Erzurum&[#]8217;un hangi bölgede olduğunu bilmeyen, Türkiye Cumhuriyeti hangi tarihte kuruldu sorusuna cevap veremeyen, okuduğu üniversitenin kuruluş tarihini merak edip öğren(e)meyen öğrenciler var mıdır?


Ne yazık ki var.


Biliyorsunuz televizyon kanallarında yarışma programları yapılıyor.


İşte bu dediklerim o programlarda yaşandı.


Ne kadar utanç verici, insanın inanası gelmiyor değil mi?


Üniversite&[#]8217;ye kadar Erzurum&[#]8217;un hangi bölgede olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti&[#]8217;nin kuruluş tarihini bilmeden gelmişler, gelebilmişler.


Bu eksiklerini de maalesef Üniversite&[#]8217;de de gidermemişler.


En büyük kabahat eğitim sistemimizde.


Bunları bilmeyen öğrencileri Coğrafya, Tarih ve İnkilap Tarihi derslerinden sınıfta bırakmak gerekirdi.


Biz ne yapıyoruz?


Öğrenci bazı derslerde yetersiz bile olsa onu kurul kararıyla ya da afla veya borçlu geçme yöntemiyle bir üst sınıfa geçiriyoruz.


Halbuki geçirmeyip bıraksak, yani cezalandırsak hem öğrenmesini sağlayabiliriz hem de daha bilgili insanlar yetiştirmiş oluruz.


Kabahatin bir kısmı da öğretmenlerimizde.


Öğretmenlerimiz hiç kusura bakmasınlar eğitmede öğretmede problem var.


Bazı öğretmenlerin ilköğretimden itibaren yetersiz olduklarını düşünüyorum.


Erzurum&[#]8217;un hangi bölgede olduğunu bilmeyen öğrenciye senin Coğrafya öğretmenin kimdi demezler mi?


Aynı şekilde Türkçe yanlışları nedeniyle de Türkçe öğretmenlerinin kulakları mutlaka çınlatılıyordur.


Tabi Türkiye Cumhuriyeti&[#]8217;nin kuruluş tarihi için de tarih ve inkilap tarihi öğretmenlerinin.


Okul binalarınız istediğiniz kadar yeni, modern, çağdaş olsun.


Araç gereçleriniz de fiziki imkanlarınız gibi yeterli olsun.


Gerekirse öğretmen açığınız da bulunmasın.


Bunların hepsi olsa bile bazı öğretmenleriniz yetersiz ve sisteminiz başarısız öğrencileri de bir şekilde geçirmeye müsait ise böyle acı sonuçlarla karşılaşmanız son derece normal.


Bakın her ilde üniversite var.


Bazılarında iki-üç hatta 5-10 üniversite bile var.


Bu örnekler bize her yere üniversite kurmakla bu işlerin olmayacağını gösteriyor.


Önemli olan Üniversite açmak değil Üniversitede her açıdan yeterli ve donanımlı akademisyenlere sahip olmanız gerekir.


Erzurum ve ülkemizin kuruluş tarihi her ne kadar üniversiteden çok ilköğretim ve lise dönemini ilgilendiriyorsa da öğrencilerimizin üniversiteli olması hasebiyle de konu yüksek öğretimi de ilgilendiriyor.


Eğitimin ne kadar önemli olduğu böyle örneklerle daha çarpıcı bir şekilde anlaşılıyor.


Bunlar münferit örnekler, genelde durum farklı deyip işin içinden çıkabiliriz ama bu şekilde sorunu çözemeyiz ve bir yere varamayız.


O nedenle eğitim ve öğretime daha sıkı sarılmamız gerekiyor.


Sistemde bulunan ve sorunlara yol açan uygulamaları değiştirmemiz lazım.


İki de bir af çıkararak, başarısız oldukları için atılan öğrencileri okullarına geri alarak, popülist politikalar yaparak eğitimin sorunlarını çözemeyiz.


2008 yılında kurulan Üniversitemiz halen idari ve fiziki yapılanma içinde bulunuyor.


Bu arada başarılı çalışmalar yapılıyor.


Bu başarı ileride daha çok kendini gösterecek.


Bartın eğitimde daha iyi bir konumda olacak.


Bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı.


Erzurum&[#]8217;u ve ülkemizin kuruluş tarihini bil(e)meyen, bu ve benzeri sorulara doğru cevap veremeyen, okullarının kuruluş tarihinden habersiz olan, kendini yetiştirmeyen, geliştirmeyen öğrencilerin durumundan ibret alınmalı diye düşünüyoruz.


