Zonguldak, Ankara’ya beş milletvekili gönderdi.

Bunların üçü, AK Parti’den…

İkisi, CHP’den…

Seçim öncesi hizmet için birlik, bütünlük ve kent adına dayanışma çağrıları vardı.

O çağrıyı en fazla yapan isim, 7 Haziran’da MHP’den seçilen Zeki Çakan olmuştu.

Çakan, 1 Kasım’da yeniden seçilemedi.

Sonrasında ise, Çakan’dan doğan boşluk, anında hissedilmeye başlandı.

Günler geçti, haftalar geçti, Çakan’ın eksikliği daha fazla hissediliyor.

Söz konusu hizmet ise, “hadi hep birlikte” diyen isimler teker teker yok oldu.

Çakan, o söylemin ve mantığın çimentosuydu.

Ağabeydi…

Galiba o kısa dönemin ardından yokluğu daha fazla hissediliyor.

7 Haziran’da kendisine oy veren, 1 Kasım’da MHP’ye olan tepkileri nedeniyle Çakan’ı cezalandıranlarda pişmanlıkları görüyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Orası geçmişte kaldı.

Bugüne gelelim.

CHP Milletvekilleri, daha çok kenarda durmayı tercih ediyor.

Şerafettin Turpcu, daha aktif.

Ünal Demirtaş ise, yeni yeni Zonguldak’a yüzünü dönüyor.

Ama en büyük gerekçe:

“Biz nasıl olsa muhalefetiz…”

Bu kent adına muhalefet partili milletvekillerinin de çok şey yapabileceğini izah edemedik.

“Biz zaten muhalefetiz” diyerek kenarda durmak veya topa tam girmemek, iktidarı yeterince sıkıştırmamak kötü bir mazeret.
Bu konuda 22’nci Dönem CHP Milletvekili Harun Akın’ı örnek gösteriyoruz.

Akın’ın milletvekili olmadan ortaya koyduğu performansı, ne yazık ki, milletvekillerimizde tam göremiyoruz.

Medya da, CHP Milletvekillerinin ne demeye çalıştığını, ne yapmaya çalıştığını fazla umursamıyor görünüyor.

Ancak her ikisinin de bu kent adına mücadele eden isimler olduğunu unutmamak gerekiyor.

Ünal Demirtaş’ın bazı komplekslerini hep eleştirdik.

Yine eleştireceğiz.

Ama istiyoruz ki, kentle daha fazla kucaklaşsın.

Olayları birbirinden ayırmak gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Peki, AK Parti’nin üç milletvekili ne yapıyor?

En başta ortaya konulan birlik ve beraberlik görüntüsü, ne yazık ki, dağılıyor.

Üç milletvekilinin bazı kurumlara birlikte yaptıkları ziyaretlerden umutluyduk.

Bu umudumuzu halen korumaya çalışıyoruz.

Ancak başka sorunlar var.

Uyum sorunu…

Bazı sözde “müjde”ler meclisin fırınında ısıtılıp ısıtılıp Zonguldaklıya kakalanıyor.

Bunu en çok Faruk Çaturoğlu yapıyor.

Sonra Özcan Ulupınar geliyor.

En son isim ise, Hüseyin Özbakır…

[*] [*] [*] [*]

Basında çok fazla haber yer alıyor, milletvekilleriyle ilgili…

O zaman okur ve toplum çok çalıştıklarını düşünebilir.

Evet, bir gayret var.

Evet, önceki dönemlere göre heyecan var.

Ama top ortada dönüp dolaşıyor, pek çok konuda.

Yani yapılan işler, yayınlanan haberlerin çıkardığı gürültünün çok gerisinde.

Gayret de güzel.

Ama henüz müjdelenmemiş işleri “müjde” diye bu kente satmasalar, daha doğru olacak.

Bizim gazeteler de bir alem.

Yapılmış, somuta ermemiş işleri “müjde” diye yayınlıyorlar.

Hep birlikte yayınlıyoruz.

Yani halkı beraber aldatıyoruz, beraber kandırıyoruz.

Sonuç?

Yok…

[*] [*] [*] [*]

AK Parti Milletvekilleri arasında kavga var.

Hem de sıkı bir kavga.

İsterdik ki, bu üç isim hizmet için kavga etsinler.

Ama onlar birbirleriyle atama yarışına girmişler.

Biri, danışmanını bir yere getirmeye çalışıyor.

Yetmedi, imamın kardeşini başka bir yere müdür atamak istiyor.

