Emniyet Müdürlüğü belediye hoparlöründen üç hafta boyunca her gün kontör dolandırıcılığına karşı uyarıda bulundu.


Daha önce de birçok defa basın açıklamaları, cep telefonu mesajları ve internet yolu ile vatandaşlara bu konuda uyarılar yapılmıştı.


Ancak tüm uyarılara rağmen bu olayların önüne geçilemiyor.


İnsanımız, eşi ve benzerine ancak eski Türk filmlerinde rastlanabilecek böyle basit ve uyduruk numaralara kanmaya devam ediyor.


Taktik şu: Vatandaşın cep telefonu çalıyor.


Karşındaki ses kendisinin polis, asker ya da Adliye görevlisi olduğunu söylüyor.


Konuşmasını fondaki telsiz sesiyle inandırıcı hale getirmeye çalışan dolandırıcı şahıs vatandaşa telefonunun terör örgütleri tarafından kopyalanarak kullanıldığını, adının yasa dışı bir olaya karıştığını, bu işi çözebileceğini, bunun için kendisine (siz deyin 1500 ben diyeyim 3000) kontör göndermesi gerektiğini söylüyor.


Vatandaş korkuyor ve bu numaraya kanıyor.


Kontörleri gönderdikten sonra aklı başına geliyor.


Yani iş işten geçtikten sonra dolandırıldığını anlıyor.


Ödül kazandınız diyerek arayanlar ve bu numarayla kişiye özel bilgileri alıp önüne geleni dolandıranlar da var.


Dolandırılan insanlar kendilerinden kontör isteyen kişilere korkuyla karışık saflıktan yüzlerce binlerce kontör gönderiyor.


Bu olayların önüne geçmek için vatandaşın uyanık olması gerekiyor.


Emniyetin bu suçu önleme konusunda yapabileceği bir şey yok.


Yapabileceği tek şey uyarmak.


Bu uyarı da yapılıyor.


Yapılan uyarılar dikkate alınırsa sorun büyük ölçüde çözülmüş olur.


Herkes kendisinin polisi olursa, tedbirli olursa daha az sorun yaşanır.


O zaman hem kontör dolandırıcılığı olmaz hem de hırsızlık olayları azalır.


Bakın konumuzla ilgili Adana&[#]8217;da neler olmuş.


Adana Emniyeti mahalle polisliği birimi aracılığı ile bir test çalışması yapmış.


Bu kapsamda kentteki 4 bin evin kapı zili çalınmış.


2 bin 23 ev sahibi kapısını &[#]8220;kim o&[#]8221; diye sormadan açmış.


Aynı uygulama Bartın&[#]8217;da yapılsa sonuç herhalde aynı, belki de daha yüksek çıkardı.


Sadece kontör dolandırıcılığında değil hırsızlık olaylarının önüne geçilmesi konusunda da vatandaşa çok büyük görevler düşüyor.


Kapını, pencereni sağlam tutacaksın, evden ya da işyerinden kapını kilitleyerek çıkacaksın ki hırsıza kolaylık sağlamış olmayacaksın.


Bu sayede aynı zamanda hırsızın kapıyı, pencereyi zorlarken geride iz bırakmasını sağlayacaksın.


Nasrettin Hoca&[#]8217;nın hikayesindeki gibi eşeğini sağlam kazığa bağlayacaksın, sonra Allah&[#]8217;a dua edeceksin.


Türkiye&[#]8217;nin neresine giderseniz gidin Emniyet halka bu konuda da sürekli uyarıda bulunuyor.


Bu uyarıların dikkate alınması ve tedbirli olunması halinde hırsızlık olaylarında da büyük ölçüde düşüş olacaktır.


Güvenlik konusu neyse sağlık konusu da öyle.


Sağlığımızı tehdit edip tehlikeye düşüren şeyler belli.


En basitinden sigara içmememiz ve sigara içilen yerlerde bulunmamamız gerekiyor.


Kendimden pay biçecek olursam sigarayı bırakalı 5 seneyi geçti, 6 seneye merdiven dayadı.


Dumanlı ortamlardan da elimden geldiğince uzak durmaya çalışıyorum.


İnanın öksürük nedir bilmiyorum.


Sigara içerken ki sağlığımla sigarayı bıraktıktan sonra ki sağlığım arasında çok büyük fark var.


Sigaranın kanser yaptığını herkes biliyor.


