Bir türlü fırsat bulup da İbrahim Balıkçı&[#]8217;ya değinemedik.


Neredeyse Ramazan bitecek, biz Kozcağız&[#]8217;daki iftar çadırını yazacağız.


Bizi şu sıralar lütfen mazur görün.


Kapımızın önünü, bahçemizi süpürmekle meşgul olduğumuzdan bazı konulara zamanında değinemiyoruz.


Bu İbrahim Balıkçı denen adam Kozcağız Gençlik Derneği Başkanı olarak 9 yıldır her Ramazan ayında beldede iftar çadırı kuruyor.


Hayırsever vatandaşlardan, esnaflardan, işadamlarından aldığı kumanya yardımlarıyla çadırda kimsesizlere iftarda sıcak yemek veriyor.


Bartın Belediyesinin aşevi de böyle çalışıyor.


O da hayırseverlerden aldığı destekle hizmet veriyor.


Bu işte önemli olan organizasyon.


Balıkçı arkadaşlarıyla birlikte çalışıyor, çabalıyor bu işi beceriyor.


Bartın&[#]8217;da fakir ve kimsesizlerin belediyesi varsa Kozcağız beldesindeki fakir ve kimsesizlerin de İbrahim Balıkçı&[#]8217;sı var.


Balıkçı&[#]8217;nın kurduğu iftar çadırı mübarek Ramazan&[#]8217;da bir ay boyunca yemek dağıtımı yapıyor.


Balıkçı da bunun karşılığında bol bol hayır duası alıyor.


Onu ayakta tutan da zaten bu hayır duaları.


Sadece fakir ve kimsesizler değil iftar saatinde sokakta olup da eve yetişemeyen kişiler de Balıkçı&[#]8217;nın çadırından yararlanıyor.


İbrahim Balıkçı sadece bu yönüyle değil gazeteciliğiyle de dikkat çekici çalışmalar yapıyor.


Bartın&[#]8217;ın Sesi ve Meclisin Sesi Gazetelerinin Sahibi olarak yaptığı yayınlarla birçok defa ses getirdi.


Yalnız şu sıralar pek sesi sedası çıkmıyor.


Bunun nedeni de Ramazan olsa gerek.


Gazeteciliğe Ramazan molası vermiş görünüyor.


Şu sıralar bombaları biriktirdiğini sanıyorum.


Onları Ramazan sonrası patlatacaktır.


İftar çadırını gelenek haline getiren ve bu işi başarıyla sürdüren İbrahim Balıkçı&[#]8217;yı kutluyoruz.


Bir de Somali konusu var.


Yaşar Sinoplu&[#]8217;nun tespiti doğru.


Somali&[#]8217;deki açlığın ve kıtlığın bir nedeni kuraklık ise diğer nedeni de sömürüdür.


Batı yıllarca Afrika&[#]8217;yı iliklerine kadar sömürdü, kaynaklarını kullandı, yedi bitirdi, onlara bir şey vermedi, hep kendine aldı, onların dinlerini, dillerini, inançlarını, birliklerini, beraberliklerini yok etti, bakın şimdi insanlar ne durumda.


Somali gibi ülkelerin tarımları kuraklıktan önce zaten sömürgeci ülkeler tarafından çökertilmişti.


İnsanlar bağımlı ve yardıma muhtaç hale getirilmişti.


Afrika ülkelerinin birçoğunda açlık, kıtlık, susuzluk, iç savaş diz boyu.


Bütün bunlardan en büyük zararı çocuklar görüyor.


Olan çocuklara oluyor.


Somali&[#]8217;de, Kenya&[#]8217;da, Etiyopya&[#]8217;da bu görüntüler ilk kez ortaya çıkmıyor.


Yıllar önce bir Afrika ülkesinde açlıktan ölmüş bir çocuğu arkasında onu yemek için gelen akbaba ile birlikte görüntüleyen ve bu fotoğrafla dünyanın en prestijli ödüllerinden birini alan yabancı gazeteciyi hatırlayın.


Afrika&[#]8217;da insanları perişan durumda bulunan ülkelere yardım yapıp gitmemeliyiz.


Balığı vermekle olmaz tutmasını da öğretmeliyiz.


Bu arada Somali için üç gün uyumadan yayın yapan, 72 saat kesintisiz yayında kalarak farkındalık yaratan, Afrika&[#]8217;daki açlık sorununa dikkat çeken, hayırseverleri göreve davet eden ve yardım toplanmasını sağlayan Yavuz Tuncer&[#]8217;i alkışlıyoruz.


Kızılay ile birlikte çok güzel ve hayırlı bir iş yaptılar.


Ticaret ve Sanayi Odasının Müftülükle birlikte Somali için başlattığı yardım kampanyasını da hatırlatmadan geçmeyelim.


Ziraat Bankası Şubesi&[#]8217;nde açılan hesap desteğinizi bekliyor.


