Dün bu köşede, TTK’nın Kardemir modeliyle özelleştirilebileceği fikrini anlatmıştık.

Tesadüf bu ya…

Kandilli’deki Alacaağzı maden ocağının özel sektörce işletme ihalesi vardı aynı gün.

İhaleye kimse girmedi. Çünkü, Alacaağzı maden ocağı teşvik kapsamında değildi.

Yani ruhsat sahibi TTK olduğu için, Alacaağzı ocağını işletecek olan kişi teşviklerden faydalanamıyordu.

İhaleye giren Kandillili İşadamı Ereğli Madencilik Firması Sahibi Niyazi Özcan, Alacaağzı maden ocağının özelleştirilmesinde Kardemir modelinin uygulanması gerektiğini söyleyerek, “Maden sektörü çok hassas, riski çok fazla. Buradaki maden ocağı teşvik kapsamında olmadığı için kimse ihaleye katılmadı. Burada örnek olarak Kardemir modeli uygulanabilir. Alacaağzı maden ocağının patronu, Kandilli halkı ve daha önce orada çalışan madenci kardeşlerimiz olabilir. Bu model, Kardemir’de başarıya ulaştı. Hem işçi, hem şehir, hem de devlet bu modelden karlı çıktı. Ben bu konuyla ilgili olarak bir rapor hazırlayıp, Başbakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na gönderdim. Burada aklıselimin galip geleceğine inanıyorum” dedi.

TTK için bir şey yapılmazsa, kendiliğinden kapanacaktır.

O halde mutlaka bir hal çaresi bulunmalıdır.

Benim önerim, Kardemir modeli…

Uygulayıp-uygulamamak hükümetin, kabul edip-etmemek maden işçisinin elinde…

Bülent Kavşağı ile Gülfem Kavşağı!

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, ilçede yapılan 17 kavşağa isim arıyor.

Kampanya başlatmış:

Adını sen koy!

Bir dönem “Adını Feriha Koydum” dizisi vardı.

Öyle bir şey yani…

O halde biz de öneri getirelim.

Çaycuma’daki en büyük kavşağa “Bülent” adını verelim.

“Bülent Kavşağı” güzel olmaz mı?
“Bülent Kavşağı”na en yakın kavşağa da “Gülfem” adını verelim.
Birbirini gören iki kavşağa, iki isim önerim bu.

Sosyal medyadaki canlı bombalar…

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki bombalı saldırının ardından sosyal medyada kıyamet koptu.

Atatürk Havalimanı’ndaki canlı bomba ile sosyal medyadaki canlı bombalar arasında bir fark göremiyorum.

41 insan hayatını kaybetmiş.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündemi değiştirmek için bomba patlatıyor” demeye getiriyor.
Bu hastalıklı ruh halinin IŞİD’in canlı bombasının ruh halinden bir farkı var mıdır sizce?

Siyaset, toplumsal kutuplaşma insanlığımızı yitirmemize mi neden oluyor?

Allah aşkına, ne oluyor bize?

Yayın yasağı gelmiş.

Kıyamet kopuyor.

Ne izlemek istiyorsun kardeşim sen?

Yerde yatan cesetleri mi görmek istiyorsun?

Kan-revan içinde can çekişen yaralı insanları mı?

Ne istiyorsun?

Dünyanın her yerinde var, bu uygulama…

Yok, ambulanstan önce yayın yasağı gelmiş!

Toplumca, çılgınca bir noktaya doğru gidiyoruz.

Allah sonumuzu hayır etsin!