Bu ülke, o öyle şeyler yaşıyor ki, ne kadar utansak azdır.
Bu ülkede, öylesine eşeklikler yapılıyor ki, mukayese bile eşeğin
şahsına hakarettir.
Bu ülkede, gariban olmayacaksın.
Garip olmayacaksın.
Garip oldun mu, binen çok olur.
Gelen biner.
Giden biner.
İktidar biner.
Ana muhalefet biner.
Patron biner.
Bürokrat biner.
Müfettiş biner.
Böyle öğretilir bizde hayat.
Geçinmek
için yanındakinin sırtına basmalısın mantığı, ülkenin resmi politikası
olmuş.
Yoksa o politikayı uygulamayan, göz yummayan bürokratın,
müfettişin sırtına binerler.
Politikacıların gerçekler üzerinden değil, acılar üzerinden
yaptıkları siyasi rant kavgaları ise, utancımıza utanç katıyor.
Allah
belanızı versin desek, diyemeyiz!
Onları değil, onların masum evlatlarını, analarını, babalarını
düşünürüz.
Onların aynı acıları yaşamasını istemeyiz.
Ama bunlara, bu anlayışa haddini bildirmek gerekiyor.
[*]
[*] [*]
Karaman´ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18
işçiden Tezcan Gökçe´nin 75 yaşındaki anne ve babası, oğullarına sağ salim
kavuşacaklarına dair umutlu bekleyişlerini sürdürüyor.
Diyor ki anne Ayşe Gökçe:
"Oğlum
yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?
Geceleri
uyuyamıyorum.
´Ocağa
gitme artık´ diye kaç
defa söylememe rağmen beni dinlemedi."
[*]
[*] [*]
Böyle bir olayın başlarına geleceğini hiç düşünmediklerini
belirten baba Gökçe ise, şöyle diyor:
"Olayı
duyduğumuzda acımızdan çok ağladık.
Annesinin ve
eşinin ´işi bırak´ demesine rağmen
onları hiç dinlemedi.
´Burada
dursam ne yapacağım? Gidip çalışayım´
derdi.
Hala
oğlumdan iyi bir haber alamadığımız için perişan olduk.
İki gündür ´akşam gelecek´ diye gözümüz kapıda,
ama hala gelmedi. Kimse de bir şey söylemiyor."
[*]
[*] [*]
Röportaj sırasında Gökçe;
"Gitti
mi benim oğlan şimdi, saklamayın" diye sorduğu AA muhabirinden, "Henüz hiçbir şey belli değil.
Çalışmalar sürüyor" cevabını alınca biraz rahatladı.
Ne desin muhabir?
Ne diyebilir ki?
[*]
[*] [*]
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Vatan Gazetesinden
Murat Çelike çarpıcı açıklamalarda bulunmuş.
Baştan sona itiraflarla dolu...
Çelikin sözleri, madenlerin Türkiyede, Somada, Ermenekte ve
Zonguldakta nasıl yönetildiğini açıkça ortaya koyuyor.
Diyor ki Çelik:
İşveren,
daha fazla kar için yatırım yapmıyor.
İşte bu tür
madenler kapatılmalı
Adama derler ki.
Neden
kapatmadınız o zaman?
[*]
[*] [*]
Belli darlanmış.
Devam ediyor Bakan Bey
Diyor ki:
İtiraf
tabii ki... Bakın, ben geçenlerde İstanbuldaki asansör olayında da söyledim
bunu.
Acı
gerçekler var.
İmar rantı yok
mu bu memlekette?
Ben bunları
söyleyince, bazıları tepki gösteriyor, ama kimse kusura bakmasın.
Sözlerim
nereye gidiyorsa gitsin.
Belediyeye
ise, belediyeye, bakanlığa ise, bakanlığa, kendi bakanlığıma ise, kendi
bakanlığıma...
Bu kadar da
açık konuşuyorum.
İnsanlar
ölüyor, içimiz yanıyor.
Bazı
şeylerin açık açık konuşulması gerekmiyor mu?
Gerekiyor
gerekmesine de, siz Bakan değil misiniz? diye sorarlar adama.
[*]
[*] [*]
Ermenekte yaşananlarla ilgili soru üzerine devam ediyor Bakan
Bey:
Bakın benim
söylediğim şudur.
Açıkça
söylüyorum.
Kim
alınıyorsa, sözlerim kime gidiyorsa gitsin.
İçim yanıyor
benim.
Gerçekleri
konuşmayacak mıyız?
Şunu
söylüyorum
Somada 301
kişi öldü.
Daha birkaç
gün sonra İlla ki maden tekrar açılsın
dendi.
Bunu oradaki
işçi de istedi, işveren de istedi, esnaf, yöre halkı, herkes istedi.
Bölge
halkından gelen bu talep doğrultusunda, yaşanan sosyal sorunlar üzerine,
yetkililer, mülki amirler, bölge milletvekillerine kadar herkes açılması için
talepte bulundu, baskılar yaptı.
