Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Giresun İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda çok önemli mesajlar verdi.

Dedi ki:

"Yapmamız gereken, kapı kapı dolaşmak. Gurur-kibir bize yakışmaz. Gurur-kibir, Allah'a aittir. Biz mütevazı olacağız. Bizim bakanımız mütevazı olacak. Belediye başkanımız, milletvekillerimiz mütevazı olacak. Makamı güçlü kılmaktır aslolan. Makamdan güç almak değil. Makamda güç alarak yoluna yürümeyi düşünüyorsan, geldiğin gibi bu millet seni göndermesini bilir. Son zamanlarda gerileme yaşandıysa maalesef yaptığımız yanlışlardan... Kendi çıkarını partisinin ve ülkesinin önünde tutan hiç kimse AK Parti'de yöneticiliğe talip olamaz."

Şimdi ben bu sözleri, Zonguldak'a uyarlamak istiyorum.

Son referandumda Zonguldak milletvekilleri çalıştı mı?

Hangisi çalıştı, hangisi çalışmayı bırakıp Trabzon'a maça gitti?

Mesela, AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, makamının gücünü kullanarak bizim üzerimize geldi. Gurur-kibir yaptı!

Aynı davranışları, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun da sergiledi.

Tüm eleştirilere ve soruşturmalara rağmen kardeşini Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri yapmak istedi. Olmayınca "Hastane Yöneticisi" sıfatını korumasını sağladı.

Bunlar kendi çıkarını, partisinin ve ülkesinin çıkarının önünde tutmak değil mi?

Hüseyin Özbakır'ın partiye almak için uğraştığı belediye başkanı, FETÖ'den tutuklanıp hapis yattı.

Tüm bu olan-biteni nasıl yorumlayacağız?

Yanlış üstüne yanlış yapıldı. Hala yapıyorlar.

Zeki Tosun, istifa etmek için neyi bekliyor?

Yaş haddinden emekli olmuş bir milletvekili...

Herkes yorulmuş. Bunlar yorulmamış, öyle mi?

Yorulmadılarsa, çalışmadıkları için yorulmamışlardır.

Ama ben özellikle Hüseyin Özbakır'ın demir taşımaktan çok ciddi bir metal yorgunu olduğunu düşünüyorum.

Özbakır'ın demir taşımasına yardım eden Zeki Tosun için de aynı yorgunluktan nasibini aldığına inanıyorum.

Sizce de öyle değil mi?

Danışman taktik değiştirdi...

Malum danışman taktik değiştirdi.

Artık operasyonlarını kendine bağlı yayınlar yerine, yandan çarklı yayınlarda yapıyor!

İki kişi bulmuş...

Biri dişi, biri erkek!

Artık oralardan yazdırıyorlar, mesaj veriyorlar!

Bu kadar dolanmaya gerek yok ki!

Biz bunların ağzını büzüşünden "Osman" diyeceklerini anlayabiliyoruz!

Kıssadan Hisse: Farelerin toplantısı...

Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiç biri kabul görmez. En sonunda genç bir fare, kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken, farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri, fareler tarafından alkışlarla onaylanır.

Bu arada, bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare, ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir, "Fakat, kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak?" der.

Dersimiz: İyi bir plan yapmak ayrı, o planı gerçekleştirmek ayrıdır. İnsanlar felsefeyi; çocukken masallardan, büyüyünce kitaplardan, ihtiyarlayınca da arkalarında kalan yaşamlarından öğrenirler...

Günün Fıkrası: Nereye gidelim?

Temel, işten gelmiş. Karısı:

"Sorma Temel. Bugün doktora gittim."

Temel, "Eee ne dedi doktor?" diye sormuş.

Karısı, "Deniz kenarında bir ay tatil yapmam gerekiyormuş. Nereye gidelim dersin?" deyince, Temel:

"Başka bir doktora..."

Günün Sözü:

"Bir çocuğun en büyük avantajı, neyi yapamayacağını henüz öğrenmemiş olmasıdır."

Mümin Sekman