Seçim sonucu üzerine hesaplar dönüyor.

Tahminler yarışıyor.

Kimi “üç” diyor, kimi “iki”...

Dünkü yazıda, “Seçimin sonucunu onlar belirleyecek…” demiş ve 15-20 bin seçmene dikkat çekmiştim.
Öncesinde bazı sorular var.

7 Haziran seçimlerinde AK Parti’ye oy vermekten vazgeçmiş 40 bini aşkın vatandaş yeniden neden AK Parti’ye versin?

Ülke sathındaki gelişmelerin hangi birinden, neden pişman olsun?

Neden çark etsin?

Bunun genel ve yerel nedenleri neler olabilir?

[*] [*] [*] [*]

Bunlara bakmak lazım…

Sorulara devam edelim.

Geçen dönem MHP’ye oy vermiş ve Zeki Çakan’ı farklı bir ses olarak çıkarmış seçmenlerden kaçı görüş değiştirdi?

Çünkü Zonguldak’ın ağabeye ihtiyacı vardı.

Tüm politik tartışmaların, siyasi kamplaşmaların ötesinde, kentin güçlü ve etkili bir temsilciye ihtiyacı vardı.

MHP’ye oy vermeyenler arasında Zeki Çakan’a oy verenler vardı.

Şimdi Devlet Bahçeli’ye kızıp Zeki Çakan’a oy vermeyecek kaç kişi var?

Bunun genel ve yerel nedenleri neler olabilir?

[*] [*] [*] [*]

Ve CHP…

İlk ikisi aynı olan CHP’ye yeni oylar neden gelsin?

Geçen seçimin kırgınları neden CHP’ye dönsün?

Sıralamada kriz yaşandı.

Harun Akın ile Deniz Yavuzyılmaz yer değiştirdi.

Farklı tartışmalar, tepkiler, öfkeler var.

Turhan Oral’ın dediği gibi CHP risk alan tek parti oldu.

CHP’nin oyları azalacak mı, artacak mı?

Bunun genel ve yerel nedenleri neler olabilir?

[*] [*] [*] [*]

Yazının sonunda;
“Dengeler hem genelden, hem de yerelden değişiyor.

Bu bağlamda daha çok değişecek.

Pek çok etken bir sonuca neden olabiliyor.

Her camianın küskünü var.

Durum geçen seçimde bıçak sırtıydı.

Yine aynı olacak.

Sonucu gezen oylar belirleyecek.

Küskünler belirleyecek.

Kırılıp dökülenler belirleyecek.

Çok çalışanlar belirleyecek.

Gölgesinden korkanlar, korkmayanlar değiştirecek.

Ve; ülkeye, Zonguldak’a sahip çıkanlar, bu kentte olup bitenlerle ilgili vicdan muhasebesi yapanlar belirleyecek.

Fazla değil.

Sayıları belki 15, belki 20 bin…

Bir kısmı Ereğli’de…

Bir kısmı Çaycuma’da…

Bir kısmı Zonguldak’ta…
Bir kısmı Devrek’te...” demiştim.

[*] [*] [*] [*]

Elbette bu bir öngörü…

Katılan olur, katılmayan olur.

Çok farklı bir şey bugün itibariyle beklenmiyor.

Çok olağanüstü bir durum olmadıkça, değişen fazla bir şey olmaz.

İşte bu 15-20 bin seçmeni kim etkileyecek?

Asıl soru bu.

Bu durumda iki isim yarışıyor.

Zeki Çakan ve Harun Akın…

Zeki Çakan, mevcudu korumak için çalışacak.

Harun Akın ise, gidenleri geri getirmek ve farklı gerekçelerle ortalarda gezenleri CHP’de toplamak için...

Burada bireysel avantajını kullanacak.

Bireysel gücünü kullanacak.

Ünal Demirtaş’ın yetersiz kaldığı Ereğli’deki boşluğu doldurmakla işe başlayacak.

O boşluk, Ünal Demirtaş’a rağmen ne kadar dolacak?

Zonguldak’ın her noktasında çalışacak.

Sonuç değişecekse eğer, işte o sonucu değiştiren isim olacak.

Buket Müftüoğlu, kırsalda elbette etkili olacak.

Ama Akın dışında sonuca direk etki edebilecek başka bir aday yok.
Atatürk olsa böyle mi yapardı?

Mesele, Harun Akın-Deniz Yavuzyılmaz meselesine gelirse!

Gelmese daha iyi!

Sıralama kavgasının bu saatten sonra gereksiz yere uzatılması CHP’ye bir şey kazandırmaz.

Parti içinde Deniz Yavuzyılmaz henüz yıpranmadığı için pek karşıtı yok.

Harun Akın ise, yıllardır kavgaların ve mücadelelerin içine girdiği için karşıtı çoktur.

Toplum nezdinde bakıldığında Harun Akın’ın yeri tartışmasız çok daha ağır...

Önseçim sonuçlarının halkın gerçek görüşünü yansıtmadığını görmek gerekir.

Yoksa Turpcu’nun birinci çıkması mümkün müydü?

[*] [*] [*] [*]

Bir başka cümlesinde ise, “3’üncü sırada bulunduğum listenin, 7 Haziran seçim sonucu ortadadır. Önseçimde arka sıramızda yer alan adayın, bu seçimde 3’üncü sıraya alındığında alınacak sonuç, umarız ki endişelerimizi haksız çıkarır…” diye devam ediyor.

[*] [*] [*] [*]

“Atatürk gibi” karar alacağını söyleyen Deniz Yavuzyılmaz, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yazdığı mektubun ardından adaylıktan çekilmekten vazgeçti.

Açıklamasında bazı sözler dikkat çekiyor…

“7 Haziran genel seçim sürecinde, yeterli performansı gösteremeyen, önseçimde arkamızda kalan bir adayın, milletvekili aday sıralamasında ön sıramıza alınmasının…” diye devam ediyor bir yerinde…

Deniz Yavuzyılmaz harcanmamalı.

Ama endişem o ki, Deniz Yavuzyılmaz, bu ifade tarzıyla kendisini harcıyor.

“Bir aday” dediği isimle yarın yan yana gelecek?
Bu üslup ve tarz, Denizimize bir şey kazandırmaz.

Ve Deniz Yavuzyılmaz’ın söylemiyle sormak gerekiyor:

Atatürk olsa böyle mi davranırdı?

Atatürk olsa, önce istifa sinyali verip, Genel Merkezin demokrasiyle bağdaşmayan, ilkeleriyle uyuşmayan liste değişikliğinin ardından böyle mi çark ederdi?