Erdinç Aksoy.

Anadolu Ajansı’nda uzun yıllar başarıyla görev yaptı.

Müdür olarak ajansın vitrinine yakışan bir temsil ortaya koydu.

Şimdi Adana’ya gidiyor.

Daha büyük bir şehre, daha büyük sorumlulukların altına giriyor.

Kendisine duyulan güvenin karşılığını hatta daha fazlasını vermeye gidiyor.

İnanıyoruz ki bu gidiş onun Anadolu Ajansı’nda çok daha üst görevlere gelmesinin de önemli basamaklarından birisi.

Anadolu Ajansı’nda staj dönemlerinde tanıştık.

2000’li yılların başıydı.

Çok çektik.

Yurt Haber Ajansı’na baktığım dönemlerde birlikte gittiğimiz her haberin ayrı bir hikayesi vardı.

Haber yapmaya giden bizler aslında başlı başına haberdik.

Erdinç ile gittiğimiz her haberden ayrı bir keyif aldık.

Umutsuz ve telaşlı yolculukların, bekleyişlerin, tartışmaları sonunda haberi patlatarak dönmenin verdiği keyfin tadı hiçbir şeyde yoktu.

Para pul değildi mesele.

Haberdi her zaman.

Erdinç Aksoy’un kadro almasına en çok sevinenlerden biri oldum.

Çünkü en fazla hak eden oydu.

Çalıştı.

Sorguladı.

Sorumlu bir gazetecilik örneği ortaya koydu.

Alkışı da takdiri de fazlasıyla hak etti.

En önemlisi de bunları yaparken, yani gazetecilik yaparken Anadolu Ajansı’nı hiçbir zaman ayağa düşürmeden, geçmişte olduğu gibi kirli işlere, kişilerin egolara bulaştırmadan temsil etti.

Meslektaşlarıyla da hem rekabeti hem de dostluğu korudu.

Bu çok önemliydi.

Mesela bir diğer başarılı arkadaşımız DHA Büro şefi Ersin Ercan ile o kadar rekabet içinde olmalarına rağmen aynı yemekte, aynı sofrada oturup aynı halı sahada top koşturabilen iki ender insan oldular.

Ersin Ercan Bolu’dan gelmişti Bolu’ya döndü.

Erdinç her ne kadar Zonguldak’a dönecek olsa da artık Adana ve belki de başka kentlerde görev yapacak.

Hayat akıp giderken bazen görmüyoruz birbirimizi.

İç içe yaşarken bilmiyoruz kıymetini.

Erdinç ve Ersin de bu kentin en seviyeli, en başarılı gazetecilerinden, ajansa muhabirlerinden ikisiydi.

İkisi de gitti.

Onların adına seviniyoruz.

Ancak bunun hem bu kentteki gazetecilik hem de kent adına önemli bir kayıp olduğunu da biliyoruz.

Erdinç gidiyor.

Sevgili Eşi Tülay Aksoy da bir süre sonra Adana’ya gidecek.

[*] [*] [*] [*]

Bir hafta önce ikinci çocuklarına kavuştular.

Tebrik ediyoruz.

Allah sağlıkla büyütmeyi nasip etsin.

Neden Erdinç?

Neden Ersin?

İşine yatırım yapan, kendinse yatırım yapan, yerini bilen, haberin ve gerçeğin peşinden giden, samimi gazetecilere daha fazla ihtiyaç var.

Çünkü medya çok önemli.

Medyadaki temsilciler çok önemli.

Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ortamı görüyoruz, yaşıyoruz.

Bilgi kirliliği almış başını gitmiş.

Merkez medya ne yazık ki yaşanan travmaların, ayrıştırmaların, ötekileştirmelerin önemli bir parçası olmuş.

Bu nedenle böylesi isimlere daha fazla ihtiyaç var.

Eski günlerin özlemiyle de olsa Erdinç Aksoy’u bir kez daha tebrik ediyor, başarılar diliyoruz.


Bravo Kılıçdaroğlu

Darbe girişimi sonrası acayip şeyler oluyor.

O acayip şeylerden en güzeli siyasi liderlerin ve yerel temsilcilerinin ortak doğrulardan buluşabilmesi.

