Zonguldak&[#]8217;ın neden gelişmediğini anlamak için Gazipaşa Caddesi&[#]8217;nde bir tur atmak, üç-beş kişiyle konuşmak yeterli.

İnsanlar; üretmenin, kazanmanın değil, üreteni yıpratmanın, kazananı kazana atmanın peşinde. Koskoca kent, &[#]8220;dedikodu üretim merkezi&[#]8221; gibi çalışıyor.

Kimse kimseye güvenmiyor.

İki farklı partinin politikacısı, toplum önünde birbirini düşman görüyor.

Sanki bıraksan birbirini öldürecekler.

Bunları Ankara&[#]8217;da görseniz şaşarsınız.

Sadece siyasetçiler mi öyle?

İşadamları, bürokratlar, gazeteciler farklı mı?

Herkes kendini iyi görüyor, karşısındakini rezil.

İnsanlar kendilerine, &[#]8220;Ben niye başaramadım?&[#]8221; demiyor.

Başaran kişiye elli türlü kulp buluyor.

Oysa kendine dönüp, &[#]8220;Ben niye başaramadım?&[#]8221; dese, sorun çözülecek.

Bireyler böyle düşünse, kent de başarısızlığın nedenini bulacak ve çözüm üretecek.

Başarısızlığı kabul etmeyen, başarı için çözüm üretir mi?

&[#]8220;Hastayım&[#]8221; demezseniz, doktor ayağınıza gelir mi?

Bir daha düşünün&[#]8230; İyi düşünün&[#]8230;

Palavra, palavra&[#]8230;

Bazı arkadaşların, kıskançlıktan gözleri kör olmuş. Sosyal paylaşım sitesinden bulup internet sitemize koyduğumuz Haberal fotoğrafı, yaygın basında geniş yankı uyandırınca, bazı arkadaşlar çok rahatsız olmuşlar. Fotoğraf, cep telefonuyla çekilmiş, Pusula&[#]8217;ya servis edilmiş. İşin doğrusu şu... O fotoğrafı Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz, genelde birçok kişinin boş yere zaman harcadığı sosyal paylaşım sitesi Facebook&[#]8217;ta buldu. Aldı, siteye koydu. O haberi de Facebook&[#]8217;ta paylaştı. Oradan da yaygın basın aldı, kullandı. Olay bu kadar basitken, yok fotoğrafı Haberal&[#]8217;ın oğlu Erkan Haberal cep telefonuyla çekmiş, Pusula&[#]8217;ya servis yapmış. Yazılanlar külliyen yalan. Biz fotoğrafı kimin çektiğini bile bilmiyoruz. Haberal&[#]8217;ı gölge gibi takip eden gazetecilerin bile bu haberi atlamasını hayretle karşılıyoruz. Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz&[#]8217;ü bu haberinden dolayı kutluyoruz.

Kıssadan Hisse: Krema kabındaki kurbağalar

İki kurbağa dolaşırken, kendilerini krema dolu bir kabın içerisinde bulurlar. Kremanın içine batan kurbağalar can havli ile çırpınmaya başlarlar. Fakat nafile, çırpındıkça batarlar kremaya. İçlerinden biri artık kurtulamayacağı düşüncesi ile kendini bırakır ve krema içinde boğulur. Diğeri ise, pes etmez ve son nefesine kadar çırpınmaya devam eder. Kararlıdır. Çırpınır, çırpınır, çırpınır&[#]8230; Ve sonunda bir şey fark eder, kabın içindeki krema gittikçe sertleşmektedir. Çırpınmaya devam eder ve sonunda sertleşen kremanın üzerine çıkıp dışarı sıçrayarak kurtulur.

Hayatta kazananlar asla vazgeçmeyenlerdir. Başarmamız gereken işi pes etmeden sonuna kadar mücadele ederek sonuçlandırmalıyız. Umutlar tükenmedikçe denemekten asla vazgeçmemeliyiz. Ancak sabırlı ve ısrarlı olanlar hedeflerine ulaşabilir.

Günün Fıkrası: Modern hapishane!

Modern bir hapishaneyi gezen gazeteci, çığlıkların geldiği bir odanın önünde durdu: "Bu çığlık da ne?"

Hapishane yetkilisi: "Burası elektrikli sandalye odası&[#]8230; Bir zenciyi idam ediyoruz."

Gazeteci: &[#]8220;Peki, niye çığlık atıyor.&[#]8221;

Hapishane yetkilisi: &[#]8220;Elektrikler kesildi de, mumla idare ediyoruz.&[#]8221;

Günün Sözü:

Her rüzgârla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.

Mevlana