Belgesel izlemeye bayılanlardanım.
Dizilerle aram yok.
Hayvanları izliyorum.
Doğumlarından ölümlerine kadar mücadelelerini.
Onurlu yaşam mücadelelerini.
Ne aradıklarını, ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar.
Kendi yöntemlerine, asaletlerine inanıyor ve mücadele ediyorlar.
Benzerlikler ve tezatlıkları ortaya koymayı kolaylaştıran bir detay anlatmaya çalıştığım.
Bu yüzden hayvanlar aleminden çıkardığım dersler ile Zonguldak&8217;tan çıkardığım derler arasında çok fark var.
Zonguldak&8217;a bakıyoruz.
Kimi zaman tepeden kimi zaman dibinden.
Her şey bir birine karışmış durumda.
Doğruyu herkes biliyor da iş uygulamaya gelince insanlık şaşırıyor!
Ortada ne aradığını bilmeyen, ne yapmaya çalıştığı anlaşılmayan ve farklı amaçlara ulaşmak için sık sık yer, konum, karakter, davranış değiştirenleri izliyoruz.
Her dalda ciddi anlamda bir branşlaşma eksikliği var.
Her şeyden anlayan ve birlikte batan bir millet olduk.
Zonguldak&8217;ın siyaset başta olmak üzere hemen hemen her alanda ciddi sıkıntılar yaşamasının en önemli nedenlerinden birisi ne aradığını bilememek.
Planlı, projeli bir şekilde ok gibi yerinden fırlayıp amacına ulaşacak yerel idareciler, siyasi temsilciler arıyoruz.
Koloni halinde yaşadığımıza göre öncelikle paylaşmasını bilen ve inananmış temsilciler, yerel ve siyasi idareciler arıyoruz.
7-8 tane aslanın koskoca fili yıkmak için verdikleri mücadeleye bayılıyorum.
İnandıkları işi yapmak için dehşet verici, saygı duyulması gereken bir mücadele ortaya koyuyorlar.
Minik domuz yavrusunun kendinden 5-6 kat büyük ve güçlü kaplana nasıl kafa tutuğunu izliyorum.
Haklı mücadelesinde amacına ulaşıyor.
Acıkmadıkça impala yavrularına sataşmayan kaplanlara bayılıyorum.
Aslında dikkatli izlediğinizde hayvanlar aleminden insanlık namına öğrenilecek çok şey var.
Her şeyin darmadağın olmasından yakındığımız bir toplum olduğumuzu hatırlayınca aradaki farkı daha net görebiliyoruz.
Memleket denize düşünce yılana sarılmayı umut etmekle mi yaşayacak?
Birbirine tutunmaktan korkanların memleketi haline gelmiş Zonguldak.
Çünkü samimiyet yok.
En önemlisi bu.
Hayvanlar aleminin en sevimsiz hayvanları olarak kabul ettiğimiz çakallara bakalım.
Ekip çalışması, yardımlaşma ve paylaşma duygusu onlarda.
Mecbur kalmadıkça, yani aç kalmadıkça kimseye çakallık yapmıyorlar.
Yaratılıştan gelen en sevimsiz tarafları ise hazıra konmayı iyi bilmeleri.
Sıralarını beklemesini biliyorlar.
Ama dayanışma ruhları çok canlı.
Gerçekte özetle hayvanlardan öğrenebileceğimiz çok şey var.
Zonguldak&8217;ta birlikte üretme ve ürettiğini paylaşmaktan korkanların sayıca arttığını görmek üzüntü verici.
Özetle bugün insanlar aleminin aradığı, öğrenmeye çalıştığı, öğretmeye çalıştığı pek çok şey aslında hayvanlar aleminde var!
En başta samimiyet.
Samimiyet olunca zaten işlerin büyük çoğunluğu çözülüyor!
Ak Parti&8217;de Milletvekilliği adaylıkları konusunda kafalar karışık.
Daha fazla karışık olacak.
Şu anda kimse ne olacağını bilmiyor.
Sonuna kadar da bilmeyecek.
İsmi geçenler arasında iki isimle ilgili verilecek karar çok önemli.
Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar aday olacağını çok önceden söylemişti.
Son olarak Başbakan ile konuştuktan sonra kararını vereceğini duyurdu.
Diğer yandan Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen ise kaçak güreşiyor.
Gönlünde adaylık var.
Ancak Özcan Ulupınar&8217;ın bir adım öne çıktığını bildiği için kontrollü olmaya çalışıyor.
Mithat Gülşen Milletvekilliği için istifa eder veya etmez.
Ancak niyetini belli açık dille belirtmeli.
Kaldı ki Ak Parti her iki isimden hangisini tercih eder?
Burada ana kriter ne olur?
Özcan Ulupınar&8217;ın bürokrat duruşunun yanında Mithat Gülşen&8217;in bölge için çok çırpınan bir isim olacağına inanlardanım.
Bu tartışmalar daha çok olacak.
Bence Mithat Gülşen niyetini belli edip açık açık oynamalı.
Gülşen&8217;in Özcan&8217;dan tek eksiği karizması.
Onun dışında eksiği yok fazlası var.
Erdoğan Kaymakçı
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Erdoğan Kaymakçı zamanz aman yakınmalarda bulunup yalnız bırakıldıklarından dert yanar.
Maden Mühendisleri Odası&8217;nın önemli bir kurum olmasına karşın görmezden gelindiğini, kendilerine yönelik baskılara sessiz kalındığını açık dille söyler.
Haklı tarafları var.
Maden Mühendisleri Odası de genel Maden işçileri Sendikası kadar önemli bir kurum.
Korunması, yok sayılmaması ve önemsenmesi gerekiyor.
Zonguldak&8217;ta bu tür kurumlardan kaç tane var?
Ancak Kaymakçı&8217;ya da söylüyoruz.
Oda ile kent ve basın arasında bir diyalog eksikliği var.
Kaymakçı ve yönetimi bu nedenle odanın kapılarını daha fazla açıp toplumun her kesimine ulaşmaya çalışmak zorundalar.
Oda siyasi duruşunun bir adım ötesine geçmek zorunda.
Bu kuruma sahip çılkılmalı.
Kaymakçı&8217;nın üzüntüsünü anlıyorum ancak çabalarında yalnız kalmalarının nedenlerini biraz da kendilerinde aramaları gerektiğine inanıyorum.