Kansere yakalanıp doktorluk ve hastanelik olacağınıza içmeyin de kanser olmayın.


Bu sözlerim içki için de geçerli.


Alkoliklerin yaşadıkları sağlık sorunlarını bilmeyen yoktur sanırım.


Sadece içki ve sigara değil aynı şekilde sağlıklı beslenmek, az yiyip sık yemek, yemeklerde yağ, tuz ve şeker oranına dikkat etmek, spor yapmak, yürümek, temizlik kurallarına uymak, havası, suyu, çevresi temiz ortamlarda bulunmaya özen göstermek de çok zor bir şey olmasa gerekir.


Diyeceğim şu ki; insan hem kendisinin polisi olmalı hem de doktoru.


Sorunların çözümü aslında biraz da kendi elimizde.


Her şeyi devletten beklemek gibi kötü bir huyumuz var.


Bu huyumuzdan bir an önce vazgeçmeliyiz.





Bu da demokrasi farkı



Bir önceki yazımda Amerika&[#]8217;nın karı koca arasına girip evliliklerin yıkılmasına yol açan üçüncü kişilere ceza öngören yasalarını örnek göstererek aile kurumunu korumaya verdiği önemden bahsetmiştim.


Amerika&[#]8217;daki ahlak farkını gösteren bu düzenleme ile birlikte idam cezasıyla da yasaların caydırıcılığına dikkat çekmiş, Marihuana isimli uyuşturucu için yapılacak referandumu da demokrasi farkı olarak değerlendirmiştim.


Amerika&[#]8217;da demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmiş.


Tabi ki bu sayede çok güzel işliyor.


İşte size bir demokrasi farkı daha:


ABD&[#]8217;de yapılan son başkanlık seçimlerinde Demokrat Partinin aday adayları arasında bulunan ve evlilik dışı ilişkisi ortaya çıkınca yarıştan çekilen Nort Carolina eski Senatörü John Edwards, ilişkisini itiraf etmişti.


Gazeteler konuyla ilgili &[#]8220;Edwards kampanya ekibinde internet belgeseli hazırlayan Rielle Hunter ile ilişki yaşadığını kabul etti&[#]8221; diye yazmış, verilen haberlerde Edwards&[#]8217;ın evlilik dışı ilişkisinin uzun süredir National Enquirer isimli bulvar gazetesi tarafından gündeme getirildiği ve &[#]8220;iddiaları kabul eden Edwards&[#]8217;ın büyük bir hata yaptım, aileme ve inançlarıma ihanet ettim&[#]8221; dediği belirtilmişti.


Belli ki Amerika&[#]8217;da nalıncı keseri yok, demokrasiyi herkes işine geldiği gibi yorumlamıyor.


Aynı şeyler (hem de daniskası) bizde de oluyor ama demokrasiye uygun bir biçimde böyle güzel sonuçlar vermiyor.


Bizdekiler basında buna benzer iddialar çıktığı zaman hemen yalanlama ve inkar yoluna gidiyor.


Amerikalı senatör gazetenin iddiasını kabul etmiş, siyasetten çekilmiş, demokrasiye uygun bir şekilde çok doğru ve dürüst bir davranış sergilemiş.


Bizde hakkında böyle iddialar olanlar koltuğuna daha sıkı sarılıyor, gazeteyi de gidiyor mahkemeye veriyor.


Aradaki farka bakar mısınız?




Doğruluk ve dürüstlük



Akmazlar Grup Cuma akşamı basına yönelik yemekli bir toplantı düzenleyecek.


Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Hüseyin Akmaz ile grup adına yemek daveti yapmak üzere gazetemizi ziyaretinde sohbetimiz sırasında laf doğruluktan dürüstlükten açılınca bol bol kulak çınlattık.


İnsan ilişkilerinden söz ederek bu meziyetin öneminden bahsettik.


Bunun ne büyük bir erdem olduğunu, eğilip bükülmeden yaşamanın ve dik durmanın ne büyük bir değer olduğunu konuştuk.


Bazı insanların çıkar ve menfaatleri uğruna neler yapabildiklerini görüyoruz, biliyoruz, duyuyoruz.


Bartın&[#]8217;da doğru ve dürüst insan sayısı ne kadar çok olursa şehir bir o kadar ileri gider.


İleri gitmek istiyorsak bu sayıyı artırmalıyız.