Büroda kendi kendime düşünüyorum.

Keşke bu şehirde hiç belediye başkanı olmasaydı.

Acaba daha iyi mi olurdu, daha kötü mü olurdu?

Zonguldak'ta belediye olmasaydı, kentin sahibi TTK olurdu.

Kesinlikle bundan daha iyi olurdu.

TTK'nın çöküşüyle geriye gidiş olurdu.

Ama bu kadar çarpık kentleşme olacağına hiç olmasaydı, yenisini yapmak daha kolay olurdu.

Bir kavşağı bitirip hizmete açamayan bir yerel yönetimden söz ediyoruz.

Nereye kavşak yapılacağına Emniyet Müdürünün karar verdiği bir şehirde yaşıyoruz.

Zabıtanın yapacağı işi, polisin yaptığı bir şehirde yaşıyoruz.

Kahvehanede oyun oynaması gereken bir adamın belediye başkanlığı oynadığı şehirde yaşıyoruz.

Derse girip üniversiteye öğrenci yerleştirmesi gereken öğretmenlerin, sendikacı olup arkadaşlarını okullara yönetici olarak yerleştirdiği bir şehirde yaşıyoruz.

Kahvehanede dördüncü olamayacak kişilerin, kurumların başında yönetici olduğu bir kentte yaşıyoruz.

Adalete teslim edilmesi gereken hırsızları koruyup-kollayanların, siyaset yaptığı bir kentte yaşıyoruz.

Eğer işin içinde avanta varsa, hayata geçirilen projelerin yapıldığı bir kentte yaşıyoruz.

Hırsızların en fazla itibar gördüğü bir kentte yaşıyoruz.

Büyük bir heyecanla göreve başlayan valileri, hatta içindeki herkesi, kısa sürede kendine benzeten bir kentte yaşıyoruz.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen, herkesin hayatından memnun olduğu bir kentte yaşıyoruz.

Popoyu gösteren kot, haberi gösteren spottur

Yola çıkmam gerekiyor.

Ama bu yazıyı da bitirmem gerekiyor.

Bakın bu sıkışıklıkta, "Herkesi Kendine Benzeten Kent" tabirini da literatüre sokmuş bulunuyoruz.

Peki, ne vardı daha önce?

"Kentin Önünü Tıkayanlar (KÖT)" vardı.

Bunu "TTK'nın Önünü Tıkayanlar" için tersten uygulayıp "TÖK" de diyebiliriz!

Yani kısaca "KÖT"ler!

Hatta bunu geliştirmiş, "Çaycuma'nın Önünü Tıkayanlar (ÇÖT)", "Devrek'in Önünü Tıkayanlar (DÖT)", "Filyos'un Önünü Tıkayanlar (FÖT)" demiştik. "Gökçebey'in Önünü Tıkayanlar"a da bir şey dememiştik!

Sonra "Kendini Değil, Kentini Düşünen Gazete"den yola çıkmıştık.

Ve demiştik ki:

"Kentini Değil, Kendini Düşünen Siyasetçi..."

Mesleki olarak literatüre soktuğumuz, "Popoyu Gösteren Kot, Haberi Gösteren Spottur" sözünü de not edelim buraya!

"Her gün yazı yazmak zor olmuyor mu?" diye soruyor dostlarımız.

Bizim için köşe yazmak gaz çıkartmak kadar kolay bir şey!

Her gün yazmaya alışınca, yazamayınca rahatsız oluyoruz!

Yaşadığı kente düşman Başkan!

Kozlu Belediye Başkanı Kerim Yılmaz, sahile hafriyat döküp para kazanıyordu.

Seçim yaklaşırken level atladı.

Şimdi kanalizasyon döküyor.

Kerim Yılmaz, AK Partili Belediye Başkanı olduğu için okkalı bir ceza yemiyor.

Tüm uyarılara rağmen aklı başına gelmiyor.

Ve bize şunu söyletiyor:

Belediye Başkanlığı, Kerim Yılmaz gibilerin yapacağı iş değildir.

Yaşadığı kentin doğasına düşman biri belediye başkanı olamaz.

Sen denizine kanalizasyon dök!

Kendin git Ankara'da saunada yıkan!

Ve temizlendiğini san!