Ülkenin, memleketin nereye gittiğini görmek için iş dünyasını dinlemek gerekiyor.
Sanayicileri dinliyoruz.
Onlara göre ülke suni gündemlerle zaman kaybediyor.
Her şey öyle anlatıldığı gibi pembe tablo değil.
Onlara göre, iktidarı ve siyasi partilerinin hepsi bu suni gündemlere teslim olmuş durumda.
İktidar gündem yaratıyor, muhalefet peşine takılıyor.
Arada; &[#]8220;aslında&[#]8221; konuşulması üzerinde tartışılması gerekenler kaynıyor.
Neler onlar;
Ülkenin gerçekleri hep bir boğuntuya getiriliyor.
Ülke o kadar boş işlerle uğraşıyor ki, millet ve medya adeta bir sürü psikolojisiyle onların peşine gidiyor.
Artan işsizlik.
Düşük ücrete dayalı istihdam anlayışı&[#]8230;
Borçlanmaya dayalı büyüme.
Bankalara ipotekli yaşamlar.
Artan hacizler.
Her şeyin gerçek sahibi olmak için hazır bekleyen bankalar.
Artan dış borçlar, iç borçlar.
Vatandaşa, yatırımcıya, üreticiye &[#]8220;kaç&[#]8221;, bankalara &[#]8220;tut&[#]8221; diyen sistematik vurgunlar.
Üretmeden tüketme çılgınlığı.
Üretmeden tüketme teşvikleri.
Amerika&[#]8217;dan, Avrupa&[#]8217;dan gelen küresel istilaya &[#]8220;büyüme&[#]8221; adına yol vermiş hovardalıklar.
Çin&[#]8217;den gelen küresel istilaya teslim edilmiş fabrikalar.
Kendi enerji kaynaklarını hor gören, dışa bağımlılığı teşvik eden anlayış...
Milliliği zillileştiren teslimiyetçilik.
Zenginle fakir arasında büyüyen uçurum.
Ürettiğini paylaşabilen bir toplum yerine sadakaya alıştırılarak uysallaştırılmış bir toplum anlayışı.
Demokrasiyi partilerin süs bitkisi olarak yetiştiren korkaklık.
Daha niceleri.
Bunların hepsi Türkiye&[#]8217;nin yeterince konuşulmayan, konuşulamayan, konuşturulmayan gündemleri arasında...
Gerçek veya gizli gündem...
Konuşulmayan, konuşulamayan gündem&[#]8230;
Ülkenin, memleketin nereye gittiğini görmek için iş dünyasının bu korkularına kulak vermek gerekiyor.
&[#]8220;Üretim, üretim&[#]8221; diyerek risk alıp her şeyini bankalara bağlayanları dinlemek gerekiyor.
Ülke, millet, istihdam, vatanım diyerek, bütün bunların uğruna her gün yeni bir delillik yapan girişimcileri dinlemek gerekiyor.
Çok büyük holdinglerin tuzu kuru olabilir.
Ancak geride kalan binlercesi farklı düşünüyor.
Onların anlatımlarına göre, Türkiye hızla büyürken iç organlarını da aynı hızda alınıyor.
Anadolu&[#]8217;nun dört bir köşesinde bulunan yatırımcılar uluslararası ölçekli firmalara yem ediliyor.
Dışarıdan yapılan pompalarla bu ülkenin kanı emiliyor.
Türkiye&[#]8217;nin fiziği, boyu posu gayet yerinde, yakışıklı görünebilir, ama böbrekler iflas etmek üzere.
Bakkallar kapanırken, yaşanacak travmaları hesaba katardık.
Meğer bakkallar devede tüy bile değilmiş.
İmalat, üretim sanayi ve tedarikçiler açısından daha zor dönem başlıyor.
Ve iş dünyası çıkıp bunları açık açık konuşmaktan korkuyor.
Çıkıp konuşanları ise, kimse pek kale almıyor.
Ekonomi ve medya sayfalarında onlar değil, başarı haberleri yer alıyor.
Çünkü mahalle baskısı var.
&[#]8220;Taraf olmayan bertaraf olur&[#]8221; tehditleri var.
Ne başörtüsü, ne Kürtçe&[#]8217;nin seçmeli ders ilan edilmesi.
Ne Ergenekon davası, ne balyoz!
Ne okullarda Kur&[#]8217;an eğitimi, ne cemaat tartışmaları.
İşte Türkiye&[#]8217;nin konuşulmayan gerçek gündemi&[#]8230;
İlçe ve belde sorunlarını neden konuşan yok?
Pusula&[#]8217;nın gecesinde konuşan Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, &[#]8220;Ereğli&[#]8217;nin sorunları neden görmezden geliniyor?&[#]8221; diye sormuştu.
Zonguldak merkezli gazetelerde ilçe ve belde sorunları yeterince yer almaz.
Posbıyık, o eleştirisinde yerden göğe kadar haklıydı.
İlçelerde, beldeler gözden ırak olunca, gönülden de ırak oluyor.
İlçe sorunları il merkezli gazetelerde ne kadar yer alırsa çözüm de o kadar kolaylaşır.
Posbıyık ve diğer dostlarımızın bu eleştirisinden yola çıkarak yeni bir çalışma planı üzerinde çalışıyoruz.
İlçe ve beldelerin göz ardı edilen sorunları Pusula&[#]8217;da daha fazla yer alacak.
Pusula, ilçelerin, beldelerin, köylerin sesine daha fazla kulak verip yer ayıracak.
İlçelerin ve beldelerin sorunlarını bir de Pusula&[#]8217;nın gözüyle göreceksiniz.
Çok yakında.
Bu konuda ki tüm görüş ve önerilere açığız.
Paylaşan dostlarımıza, okurlarımıza şimdiden teşekkür ederiz.