Zonguldakspor Futbol Kulübü’nü yöneten Harun Demir, 23 Ekim Perşembe günü verilen sözlerin tutulmaması halinde istifa edeceklerini açıklamıştı!
Harun Demir, resmi olarak Zonguldakspor Futbol Kulübü’nün hiçbir yerinde değil!
Nereden istifa edecek?
Yoksa istifade mi edecek?
Orasını anlamadık!
Kulübün iki başkanı var!
Şirket Başkanı Hakan Hürfikir!
Dernek Başkanı Avukat Özberk Papila!
Harun Demir nerenin başkanı?
Sezon başında kulübün bütçesini açıklamadılar!
Ama sürekli bir para ihtiyacından söz ediliyor!
500 bin lira bağışlar!
90-100 bin lira reklam gelirleri!
Sponsorluklar!
Federasyon gelirleri!
Hiçbir açıklama yok!
Mesela yasal hiçbir sıfatı olmadığı halde Harun Demir, Zonguldakspor Futbol Kulübüne kaç lira vermiş?
Kulübün yöneticisi olduğunu iddia eden kişiler kaçar lira vermiş?
Hakan Hürfikir kaç lira vermiş?
Avukat Özberk Papila kaç lira vermiş?
Otopark geliri ne?
Kombine geliri ne?
Hiçbir açıklama duydunuz mu?
Vali versin!
Belediye Başkanı versin!
Çates versin!
Eren versin!
Sen ne vereceksin?
Ses yok!
İstifa edecek misin?

Tahsin Erdem, neden halk günü yapmıyor?

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem haberlerimiz büyük ilgi görüyor!
Haberlere çok ilginç yorumlar yapılıyor!
Herkes her şeyin farkında!
Bakın bir okurumuz nasıl yorum yapmış:
“Sürekli hizmet yapmam engelleniyor diyorsun ya. Seni engelleyenler çöpü alınmayan, sokak ve caddeleri süpürülmeyen, çöken yolları, istinat duvarları patlayıp yollara akan lağımlara isyan eden, hizmet alamayan halk ve senin yüzünden çözüm üretemeyip, hedef olan muhtarlar mı? Neden geçmiş Belediye Başkanları gibi halk günü yapamıyorsun? Neden halkın arasına çıkıp sorunları dinleyemiyorsun?”
Bu soruya ben yanıt vermek istiyorum!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, halk günü yapamaz!
Çünkü korkuyor!
Belediyeye vatandaşların bile kontrollü şekilde alındığı bir ortamda, halk gününde kontrol nasıl sağlanacak?
Polis koruma, sivil koruma ve belediye çalışanlarından oluşan koruma ekibi ile dolaşan biri, makamında halk toplantısı yapabilir mi?
Tahsin Erdem, yazlık bir belediye başkanıdır!
Ağustos böceği gibi yazın tüm zamanını plajlarda geçirmiştir!
Kışın neler yapacağına bakacağız!

Şazi Sivişoğlu

Bakacakkadı Beldesi’nde faaliyet gösteren Başkent Üniversitesi’nin sahibi olduğu Zonguldak Diyaliz Merkezi’nde çalışan Şazi Sivişoğlu, Çetin Bozkurt döneminde Devrek Belediyesi’ne işçi kıyafeti ve iş güvenliği malzemeleri sattı!
Doğrudan teminle yapılan ihalelerin tümü Şazi Sivişoğlu’na kaldı!
Şazi Sivişoğlu, tüm teklifleri Murat Göktepe ve Necdet Pınarcık’tan aldı!
İhalesini aldığı malların tam ve eksiksiz teslim edilip edilmediğini bilmiyoruz!
Müfettiş, bu ödemelerin bekletilmesini söylemiş!
Devrek Belediyesi, Şazi Sivişoğlu’nun ödemesini bekletmiş!
Diyaliz Merkezi’nde çalışan sıradan bir eleman, Devrek Belediyesi’nin doğrudan temin ihalelerini nasıl kazanmış olabilir?
Hiç mi sekmez?
Şazi bu işi yapıyorsa, neden şimdi Devrek Belediyesi’nin ihalesine girmiyor?

Hakan Farizoğlu hikayesi!

Zonguldak Belediyesi Fen İşleri Müdürü Çevre Mühendisi Hakan Farizoğlu, Zonguldak’ta müteahhitlik de yapmış!
Kayınpederinin arsasına bir inşaat yapmışlar!
O binada Zonguldak Belediyesi İmar Müdürü Tayfun Albayrak da oturuyormuş!
Belediye İmar Müdürlüğü’nde çalışan Mehmet Bala’da aynı binada oturuyor!
Aynı binada oturuyorlar!
Aynı belediyede çalışıyorlar!
Daha derin hikayeler var!

Çetin Bozkurt’un kelepçesi

Devrek eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt’un ev hapsi sürüyor!
Ayağında elektronik kelepçe var!
Kelepçe bozulmuş!
Çıkartıp tamire göndermişler!
Çetin Bozkurt’un evden çıkıp gezdiği iddiaları ayyuka çıktı!
Gezerken polis yakaladı!
Arabanın içinden aldılar
Hastanenin önünde yakaladılar!
Çetin Bozkurt öyle şey yapmaz!
Oturur evde, kelepçesinin gelmesini bekler!

Müptezel!

Bir takım güç odakları, yayınlarımızdan duydukları rahatsızlığı, sözle dile getiremedikleri için!
Uyuşturucudan sabıkalı bir müptezeli üzerimize salıyorlar!
Hükmün açıklanması geri bırakılmış bir hırsızın bayat numaralarını yiyecek değiliz!
Herkes, yaptığı konuşmanın, attığı iftiranın, girdiği işbirliğinin hesabını verecek!
Bizim üzerimize tetikçileri salanlar bilsin ki, devletimizin her şeyden haberi var!
Her şey kayıt altında!
Üç harfli biri güzel mesaj atıyor!
Olayla ilgili hiç haberi yokmuş gibi!
Diğeri başka bir mesaj atıyor!
Bizi korkutabilecekmiş gibi!
Sonra beş harfliye yalakalık yapılıyor!
Maksat spor olsun!

Kıssadan Hisse: Armut tohumu

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı..
Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız imparatoru görünce ona şöyle dedi;
"Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak."
İmparator dudak büker;
"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"
Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;
"Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz."
İmparator kahkaha atarak;
"Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni." dedi.
Yoksul adam;
"Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.
Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz."
İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;
"Ben İmparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi.
Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti.
"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin."
Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.
Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar.
Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve;
"Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim" dedi.
Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.
Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi.
Sonra da gülerek;
"Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter." dedi.
Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz?

Günün Fıkrası: Hoca efendi!

Bir gün, Nasreddin Hoca'nın evine hırsız girmiş. Hoca, gürültüden uyanmış. Bakmış ki, adamın biri, evin içinde, eline her geçeni çuvalına dolduruyor. Kapının arkasına geçip hırsızın işini bitirmesini beklemiş. Aradan bir süre geçmiş. Hırsız, alacağını aldıktan sonra dışarı çıkmış. Nasreddin Hoca da onun peşine takılmış. Hırsız çok geçmeden Nasreddin Hoca'nın ardı sıra geldiğini görmüş. Hayretle sormuş:
- Ne o Hoca Efendi? Gecenin bu saatinde, niçin peşimden geliyorsun?
Nasreddin Hoca gülümseyerek cevaplamış:
- Niçin olacak, bizim evdeki bütün eşyaları yüklenip buraya getirdiğine göre, sizin eve taşınmıyor muyuz?