bir lise müdürü, her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş:
&8220;Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim.
Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.
İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar.
Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum.
Sizlerden isteğim şudur:
Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın.
Çabalarınız. bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin.
Okuma-yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa, ancak o zaman önem taşır.&8221;
Bu hikayenin de bizlere hatırlatması gereken çok şey var.
Eğitim sistemi.
Türkiye&8217;de bugün her şeye yatırım var.
Ama eğitim, üvey evlat&8230;
Eğitimci, üvey evlat&8230;
Eğitimde dibe vuruyoruz.
Okul bitirmek, mezun olmak, üniversiteler kazanmak, eğitimin sadece bir parçası.
Bunun yeterli olmadığı görülüyor.
Türkiye&8217;de daha uyanık, daha dinamik ve insani yönü ağır basan bir nesil yetiştirilmek istense, hükümetin en önemli yatırımı eğitime olurdu.
Japonların akıllı tahtalarını sınıflara asarak, tablet PC&8217;lerini öğrencilere dağıtarak, eğitime aktarılan bütçeyi şişirmiş olmak değil, demek istediğimiz.
Süt dağıtarak, gofret dağıtarak tribünlere oynamak değil, demek istediğimiz.
Eğitimin kendisi&8230;
Eğitimcinin kendisi&8230;
Eğitim imkanlarının kendisi&8230;
İnsani ve evrensel değerlerden uzak, çalışmadan, üretmeden kazanmaya alıştırılmış tembel nesiller yetiştirmeye kurgulanmış bir eğitim politikası içindeyken, 100 değil, 200 yıl da geçse Japonlar gibi olamayız.
Her şeyin başı eğitim.
Allah aşkına; bizler, sizler bu ülkedeki, bu kentteki eğitim sorunları için gerçekten kavga eden kaç tane genel başkan, siyasetçi, vali, belediye başkanı tanıyorsunuz?
Onlar okul temel atma törenlerinde, üniversitelerin mezuniyet törenlerinde, 23 Nisan törenlerinde yaptıkları konuşmalarla sorunları çözdüklerini sanıyorlar.
Torpilli öğretmen ve müdür atamalarıyla sorunları çözdüklerini zannediyorlar.
Biliyorum, bu yazının alıcısı pek olmaz.
Japonya&8217;da yayınlanmış olsaydı, farklı olurdu.
Japonlar gibi olmak istiyoruz, ama öyle olmamak için her şeyi yapıyoruz.
Bırakalım Japonlar gibi olabilmeyi, daha bizimkilerin üçü bir araya gelip bir okuma kampanyası yapamıyor!
İşte Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili&8230;
En yakın örnek.
Karabüklü gençlerin okuması için her türlü fedakarlığı yapıyor.
Belediyeden gelen maaşını el sürmeden çocuklara burs olarak aktarıyor.
Belediyenin otoparklarından elde edilen gelirle 400 çocuğa ve gence burs sağlıyor.
Bunlara benzer daha pek çok şey.
Üstelik de bunları yaparken, &8220;şu partili, bu partili&8221; diye ayırmıyor.
Eğitimin önemini anlamak için bakan olmaya gerek yok.
Sistem sorunlu da olsa, aslında toplum liderlerinin iyi bir eğitim ve iyi insanlar yetiştirmek için yapabileceği çok şey var.
Bunun için Japon olmaya gerek yok!
Zonguldak&8217;ın iki yüzü!
Ve gelir uçurumu hızla büyüyor.
Madende canlı canlı ölene verdiği parayı çok bulan hükümet, yandaşlar için oluşturduğu kadrolara doldurduklarına üç katı, beş katı maaş bağlıyor.
Bu ülkede insanlar üç kuruş paraya muhtaç.
Bir dilim ekmeğe muhtaç.
Sahipsiz insanlar, ancak haber olduklarında hatırlanıyor.
Kurum yöneticileri, Ankara&8217;dan gelen telefonlar üzerine habere konu olan mağdur insanı bulmak için ajansları arıyorlar.
Oysa neler var&8230;
Tüm bunların aksine devlet kurumlarının ve bu kurumların başında bulunanların keyfi harcamaları dudak uçuklatıyor.
Belli ki, onlar, bu ülkenin gerçeklerinden uzak yaşıyor.
Belli ki, onlar, vicdan muhasebesinden uzak yaşıyor.
AK Parti iktidarında böylesi hovardalıklara son verileceği söylenmişti.
Ama öyle olmadı.
&8220;Değişim, dönüşüm&8221; derken adeta hortladı.
Mesela Zonguldak.
Neler dönüyor neler&8230;
Yapılan bunca israf ile her gün binlerce insan doyurulur, yüzlerce çocuk okutulur.
Adeta ahırda yaşayan yüzlerce insan, daha sağlıklı konutlara kavuşturulur.
Bunlardan haberdar olmak, bu insanların sorunlarına duyarlı olmak için haber olmalarına gerek yok.