Banliyö daha artistik duruyor değil mi?
Aslında,
Bu varoş demek!
Banliyöde yaşayan insanlar,
Şehir merkezlerine,
Git-gel yaparak,
Yaşamlarını sürdürmektedir.
Mesela,
Maden ocaklarından dolayı,
Gelik bir banliyö idi!
Eskiden Asma,
Bir banliyö idi!
Şu an Asma’da,
Harabe halinde,
Ticarethaneler var.
Yaşanmış ve bitmiş.
Merkeze uzak mahalleler,
Banliyö örnekleri arasında kalıyor.
Mesela,
Banliyö taşımacılığı diye bir kavram var.
İzmir’de İZBAN!
İstanbul’da Marmaray!
Gaziantep’te,
Gaziray!
Sakarya’da,
Adaray!
Bu ray sistemleri,
Banliyöde yaşayanları,
Diğer banliyö bölgelerine taşır.
Ama gel gelelim,
Zonguldak’ta,
Özel Halk Otobüsü bile yok.
Hala çözüleceği söyleniyor.
‘Banliyölere taşımacılığı çözeceğiz’ diyenler,
Soğuk banyo yapıyor.
Sıcak banyo,
Hamam işinin sonu ise,
Bir şekilde Akın Kavi’ye çıkıyor!
Neyse!
Raylı banliyö taşımacılığı,
Aslında,
31 Mart seçimleri öncesinde,
Zonguldak’a,
Proje olarak sunulmuştu.
Ömer Selim Alan,
Zonguldak-Kozlu arasında,
Raylı sistem vaadinde bulunmuştu.
En varoş vaatten bile,
Eksik kaldık.
‘O kafe, bu kafe’ proje şimdilerde böyle gidiyor.
Saçma sapan yerlere,
Kafe konsepti altında,
Ticarethane kuruluyor.
Bir,
Yeni Asri Mezarlığı kaldı.
Oraya da ‘Ölü Kafe’ dikelim.
Diriyi geçtik,
Ölüden medet umalım.
Gerçi,
Ölmekte mesele ya bu kentte!
Parası olmayanı,
Belediye konteynırına atacaklar!
* * * * * * * * *
Artık devir değişti,
Yeni teknolojiler,
Yeni sistemler,
Sadece medyada değil,
Hayatın her alanına entegre oluyor.
Sadece internet sitesine haber yaptığımız zamanlar,
‘Biz entertipten geldik’ diyen büyük ağabeylerimiz,
Biz yeni nesile düşman olmuştu.
Üniversite okumanız falan,
Onlar için bir şey ifade etmiyordu.
Gazeteciliği,
Entertipten başlatıyordu.
Öyle ya!
Ustalarımıza kalsa,
İbrahim Müteferrika,
Matbaacılığın ve yayıncılığın kıstasını,
Allah bilir nasıl koyardı?
Önceki gün,
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in,
Japonya ziyaretini,
Yapay zekaya çizdirdik.
Homurdananlar olduğunu duyuyorum.
Başkanın üzerine giydirdiğimiz kıyafet,
Japon geleneksel kıyafeti ‘kimono’
Garip bir şey değil.
Yani yapay zekayı da biz,
Gerçekliğin dışına çıkmak için değil,
Mizah için kullandık.
Eski karikatür dergilerine bakın!
Ülkenin,
Cumhurbaşkanları,
Başbakanları nasıl çizilmiş?
Bir de dert anlatıyoruz.
Biz ‘Yapay zeka’ diyoruz.
Karşımızda ki zeka,
“Ne yapayi” diyor.
Gel de bu katkı maddeli zekayla uğraş!
Bence yapay zekanın etiği,
Üretilen içeriğin,
‘Yapay zeka’ marifeti ile olduğunu ifade etmektir.
Biz de bunu yaptık.
Siyasi mizah ile,
Azıcık yüzümüz gülmesin mi?