Bizim apartmanın giriş katında kimseye zararı olmayan gençler vardı.
Kara
kutuydular.
Karşılaştığımızda
bile zoraki selamlaşmalar olurdu.
Ev
bazen dolup taşar, bazen kimseler olmazdı.
Biz
de bir taraftan taşınma telaşı yaşarken, baktık ki onlar bizden erken
davranmışlar.
Ev
boşaltıldı.
Çünkü
cemaat evlerinden birisiydi.
Zonguldaktaki
cemaat evlerinde kimlerin hangi kararlarda etkili olduğu, bürokraside yaşanan
kıyımlara kimlerin etki ettiğiyle ilgili önemli ipuçları var elimizde.
Ama
şimdi girmeyelim.
İtiraflar
daha önemli.
[*]
[*] [*] [*]
Darbe
girişimi sonrası farklı senaryolar yazılsa da itirafları okumak daha inandırıcı
geliyor.
O
zaman FETÖyü daha iyi anlıyorsunuz.
Şaşkınlığınız
artıyor.
İşte
yeni bir itiraf.
Yeni
bir haber.
Hürriyetten:
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenim görürken 2,5 yıl FETÖ
evlerinde kalan Adıyamanlı D.T. bu süreçte FETÖ'cü akademisyenlerin derslerini
geçmede yardımcı olduğunu ancak örgütle ilişkisini kesince gördüğü baskı
yüzünden okulu bırakmak zorunda kaldığını savundu.
[*]
[*] [*] [*]
Genç
kız, maddi durumlarının iyi olmadığını, üniversiteyi okumak için 2012 yılında
Şanlıurfa'ya gittiğinde ailesi güvenilir bulduğu için 2,5 yıl FETÖ'nün evinde
kaldığını kaydetti.
FETÖ'cü
ablaların, maddi durumu iyi olmadığı için kendisine destek vereceğini
söylediğini aktaran D.T. evde kalırken kendilerinden Zaman Gazetesi ve Sızıntı
dergilerine abone yapılmasının istendiğini anlattı. Ailelerin ve akrabaların da
abone olması için dayatmalarda bulunulduğunu ifade eden Turgut, abone
yapanların el üstünde tutulduğunu, onlara ödül olarak tabletler verildiğini
kaydetti. Haftada bir gün bölge toplantıları yapıldığını belirten D.T. şöyle
konuştu:
"Bölgenin
başkan ablaları olurdu. O evlerde toplanılır, tüm öğrenciler gelirdi. Daha çok
FETÖ kitapları okunurdu. Onun üzerinden mesajlar verilirdi. 'Güneşin doğup
battığı her yere biz askerlerimizi yetiştireceğiz. Bütün dünyanın hakimi
İslam'ı yayacağız. Tek doğru biziz. Diğer cemaat gruplarının hepsi yok olacak.
Biz İslam'ın gerçek neferleriyiz. Dünyada en hakim biz olmak zorundayız' gibi
konuşmalar oluyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o zamanlar Başbakandı.
'Recep Tayyip Erdoğan'ın bir güç zehirlenmesi yaşadığını, şu anda yaşadığı o
gücün verdiği sarhoşlukla yanlış şeyler yaptığını, çok yakında zaten başına bir
musibet geleceğini' söylüyorlardı."
[*]
[*] [*] [*]
Bayramlarda
FETÖ'cü ablaların esnaftan para toplanması için kendisine zarflar
dağıttıklarını anlatan D.T. sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ablalar,
bakımlı ve dış görünüşü iyi olan kızları para toplamak için esnafa
gönderiyorlardı. İlk başta tabi yapmak istemedik. Ama ablalar bana 'Sana iftara
atarız. Dediğimizi yapmak zorundasınız. Okul hayatın biter. Ailen bize bir
şekilde inanır. Bir şekilde aileni inandırırız. Dini bir yapılanmayız, dini bir
cemaatiz. Yapmak zorundasın' gibi yaklaşımlarda bulundular. 17 Aralık sürecinde
sosyal medya üzerinden özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında tweet atmamızı,
dershanelerin kapatılmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kötü şekilde döneceğini,
öğrencilerin mağdur olacağını söylüyorlardı. Adıma, istemediğim halde hesaplar
açılıp, tweetler atılıyordu. Bu konu hakkında bana baskı yapıldı. O gün gizli
bir toplantı yapıldı. Acele şekilde öğrenciler gece uykularından uyandırılıp zorla
'Tweet atacaksınız. Sosyal medyayı karıştıracaksınız' denildi."
Evlerde
kalanların üniversitede de farklı muamelelere tabi tutulduğunu aktaran Turgut,
"Okuldaki akademisyenler cemaat evinde kaldığım için olumlu bakıyorlardı.
FETÖ kitaplarını okuduğumuz taktirde
derslerimize çalışmazsak da olur deniliyordu.
Akademisyenler
bize tolerans tanıyorlardı. Dersleri geçmemizde yardımcı oluyorlardı"
dedi.
[*]
[*] [*] [*]
Genç
kız, "Tahammül edilemeyecek bir durumdu.
Çıkmam
gerektiğine inanıyordum. Zaten o dönem Cumhurbaşkanı Recep TayyipErdoğan, öğrencilere
o evlerden çıkın diye çağrı yapıyordu. Ben de o zaman tesadüfen Şanlıurfa
Belediye Başkan adayıyla tanıştım. O da bana sağ olsun yardım etti. Ben devlet
yurduna girdim." diye konuştu.
