Şimdi anlatacaklarım ders değil hepimizin yaşadığı gerçekler üzerine bir izlenim.
Benim böyle durumlarda hiç kimseye ders vermeye falan niyetim de yok.
İnsan olgusu içinde ´nasıl daha iyi insan olabiliriz´ sorusunun yanıtını arayış belki.
Sorular çoğalabilir.
´Nasıl başarılı insan olabiliriz, nasıl daha fazla üretken olabiliriz?´
´Nasıl iyi insan olabiliriz?´
´Nasıl adaletli olabiliriz?´
´Nasıl hoşgörülü olabiliriz?´
Ya da şöyle sormak lazım.
Bu bozuk düzen içinde adaletli, hoşgörülü, çalışkan, üretken olmaya gerek var mı?
İnsanın genetik yapısında yer alan iktidar ve güç hırsını kontrol etmek ne kadar akıllıca?
İyi insan olmak için ne kadar taviz vermek gerekiyor?
Ya da iyi insan olabilmenin kurallarını uygulamak için taviz vermek gerekiyor mu?
Bu kadar çok sorunun yanıtını bir ömür boyunca arayacağız.
Bulanlar vardır, bulamayanlar vardır.
Kimi yedisinde bulur ona göre yaşar, kimisi yetmişinde bulamaz ona göre yaşar.
Sonuçta aslında nefes aldığımız her an, her gün, yaşadıklarımız öncesi ve sonrası binlerce soru ile karşılaşır yanıtlar bulmaya çalışırız.
[*][*][*]
İnsan davranışları üzerine tarihten bu tarafa yazılanların bir anlamı olmalı.
Ancak her doğum yeni bir başlangıç olduğu için şekillenmeler de yeni baştan başlıyor.
Hatalar insanlar içindir.
Güzel şeyleri yaşamasını bilen insanoğlunun dönüp kendisine bakamadığı toplumlarda ahlaki erozyon artarak devam eder.
Bugün bile hızla devam ediyor.
İnsanı hayvanlardan farklı kılan ise gelişmek ve gelişme arzusunu tatmaktır.
Başkalarını hakir görmeyi adet haline getiren insanoğlu dönüp kendisine bakabilmeli.
[*][*][*]
´Hep ben iyiyim´
´En iyi ben bilirim´
´Ben daha iyi bilirim´ diyen insanlar en büyük kötülükleri başkalarına değil kendilerine yaparlar.
Başkalarını aşağılama, küçük düşürme çabası, ihtiras ve kin insanları kör eder.
Kazanma ve başarılı olma hırsı çalışmak yerine dedikodu ve kıskançlıkla yapıldığında insanın başına olmadık dertler açar.
İnsanı küçük düşürür.
İnsanoğlu yeri geldiğinde kendisini de aşağılayabilmeli.
Başkalarına küfrederken kendi yaptığı haksızlıklardan ötürü kendine de küfredebilmeli.
[*][*][*]
Hayatta ne iş yaparsanız yapın.
Ama adalet ve dürüstlük duygunuzu yitirmeyin.
Bunları derken sakın ola ki kendimi ayrı bir kefeye koyduğumu falan zannetmeyin.
Bende çok eşeklikler yaptım.
Çok salaklıklar yaptım.
Çok haksızlıklar yaptım.
Bende her insan gibi hatalar yapıyorum.
Yine de yapabilirim.
Ve olgunlaştıkça yaptığım haksızlıkları daha fazla sorgulamaya çalışıyorum.
Çok zor değil.
Herkesin yapabileceği bir şey.
[*][*][*]
Hataları yapmak ne kadar kolaysa bu hataları görmekte o kadar kolay olmayacak.
Ama en azından görmeye çalışmak gerekiyor.
Zonguldak´a ancak böyle kalite gelebilir.
Zonguldak siyasetine, iş dünyasına, ticaret hayatına, Zonguldak kültürüne ancak böyle kalite gelebilir.
Slogan atmakla bunlar olmaz.
Çalışarak ve iyi niyet besleyerek olabilir.
Bir yerden başlamak lazım.
İki günlük ömrün sonu çok yakın.
Elinizi çabuk tutun.
Bencillik duygularınızı törpüleyip yaşamınızı ve yaptıklarınızı helal kılmanın yollarını arayın.


Eşini aldatan mağdur değildir!


CHP Lideri Deniz Baykal´ın kaset skandalıyla ilgili gelişmeler devam ediyor.
Baykal hala koltuğu bırakmak istemiyor.
Çünkü böyle bırakmak zorunda kalmayı kimse kabul edemez.
Ancak iş giderek kötüye gidiyor.
Başbakan´ın "Eşini aldatan mağdur değildir" sözlerinden sonra bu tartışmanın çok yankılanacağı belli.
Baykal sadece CHP Genel Başkanlığı´ndan değil siyasete de nokta koymak zorunda kalabilir.
Eğer böyle bir kaset varsa bu büyüklüğü yapmalıdır.
Baykal´ı alternatifsizleştirmek yanlış.
Kaset tuzağını kim kurduysa yanlış.
Ancak Baykal giderse CHP´ye büyük iyilik yapmış olacak.
Bu gelişmeleri CHP´ye darbe yapmak olarak nitelendirenler de bir süre sonra rahat bir nefes alabilirler.