Diğeri, bir başka ismi diğerinin atamak istediği yere atamak istiyor.

Biri, Zonguldak’ı bilmeyen bir başka ismi boş bulduğu her yere oturtmak istiyor.

Ve İl Başkanı Zeki Tosun da ortada kalıyor.

Soldan biri imza attırıyor, sağdan biri imza attırıyor.

Ama üç milletvekili, aynı isimlerin, aynı görevlere getirilmesi için, aynı kağıtlara imza atamıyor…

[*] [*] [*] [*]

Daha neler neler…

Öyle şeyler oluyor ki, meclis kulislerinde sesler yükseliyor.

Milletvekilinin biri, atamayla ilgili diğer milletvekiline imzalatamadığı kağıdı hızla ve öfkeyle alıp, çekip gidiyor.

Bir İl yöneticisi, Zeki Tosun’u sıkıştırıyor.

“İstifa ederim” resti çekiyor.

Daha neler neler…

Kavgayı hizmet için değil, müdür, müdür yardımcısı atamaları için yapıyorlar.

Erken başladılar!

Dört sene geçmez!

Mithatpaşa, Muhtarını arıyor…

Zonguldak Merkeze bağlı Mithatpaşa Mahallesi’nde 5 Haziran’da muhtarlık seçimi var.

Aslında bu mahallenin zaten başarılı, girişimci, çalışkan bir muhtarı vardı.

O isim, Murat Topçu’ydu…

Topçu, AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar’a danışman olunca, boşluk doğdu.

Şimdi mahallede seçim hazırlığı var.

Mithatpaşa önemli.

Murat Topçu, AK Parti’den gelen bir isimdi.

Ama herkesin muhtarı olmak için çalışıyordu.

Yerine gelecek isim önemli.

Biri eski muhtar olmak üzere yeni isimler var adaylık için çalışan.

O isimlerden biri de, güreşçi ve aynı zamanda MHP İl Yöneticisi Varol Demirköse…

Ne yazık ki, muhtar adaylarının önünde veya arkasında olan parti kimlikleri, aslında kimin, ne yapabileceği konusunda önyargıların oluşmasını kaçınılmaz hale getiriyor.

Çünkü bizde belediye seçimlerinde de, ne yazık ki, seçmen, adayın ne yapabileceğinden çok partisine göre hareket ediyor.

O zaman da hiç seçilmemesi gerekenler seçilebiliyor, daha iyi hizmet edebilecek olanlar seçilemeyebiliyor.

Galiba aynı olay Mithatpaşa’daki seçimlerde de yaşanacak.

Murat Topçu olsa, zaten başka adaya gerek kalmazdı.

Topçu’dan sonra yeni bir isim olacaksa, o isim neden Varol Demirköse olmasın?

Parti kimliğine göre değil de, ortaya koyabileceği çabaya göre değerlendirilirse, şansı var.

Biraz daha imkan sağlansa…

Kentte hep olumsuzluklardan söz ediyoruz.

Az da olsa güzel örnekler de var.

Sıkı çalışan, çok kısıtlı imkanlara rağmen çok güzel işler yapmak isteyen isimlerden biri, Abdullah Bakır…

Zonguldak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Abdullah Bakır, hem Kültür Merkezi’nde, hem de yetki alanında olan yerlerde daha fazla üretmek, daha fazla etkinlik yapmak ve BKM’nin kapılarını daha fazla gence, daha fazla çocuğa açmak istiyor.

Ancak gerek ekonomik şartlar, gerekse fiziki şartlar engel.

Müdür Bakır, bunları yapmak isterken, elbette yalnız değil.

Birlikte çalıştığı iyi bir ekip var.

Yıllar önce tek başına duran bir piyanoyu gördüğümüzde, “Neden piyano kursu düzenlemiyorsunuz?” diye sormuştum.

Abdullah Bey, o dönemler yeni gelmişti.

Sonra piyano kursunu da diğer aktivite alanlarına ekledi.

Şimdi tam 120 piyano kursiyeri var.

Yalvar yakar ikinci piyanoyu aldırdı.

Ve daha çok şeyler.

Şunu net biliyoruz ki, gerek ekonomik, gerekse fiziki imkanlar daha iyi olsa BKM Zonguldak’ta yüzlerce öğrenci ve genci ağırlayacak.

Bu emekler için başta Abdullah Bakır ve Belediye Başkanı Muharrem Akdemir olmak üzere teşekkür etmek gerekir.

Ama daha fazlası neden olmasın?

Sadece biraz imkan yaratmak yeter.