AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Polat Türkmen, Ahmet Çolakoğlu ve Hamdi Uçar'ı çatıştırmak isteyen çevreler avuçlarını yaladı.
Üç milletvekili, seçildikleri günden bu yana ekip ruhuyla çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi nedeniyle milletvekillerinin eskisi kadar gücü kalmadı.
Ama hiç olmazsa, bir önceki dönem gibi itiş/kakış yok.
Polat Türkmen, yaşı ve üçüncü dönem milletvekilliği nedeniyle ağabey rolünü oynuyor.
Ahmet Çolakoğlu ile Hamdi Uçar ise teşkilattan geldikleri için iyi anlaşıyorlar.
Seçildikleri günden bu yana gösterdikleri çaba, önümüzdeki yıldan itibaren hizmete dönüşecek.
Milletvekilleri ile belediye başkanlarının uyumu da iyi.
Özellikle Zonguldak, Kozlu ve Kilimli'de önümüzdeki dönem, gözle görülür değişimler olacak.
Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar döneminde kaybedilen sinerji yeniden yakalandı.
Şimdi sıra ilçe kongrelerinde.
Yorulanlar, başarısız olanlar gidecek.
Partiye dinamizm gelecek.
Deniz Yavuzyılmaz nerede?
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, evlendikten sonra ortadan kayboldu.
Zonguldak Milletvekilinden çok Türkiye Milletvekili gibi çalışan Deniz Yavuzyılmaz, İstanbul'da evlenip, evini de oradan tutunca; kentle iletişimi eskiye oranla gözle görülür biçimde azaldı.
Oysa eskiden Deniz Yavuzyılmaz, Acılık Deresi'ne iner, Kozlu Sahili'ne koşar, dağlarda tepelerde gezerdi.
Şimdi yok.
Enerjisi mi bitti, önceliğimi mi değişti?
O "Deniziniz" cümlesiyle biten açıklamaları gelmiyor artık.
Acaba o artık bizim "Denizimiz" değil de başkalarının 'Deniz'i mi oldu?
At etinden kebap yapmışlardı...
21 Kasım 2017 tarihinde İncivez'de bir kebapçının at eti kullandığı haberi "At etinden kebap yapıp öğrencilere yedirmişler" başlığıyla Pusula'da haber olmuştu.
4 Ekim 2018 tarihinde Zonguldak İl Jandarma Alay Komutanlığı başta olmak üzere bazı resmi kurumların yemek ihalesini alan 'Hanımeli Yemek Üretim Yeri'nin at eti kullandığı iddiasını da Zonguldak halkı Pusula'dan duymuştu.
Biz bu haberleri yaptığımızda, bazı aklı evveller; bizim bu haberleri 'çıkar amaçlı' yaptığımızı ima eden yorumlar yapmışlardı.
Gerçeklerin er ya da geç açığa çıkmak gibi bir huyu var.
Bakın mesela; biz, bu Soğuksu'daki Heybem Market'in kaldırım ve yol işgalini yazmıştık. Nereden ne çıktı, görüyorsunuz değil mi?
Kıssadan Hisse: İçimizdeki cevher
Küçük bir zenci çocuk, şehrin lunaparkında dolaşırken; bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı. Her renkten ve her biçimden balonlar, ışıl ışıl parlıyordu. Derken, birdenbire; kırmızı bir balon, kazara bağlandığı yerden kurtularak havada uçtu, uçtu, uçtu ve nihayet aşağıdan seçilmeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu. Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki, satıcı bir tane daha bırakmanın iyi bir reklam olacağını düşünerek, havaya parlak, sarı renkte bir balon daha bıraktı. Arkasından bir tane de beyazını çözdü.
Küçük zenci, olduğu yerden büyük bir hayranlık içinde ardı ardına uçan rengarenk balonları seyrettikten sonra; "Baloncu amca" dedi; "Acaba bir tane de siyah renkte balon bıraksanız, ötekiler kadar yükselir mi?"
Baloncu adam, anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek, siyah renkli bir balon çözdü. Parmaklarını gevşetip onu da boşluğa bırakırken; "Yavrum" dedi; "Bizi yükselten dışımızdaki renk değil, içimizdeki cevherdir."
Günün Fıkrası: Karnıyarık!
Yaşlı Amerikalı turist, Türkiye'yi ziyaretinden sonra, geri döndüğünde karısı sormuş:
- Türk mutfağı meşhurmuş. Sen neler yedin, yeni neler öğrendin?
Kocası cevap vermiş:
- Evet, karnıyarık !
Karısı:
- O nedir?
Kocası:
- Valla pişmemişi benimkine, pişmişi seninkine benziyor!