Bakın
buradaki kazada
Gerçi
bilemiyorum kaza demek ne kadar
doğru.
Bu kaza
değil aslında.
Yer altından
buraya bir su patlaması var.
Altını
çizerek söylüyorum, kesin değil, ama ilk incelemelere ve tespitlere göre, daha
önce kullanılan, ama şu anda metruk halde duran galeriler var, oralarda su
birikintileri var. Belli ki, çok su birikti o terk edilmiş olan, kullanılmayan
galerilerde...
Tekrar
ediyorum, kesin değil, ilk tahminler bu yönde, buralarda biriken suyun aşağıya
deşarj olması gibi bir durum var. Böyle görünüyor.
Su dolan
ocağın patronu, sülale boyu devletin kiracısı çıktı.
Murat Bey,
bakın, çok açık söylüyorum. Benim gördüğüm, bu madene ruhsat verilmemeliydi.
Madene Sayın
Başbakan ile indik.
Ondan önce,
3 bakan indik.
Çıkarken
hepimizin ceketleri sırılsıklam oldu.
Düşünün
içerideki durumu.
Yüzde 35
eğimli, 350-400 metre aşağı iniyor işçi.
Raylı sistem
yok, asansör yok.
Yaya olarak
Geri çıkmamız 45 dakika alıyor
diyor işçiler.
Biz 200
metre indik, çıkıncaya kadar hiç birimizde takat kalmadı.
Bu işçi
nasıl çalışacak?
[*]
[*] [*]
Bakan Bey yine bir hatırlatma üzerine;
Tamam,
tabii ki biz yapacağız.
Sorunların
birçoğunu çözüyoruz, ama çözülemeyenleri de konuşmamız gerekiyor.
Bakın, bu
madencilik işinde, biliyorsunuz, önce yer projelendiriliyor ve arama ruhsatı
veriliyor. Ara kardeşim burada. Ne kadar bir rezerv var, bak. Bölgenin 3
boyutlu görüntülerine kadar çekiliyor. Sonra da, 3 yıllık dönem içinde işletme
ruhsatı veriliyor. Bizim görevimiz bu aşamadan sonra başlıyor. Yani aslında
tali görev bizimki
Denetimleri yapmak bizim görevimiz. Ama bakın açıkça
söylüyorum, Türk madenciliğinin yapısal sorunları var. Hodri meydan, bunları
her yerde, herkesle konuşmaya varım ben. Bakın mesela Zonguldaktaki düzen
Orada basıyorsunuz asansörün düğmesine, iniyorsunuz yüzlerce metre aşağıya.
Keza raylı sistem
Yatırım ortada. Burada ise yatırım yok. Burası ve burası
gibi küçük işletmelerde, adam para harcamıyor, yatırım yapmıyor. Bu küçük
işletmeler, güvenlik açısından yatırıma engel işletmeler.
[*]
[*] [*]
Ermenekteki ocağı son denetleyen Müfettiş Erdoğan Şekerin
söylediklerine ne diyeceksiniz?
Adam kontrol sondajlarının yapılmadığını söylüyor.
İhtarınıza uyulsaydı, bu kaza önlenebilir miydi? şeklindeki soruya karşılık ise, Tabi
önlenebilirdi. Yüzde yüz diyemem, ama önlenebilirdi yanıtını veriyor.
Neden
kapatmadınız? yönündeki soruya verdiği yanıt ise, Mevzuatımız onu gerektirdiği için...
Bu, idari bir tedbirdir. O tarihte kapatma kararı verilmezdi oluyor.
Yani çalışma hayatının sağlığını değil, patronun kazancını koruyan
yasadan bahsediyor.
[*]
[*] [*]
Bakan Beye gelelim.
Zonguldak örneğini verirken, yine hata yapıyor.
Birincisi, Zonguldakta asansörsüz ocakları unutuyor.
İkincisi, asansörlü ocaklardaki iş güvenliği skandallarını ve iş
kazalarını unutuyor.
Kozlu ve Karadonda son yaşanan iki büyük faciada her kurum
yöneticilerinin büyük ihmalleri mahkemelerle sabitleşti.
TTK doğru dürüst denetlememiş, TTKnın üretim alanına zaten
sokulmaması gereken özel firmalar korunmuştu.
Ne olduğunu gördük.
[*]
[*] [*]
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak Karadona
geldiğinde kader demek yerine,
Çağlayan gibi baksaydı, bu konuda uzman kurumların görüş ve önerilerine değer
verseydi, bu görüşler doğrultusunda her şey sil baştan ele alınsaydı, bugün ne
Soma faciası olurdu, ne de Ermenek
Ermenekteki ocağı denetleyen müfettiş de bugün böyle konuşamazdı.
Biraz insaflı olmak lazım
Vicdanlı olmak lazım
Biraz dürüst olmak lazım
Her facianın ardından koşup acılı gözlerle siyasi rant peşinde
koşacağınıza, gidin işinizi yapın.
İşçiyi de yakmayın.
Patronları da yakmayın.
Bu kaderi, siz yazıyorsunuz.