İyi ki bu örnekler Bartın&[#]8217;da yaşanmadı.


İyi ki bu öğrenciler Bartın Üniversitesi&[#]8217;nin öğrencileri değillerdi.


Olsaydı çok utanırdık.


Aman Sayın Rektörüm eğitimi sıkı tutalım.


Yazının sonuna doğru burada hemen bir parantez açmak istiyorum.


Madem eğitimden ve üniversite eğitiminden söz ediyoruz üniversite eğitiminin her zaman tek başına yeterli olmadığını da söylemek isterim.


Bakın bizim meslekte çalışan iletişim mezunları var.


Bana göre gazeteciliğin en iyi okulu gazetelerin, basın yayın organlarının kendisidir.


İletişim Fakültesi&[#]8217;ni bitirenlerin bu mesleğe adapte olabilmeleri için en az okudukları yıllar kadar da gazetecilik yapmaları gerekir.


Aynı zamanda kendilerini yetiştirmeleri, geliştirmeleri, sürekli okumaları gerekir.


Üniversite mezunları içinde de vardır ama genelde çekirdekten yetişen gazeteciler bu işi her zaman daha iyi yapmışlardır.


Bana göre okulda verilen bilgiler gazetecilik yapmak için tek başına yeterli değil.


Kusura bakmasınlar ama düzgün cümle kurmasını bilmeyen iletişim mezunları var.



Turizm, eğitim, Bartın ve İsmail Aktaş



Bartın turizmde çok daha iyi bir konuma gelmek istiyor.


Bunun için yapılan çalışmalar var.


Son yıllarda daha da artan çalışmalarla yöredeki konaklama tesislerinde kayda değer bir artış oldu.


Tarihi binaların otele ve restorana dönüştürülmesi ise daha bir güzel oldu ve bu alandaki gelişmelere renk kattı.


Konaklama ve barınma konusu çok önemli.


Biliyorsunuz konaklamayı turizmde otel, motel ve pansiyonculuk için barınmayı ise eğitimde yurt binaları için kullanıyoruz.


Bazı meslektaşlarımız bu farkı bilemeyebilirler, öğrensinler diye söylüyorum.


Hem konaklamada hem barınmada ilerleme var.


Eğitime de önem veriyoruz turizme de.


İkisi de bacasız fabrika.


Bu alandaki gelişmenin ve ilerlemenin şehrin ekonomisine ve istihdamına yapacağı katkıyı hesap edin.


Bartın ileride hem eğitim hem de turizm kenti olabilir.


Bu alanlarda söz sahibi olabilir, öne çıkabilir.


Bunun için gerekli potansiyel var.


Yeter ki değerlendirmeyi bilelim.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç, Valimiz İsa Küçük, Rektörümüz Ramazan Kaplan, eğitim gönüllüsü hayırseverlerimiz eğitimdeki gelişme ve ilerleme için büyük çabalar içerisindeler.


Bu çabalar turizmde de var.


Turizmde konaklamanın yanı sıra sektörde çeşitlilik yaratma ve tanıtımda da gelişmeler oluyor.


Yaylalarımız, mağaralarımız turizmi çeşitlendirme noktasında değerlendirilmeyi bekliyor.


Yakında hizmete girecek olan Kültür Merkezimizle kongre turizmine de açılabileceğiz.


Irmak için bir şeyler yapmak istiyoruz.


Bu konuda bazı projeler üzerinde duruluyor.


Valiliğin girişimleri var.


Belediyenin ırmak kenarlarını güzelleştirme ve değerlendirme çalışmaları var.


İsmail Aktaş gibi Bartın&[#]8217;ın sahip olduğu değerleri gelen turistlere en iyi şekilde anlatan profesyonel turist rehberimiz var.


Haberini pazartesi günü manşetimizden vermiştik.


Aktaş&[#]8217;ın özellikle Gazhane Parkı&[#]8217;nda ırmağın büyüleyici manzarası altında gelen konuklara Bartın&[#]8217;ı anlatması çok iyi bir tanıtım oluyor.


Daha fazla turizm için daha fazla tanıtım gerekiyor.


İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü&[#]8217;nden emekli olduktan sonra rehberlik yapmaya başlayan eski Turizm Müdürü İsmail Aktaş&[#]8217;ın Bartın&[#]8217;ın tanıtımına önemli katkıları var.


Emekli olmasına rağmen turizme hizmet etmeye devam eden Aktaş bilgisiyle, birikimiyle, deneyimiyle ve tecrübesiyle Bartın&[#]8217;a çok şeyler veriyor.