Haberiniz olsun.



Kapıyı açtılar, hapı yuttular



Ankara&[#]8217;da polisler bir uygulama gereği, kendilerini Aile Hekimi olarak tanıtıp kapıları çalmış.


100 evden 86&[#]8217;sı kimlik sormamış.


Üstelik polislerin verdiği şekerleri de &[#]8216;tansiyon ilacı&[#]8217; diye yutanlar olmuş.


Polis bunu insanları uyarmak ve duyarlı hale getirmek için yapıyor.


Bartın&[#]8217;da yapsalar bu rakam kaç olurdu kim bilir.


Emniyetin olayları önlemek amacıyla özellikle Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği ekipleri tarafından yaptığı birçok çalışma var.


Bu çalışmalar yurt çapında yapılıyor.


Polis vatandaşı uyarıyor, bilgilendiriyor.


Bu çalışmaların sonucunda bilinçlendirmeye ve duyarlı hale getirmeye çalışıyor.


Bunlar son yıllarda artış gösteren hırsızlık ve dolandırıcılık olaylarını önlemek için yapılıyor.


Vatandaşımızın çok uyarılması ve bilgilendirilmesi gerekiyor.


Aile Hekimi olmadıkları halde kendilerini böyle tanıtanlara kimlik sormadan kapı açarsanız ve onların tansiyon ilacı diye verdikleri şekerleri yutarsanız işte o zaman hapı gerçekten yuttunuz demektir.


Bu oyunun hırsızlar tarafından oynandığını düşünün ve varın gerisini siz hesap edin.


Kontör dolandırıcılığı olaylarını biliyorsunuz.


Kendisine emniyetçi süsü veren ve emniyetle uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı kişiler aradıkları kişilere telefon numaranız terör örgütü tarafından kullanılmış diyorlar ve yapacakları yardımın karşılığında binlerce liralık kontör istiyorlar.


Kontörleri gönderenler dolandırıldıklarını anlayınca iş işten geçmiş oluyor.


Böyle olaylara ilimizde de çok rastlandı.


Kontör yerine para isteyenler de var.


Tabii ki istenen paraları verilen hesap numaralarına gönderenler de var.


Bu tuzağa düşen insanların çoğuna gel kardeşim bu hastayı ayağa kaldıralım, şu fakiri sevindirelim, şu hesaba insanlık namına para yatır desen yatırmazlar.


Hiç bilmediği, tanımadığı biri kontör gönder, para gönder, kişisel bilgilerini ver, hesap numaranı ver deyince veren çok insan var.


Vatandaşı uyarmak, bilgilendirmek, bilinçlendirmek sadece emniyetin görevi değil.


Biz de gazeteciler olarak bu konularda yayınlar yapıp toplumda duyarlılık oluşmasına katkıda bulunmalıyız.


Basının böyle bir görevi de var ve biz bu görevi Pusula olarak elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz.


Daha geçen hafta hediye kazandınız, bizi arayın numarasıyla yapılan dolandırıcılık olaylarından söz ederek vatandaşların dikkatli olmalarını istedik.


Kontör dolandırıcılığı olaylarına da birçok defa değinerek farkındalık yaratmaya ve duyarlılık oluşturmaya çalıştık.


Ne yazık ki hem emniyetimizin hem bizim gibi basın mensuplarının çabaları yeterli olmuyor.


Duruma bakılırsa bu konularda daha çok uyarıda bulunulmasının ve bilgilendirme yapılmasının şart olduğu görülüyor.


İnsanların o kadar olaya rağmen halen daha kontör yoluyla veya hediye kazandınız denilerek dolandırılıyor olması düşündürücü.


Tedbirli olmak çok mu zor diyelim ve yazımızı terör olayları ile bitirelim.


Hatırlarsınız Hakkari Çukurca&[#]8217;da meydana gelen terör olayının ardından Bartın&[#]8217;da geçen hafta Ramazan eğlencelerine bir gün ara verilmişti.


Olay büyük bir olaydı.


8 askerimiz, bir de korucumuz şehit olmuştu.


Akşam düzenlenen etkinlikler iptal edildi, o kadar.


Bu iptal bir gün değil Ramazan sonuna kadar olmalıydı.


Etkinliklerin tamamen iptal edilmesi için her gün 5 ya da 10 şehit mi vermemiz gerekiyor?


Bir duyarlılık sergilenmek istenmiş ama tam olarak yapılamamış.


Şehitlerimize bir gün saygı duyduk, onlar için bir gün yas tuttuk, sonra eğlenmeye devam ettik öyle mi?


Üzüntümüz saman alevi gibiymiş.


Acımız ne çabuk geçti.


Dostlar alışverişte görsün misali oldu.


Olmadı. Bartın&[#]8217;ın daha fazlasını yapması gerekirdi.