Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki deprem, 10 ilde etkili oldu.
Can kayıpları 30 bini geçti.
Bölgede 13 milyondan fazla insan yaşıyor.
Olası Marmara depreminin, başta İstanbul olmak üzere vereceği hasarı düşünebiliyor musunuz?
Can kaybı çok daha fazla, yıkım çok daha fazla olacak.
Ülke ekonomisi, çok ciddi biçimde etkilenecek.
Ama biz, bu depremde bile birbirimizi yiyoruz!
Depremin hemen ardından, “İşte şimdi Tayyip gider” yorumunu yapanlar oldu!
Eğer bu depremle gitmezse, daha büyük depremin olması için dua edecek olanlar bile çıkar!
Ülkemiz savaşa girse, ordumuz yenilse, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gidecek" dense, düşman saflarına geçip kurşun atacak insanlar azımsanamayacak kadar çok!
Elbette toplumdaki bu kutuplaşma tek taraflı değil!
Ama gerçekten bu ülkeye yazık.
10 binlerce insan ölmüş...
Millet seçim derdinde...
Adayını açıklayamamış parti bile "seçim" diyor!
Çünkü bu fırsat kaçmaz!
Enkaz altında çok sayıda insanımız kaldı.
Ama bana göre "insanlık" da enkaz altında kaldı!
Biz, enkaz altından kurtardığımız az sayıdaki canın umutlarına ortak oluyoruz ama...
Giderek insanlığımızı kaybediyoruz.
Bir toplantıya bakar!
Zonguldak’ta devleti yönetenler, deprem bölgesinden gelen vatandaşlarımızın kalacak yerlerini, sıcak yemeklerini, sosyal imkanlarını ayarlamakla meşguller.
Zaten doğrusu da bu...
Ama biliyoruz ki, bir süre sonra bu acılar unutulacak.
Her acının unutulduğu gibi...
O halde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü’nün kaçak olarak tespit ettiği yapılar yıkılmalı.
İl Müdürlüğü, bu tespitleri, ilgili belediyelere gönderdi!
Belediyeler bekliyor!
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, afet toplantısında konuyu gündeme getirmeli!
Bakın, Marmara depremi geliyor.
Akşam, sabah...
Bu deprem bizi de sarsar.
Ülkeyi de sarsar.
O halde herkes üzerine düşeni yapmalı.
Hakime, savcıya, valiye ayar veriyorlardı!
Büyük büyük laflar edenler vardı!
Asıyorlar, kesiyorlar, lama gibi tükürüyorlardı!
Hakime, savcıya, valiye ayar veriyorlardı!
Kendilerini peygamber kadar günahsız sanıyor, her türlü günahı bize yazıyorlardı!
Pusula’yı ve beni karalıyorlar, yazdıklarımızın etkisini azaltmaya çalışıyorlardı!
Öyle olmadığını görmüşler, anlamışlardır!
Pusula’nın isimsiz yazılarına bile adli-idari soruşturmalar açıldı.
Devletin farklı kurumları harekete geçti.
Çok ilginç şeyler olacak...
Bize sorulanlara, belgeleriyle yanıtlarımızı verdik.
Gerisi; hakkın, hukukun, devletin işi...
Bekleyip, göreceğiz.
Rihter ölçeği!
Bir siyasetçinin yakınlarıyla ilgili acayip bilgiler geliyor!
Ama galiba şu sancılı sürecin biraz geçmesini bekleyeceğiz!
Gerçi bunlar, ahlaksızlıklarına bu süreçte de devam ediyorlar ama!
İnsanlık bizde kalsın.
Bir fotoğraf, bir video geldi!
Ama heybenin büyüğünü bekliyoruz!
O gelsin...
Bakalım haberin şiddeti, rihter ölçeğine göre kaç olacak?