[*]
[*] [*] [*]
Evden
ayrıldıktan sonra okuldaki FETÖ'cü akademisyenlerin kendisini sürekli odasına
çağırıp "Evlerden neden çıktın? Çıkmaman gerekiyordu" gibi ifadeler
kullandığını anlatan D.T. "Bana 'Çalıştığın burada fayda etmeyecek, O
evlerde kalsan zihnin açık olur. Artık hiçbir şekilde başarılı olamazsın. Belki
kötü şeyler yaşarsın' gibi şeyler söylediler. Bunu söyleyen dekan
yardımcısıydı. Beni odasına birçok kez çağırıp bunları söyledi. Ben de çok
ciddiye almadım. Çalışırsam yaparım diye düşündük" dedi.
[*]
[*] [*] [*]
FETÖ'cülerin
evlerinde kalanlara soruların verildiğini belirten D.T. şunları kaydetti:
"Soruların
cemaat evinde kalan ablaların elinde olduğunu, hiç çalışmadığı halde 90
aldığını, benim ise hiçbir şekilde geçemediğimi görünce şikayet için akademisyenin
yanına gittim. 'Sınav kağıdımı görmek istiyorum' dediğimde 'Göremezsin'
dediler. Sonra bir hoca bana, 'Bu okuldan mezun olamayacaksın' gibi şeyler
söyledi. Çalıştığım halde karşılığını alamayıp bütün derslerden kalınca daha
fazla okula devam edemedim. Psikolojik olarak çöküntü içerisine girdim.
Çalışıyordum ama sınavları geçemiyordum. Bir sürü alttan dersim birikmişti.
Başarılıyken bir anda düşüş yaşadım. Sonunda okulu bırakmak zorunda kaldım. Şu
anda okuyamıyorum. 1,5 yıldır evde oturuyorum."
[*]
[*] [*] [*]
Şimdilerde
bazı cemaatçiler; Biz FETÖnün böyle olduğunu bilmiyorduk diyerek yırtmaya
çalışıyor.
Pek
çoğu haklıdır. İnanırım.
Ama
D.T.nin de anlattığı gibi, din-kitap- kuran diyerek yapılan zulümlere ortak
olan, seyirci kalan, cemaatçi olmayanları hedef gösterenler kimlerdi?
Bir
tarafta iktidar bir tarafta sendikanın gücüyle asan- kesenler kimdi?
O
nedenle ilk günden beri söylüyorum.
Madenci
Anıtında onların pek çoğunu görmek mümkün.
Ama
pek çoğu kurtaramıyor.
Cemaatin
gücünü iktidar ve Memur-Senin gücüyle birleştirip baş kesenler şimdi başka
yerlerinden nefes alıyor!
Devam
edin. Böyle gayet iyi!
Devlette
din savaşları!
Dün
medyaya düşen haberlerden biri dikkat çekiciydi.
FETÖcülerin
Alevi tutumunu ortaya koyuyordu.
Cumhuriyet'in
yayınladığı iddianamedeki notlarda Fethullah Gülen'in özellikle Alevilere
yönelik nefret söylemini kullandığı görülüyor.
Yandaşlarını
motive etmek için TSK, Yargı ve Milli Eğitimin Aleviler tarafından ele
geçirildi iftirasında bulunan Gülen'in Alevi, şeceresi bozuk generaller
diyerek Alevilere hakaret ettiği ortaya çıktı.
İşte
iddianamede yer alan Pensilvanya notlarında Aleviler:
Alevi, şeceresi bozuk generalleri Süleyman
Demirele listeler halinde verdik.
Maalesef
hocam sen karışma, orduya müdahale etme diyor.
Bize
hakaretamiz ifadelerle mukabelede bulunuyor.
Biz
her zaman Demirele güvendik, hep aldandık.
Esasen
Demirel, Yaşar Büyükanıt ve benzerlerinin ecdadı, hepsi de Yahudidir.
Çilingiroğlu
(Kılıçdaroğlunu kastediyor olabilir) tamamen çevresi Tuncelili Aleviler
tarafından tutulmuş ve CHP devrimci bir partidir.
İnşallah
devrilip gideceksiniz.
Bunların
içine MHP ve KCKyi de koyarak beddua ettim.
CHP ve MHPnin içi bundan sonra iyice
karışacak.
HSYK tam bir eşkıya, hepsi de ateist
insanlardı.
Alevi dedelerin giderlerini bunlar temin
ediyordu.
Hepsi
Kızılbaş, ülkenin başında Kızılbaş olarak duruyorlardı.
Rahmeti
ilahi yüzümüze baktı ve gittiler
CHP
Lideri Kemal Kılıçdaroğlu son günlerde; Kışlaya ve camiye siyaset girmesin
sözlerini daha baskın söylüyor.
Yine
son günlerde dikkat çeken söylemlerden birisi de; Ülkeyi tarikatlarlar
yönetmeyin çağrısı.
Hem
iktidar hem de muhalefet kanadında bu yönde görüşler var.
Bu
görüşler daha baskın hale gelmeli.
Devlet
eliyle desteklenen, yönetime ortak edilen tarikat veya tarikat adı altında
çalışan güçlerin neler yapabildiğini gördük.
Sonuç
olarak her siyasi parti kendi döneminde din eksenli hareket etti.
SHP
Koalisyonu döneminde sadece Alevi olduğu için yönetimlerin başına getirilenler
gitti, Alevi düşmanlığı yapanlar getirildi.
Bu
işin ortası hakkaniyet.
Hukuk.
Şeffaflık.
Demokrasi.
Samimiyet.
Ve
liyakat.
Siyasi
erk kim olursa olsun iş ahlakı ve
beceriyi değil dini inancı baz alıyor veya onunla motifliyorsa bir şey
değişmeyecektir.
İşin
kötüsü tüm siyasiler bu konuda güvenilmez.