Bölgesel Amatör Lig (BAL) 6’ncı Grup’ta mücadele eden Zonguldak Kömürspor, dünkü maçı kazansaydı, doğrudan Spor Toto 3’üncü Lig’e çıkacaktı.

Hepimiz böyle düşünüyoruz.

Ama yanlış.

Son birkaç haftadır kaybettiğimiz puanları hemen unutuyoruz.

O puanları kaybetmeseydik, dün bayram yapacaktık.

Zonguldak, her konuda böyle değil mi?

Her zaman treni kaçırdıktan sonra ağlamıyor muyuz?

Fırsat elimizdeyken, aklımız başımızda olmuyor bizim.

Siyasette de böyle…

Ticarette de böyle…

Dün Zonguldak Kömürspor, Ankara Adliyespor’a 2-1 yenildi.

Kısaca; Zonguldak, “Adliyelik” oldu.

Hepimize geçmiş olsun…

İstifası istendi, etmese alınacaktı…

AK Parti Çaycuma İlçe Başkanı Bünyamin Bostancı görevinden istifa etti.

İstifa gerekçesi olarak, Genel Merkez’e hakkında yapılan şikayetleri gösterdi.

Şimdi işin aslını yazalım.

Bünyamin Bostancı; istifa etmeseydi, görevden alınacaktı.

Ankara’ya çağrıldı. İstifa etmesi istendi.

Genel Merkez, şikayetleri ciddi bulmasa, Bünyamin Bostancı’nın istifasını istemezdi.

Üstelik Bostancı hakkındaki şikayetler yeni değil.

Daha İlçe Başkanlığı görevine ilk geldiği günden bu yana hep aynı konuda şikayet gidiyor Genel Merkez’e.

Bu konuların bir kısmına ben de vakıfım. Kendisini birkaç kez uyardım.

Huylu huyundan vazgeçmez. Sen huyundan vazgeçmezsen, partin senden vazgeçer.

Gelelim Bünyamin Bostancı’nın Çaycuma Belediye Başkanlığı’na.

Mithat Gülşen orada otururken, bu mümkün mü?

Oturmasa bile, senin İlçe Başkanlığı koltuğunda oturmana rıza göstermeyen Genel Merkez, Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtur mu?

Hani Belediye Meclisi, İl Genel Meclisi belki de.

Bence Bünyamin Bostancı’nın AK Parti’deki siyasi hayatı bitmiştir.

Geçmiş olsun…

Kıssadan Hisse: İğne deliği!

Bir gün padişahın huzuruna bir adam getirmişler. Adamın bir hüneri varmış. 100 adım öteden fırlattığı ipliği, 100 adım ötedeki iğnenin deliğine geçiriyormuş. Bunu başarmak tam 40 yılını almış. Padişah, “Göster bakalım hünerini” demiş. Adam iğneyi bir sehpaya saplamış, sonra 100 adım geri gitmiş ve ipliği fırlatmış. İplik, iğnenin deliğinden geçmiş. Padişah, “Tekrarla; tesadüf olmasın yoksa” demiş. Adam tekrarlamış, gene isabet. Padişah, tam 10 kere tekrarlatmış, 10’unda da iplik hedefi bulmuş. Padişah veziri çağırmış, “Şu adamı ödüllendirin. 100 altın verin, 100 de sopa vurun” demiş. Adam, “Aman padişahım. Bu nasıl ödül?” diye sormuş. Padişah, cevap vermiş:

“100 altın hünerin için, 100 sopa da böyle lüzumsuz bir ise yıllarını harcadığın için.”

Günün Fıkrası: Fidyeci Temel…

Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş. Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmiş. Önce bir not yazmış: “Çocuğinu kaçurdum. Bunu yaptuğum içun üzgünüm, ama kusura bakma, çünki gerçekten paraya ihtiyacum var. Yarin sabah saat 07.00’de falanca parktaki filanca agacin altina bir siyah çantada 5 bin TL getur. İmza: Laz”

Çocuğun yanına gitmiş, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup, doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söylemiş. Ertesi sabah parka geldiğinde söylediği ağacın altında, söylediği renkteki çantada içinde 5 bin TL olan emaneti bulmuş. Paraların yanında bir de not varmış: “Paran purada, ama bir laz hemşehrisine nasil peyle bir şey yapar inanamayrum. İnanamayrum.”

Günün sözü:

Bütün insanlar doğru olsaydı, yiğitliğe ne lüzum kalırdı.

Agesilaus