Zonguldak&[#]8217;ta belediye hizmeti yok.
Takip edip yazmak zorundayız.
Yolların altı üstüne getirilmiş.
Kaldırımlar işgal altında.
İmar kirliliği had safhada.
Çevre kirliliği desen almış başını gitmiş.
Çöpler dışarıda.
Akşamları nefes almamız imkansız.
Tüm bunları yazarken öyle karamsar bir tablo çiziyoruz ki.
Oysa bu cennet şehri cehenneme çeviren biziz.
Bu ne acayip memleket kardeşim?
Çıkarı için cemaate gireni mi ararsın.
Daha çok kazanmak için fason üretim yapanı mı ararsın.
&[#]8220;Arkadaşım&[#]8221; dediği adamı iki dakikada satanı mı ararsın.
Ama bütün fatura bizde..
Vali eksik iş yapsa &[#]8220;Niye yazmadın?&[#]8221; diye bize hesap soruyorlar.
Başkan çalışmasa &[#]8220;Niye yazmıyorsun&[#]8221; diye bize hesap soruyorlar.
Biz kötü oluyoruz, onlar iyi adam!
Seçimde gidip oyunu veriyor.
Seçimden sonra hizmet gelmiyor diye ağlıyor.
Geliyor bize bağırıyor: &[#]8220;Niye yazmıyorsun?&[#]8221;
Kardeşim bu memleketin sorunlarının tümünü niye bizim sırtımıza yüklüyorsunuz?
Biz elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünde kendi sorunlarımızı kenara bırakıp, kentin sorunlarının çözümüyle ilgili yayınlar yapıyoruz.
Ya siz?
Kim verdi kardeşim bu iktidara oyları?
İkinizden biri vermedi mi?
Velhasıl bizim işimiz zor.
Fatura hep bize çıkıyor.
Ama bir elin parmak sayısını bulmayacak kadar az gazeteci, kentin sorunlarının çözümü için yazıyorlar, çiziyorlar, yorum yapıyorlar.
Bu sayıyı iki elin parmağı kadar yapsak, bir de birbirimizle anlaşsak, kentin sorunlarının yarısını çözeriz.
Mart ayı dert ayı&[#]8230;
Çocukluğumda büyüklerimden duyardım hep.
&[#]8220;Mart ayı dert ayı&[#]8221; derlerdi.
Bizim için ayların birbirinden hiç farkı yoktu ki o zamanlar.
Yazın da oynuyorduk, kışında.
Bahar da oynuyorduk, sonbaharda da.
Her mevsimin tadını çıkarıyorduk.
Ama yaş ilerleyip sorumluluklar artınca anladık Mart ayının derdini.
Dün sabah aylık bilançoya ilave ödemelerin eklendiğini söyledi arkadaş.
Yıllık vergi taksitinden bir başladılar.
Hemen attım bürodan kendimi dışarı.
Daha çok çalışmamız lazım.
Kentin sorunlarından, kendi sorunlarımızı unutmuşuz.
Günün Fıkrası: Dede!
Küçük çocuk dedesinin kucağında otururken birden, &[#]8220;Dedeciğim gözlerini yumsana&[#]8221; der.
-Neden yavrucuğum?
-Annem geçenlerde deden bir gözlerini yumsa çok zengin olacağız diyordu da.
Günün Sözü:
Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız, oturacağınız yer yine kendi kıçınızın üstüdür.
Nietzsche