Siyasi rekabetin yanında bunu yapabilmeleri hepimizin özlediği bir tabloydu.

Oluyor.

Bu birlikteliğin kilit noktası CHP.

Pek çok kişi bu dönemin mağduru olduğu için mevcut iktidarın siyasi bir rant ve güç sahibi olduğunu düşünüyor.

Bu hakim görüşün yanında CHP’nin pozitif yaklaşımının da alkış aldığını görmezden gelemeyiz.

CHP içinden belki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na; “İktidarın dümen suyuna gidiyorsun” diye kızanlar vardır.

Ama bizim görebildiğimiz kadarıyla Kılıçdaroğlu bu dönemki duruşuyla, üslubuyla, tavrıyla, söylemleriyle, vurgularıyla prim yaptı.

Endişelerini de aşağılayarak, hakaret ederek değil iktidar tabanında bile kabul gören bir üslupla yapması kendisine alkış getirdi.

“Hepiniz oradaydınız be!”

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu darbe gidişimi sonrasında izlediği yol ve diliyle dikkat çeken bir isim.

Son yazılı açıklamasında çok yönlü olarak düşüncelerini paylaştı.

Endişelerini dile getirdi.

Dedi ki:
“2002'den bu yana sağlık, eğitim, yargı, ordu, polis, istihbarat başta olmak üzere elini attığı bütün kurumları işlevsizleştiren uygulamalar yapıldığını, liyakat esasının hiç uygulanmadığını bu şekilde kimlerin haklarının yenilirken, kimlerin hak etmedikleri makam ve mevkilere getirildiklerini biliyoruz. Din maskeli Fetullahçı Örgüt, KPSS sorularını ele geçirip kendi adamlarına dağıttığı için gerçek halk çocukları işe giremedi, mağdur oldu. Çaldıkları sadece sorular değil, milyonlarca insanın emeği, hayali, eğitim hakkı ve iş hakkıydı, bu ülkenin yarınlarıydı.

Bugün `14 yıl boyunca soruları çalmışlar` diye açıklama yapıyorlar. Peki kimin zafiyetinden, göz yummasından faydalanarak yapmışlar bunu? Dönemin Başbakanı’nın dediği gibi `hepiniz oradaydınız be!`.

İktidarın kendi eliyle yarattığı veya büyüttüğü bir sistemin kurbanı olduğuna dikkat çeken Turpcu şöyle devam ediyor;

“Hükümet, Fetullahçı Örgüt ile bağı olduğu gerekçesiyle boşalan bu kadrolara getirilecek olanların başka derin güçlerin bağlantısı olmayacağının garantisini verebilir mi? Diğer tarikatların altından ne çıkacağını biliyor muyuz? AKP tarikatlar koalisyonu olmamalıdır. Bu nedenle, bir tarikat bitirilirken başka tarikatların palazlanmasına yol açılmaması gerekmektedir. Oluşan boşluğu başka hareketlerin doldurmaması gerekmektedir. Çünkü bütün hepsinin kendine has ajandaları olduklarını biliyoruz, toplumu dönüştürmek için ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bir yandan toplumu istedikleri yere çekmeye çalışırken bir yandan da siyasi yönlendirmeler yapabiliyorlar. Bu nedenle devrim kanunları uygulanmalı tarikatlar kapatılmalıdır.”

Ve son söz:

“Bu tehditlere karşı tek çare ‘Kurucu Cumhuriyet Değerlerine’ dönüştür, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldur, cumhuriyetimizin kurucu değerleridir ve laik, demokratik düzendir. Dünyanın gördüğü en ileri görüşlü liderlerinin başında gelen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, getireceği tehlikeyi gördüğü için o günlerden uyarmış, Tekke ve Zaviyeleri kaldırmıştır. Yoksa ülke şimdiye kadar çoktan hem emperyalizmin hem de din bezirganlarının kontrolüne geçmişti. Atatürk'ün `Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.` sözleri düne, bugüne ve yarına tutulan en önemli ışıktır”

İktidar da bazı sonuçlardan ders çıkarmış görünüyor.

Umarız bu heyecan üç- beş ay sürmez!