Haftaya başlıyoruz.
Haftaya umutlu başlamak istiyoruz.
Her anlamda
Her konuda
Her şeye rağmen iyimser olmak istiyoruz.
Her şeye rağmen katkı sunmaya çalışıyoruz.
Haber veriyoruz.
Yazıyoruz.
Çiziyoruz.
Yorum yapıyoruz.
Mücadele ediyoruz.
Biz yıllardır bunu yapıyoruz.
Yine yapacağız.
Ama
İşte orada bir ama var!
[*] [*] [*] [*]
Geçtiğimiz haftalarda lavuar alanının geleceğiyle ilgili bir program yaptık.
Bu alan için hazırlanan projenin mimarı eski Belediye Başkanı İsmail Eşref, o dönem yapılan çalışmada Kent Konseyinin faktörünü hatırlatarak, Kent Konseyini yeniden göreve davet etti.
Görüşlerini paylaştı. Eşref o teklifi bir kez da tekrarladı.
Programa AK Parti Milletvekili Faruk Çaturoğlu da bağlanarak, alana cami yapılması konusunda ısrarcı olmadıklarını, ancak projeyi yeniden tartışmaya açmış olmaktan da memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Yayına son olarak bağlanan isim, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir oldu.
Özetle programda lavuar alanı için hazırlanan projenin detaylarını ve o projeyi uygulama yöntemlerini konuştuk.
[*] [*] [*] [*]
Tüm konuklar görüşlerini ve iyi niyetlerini paylaştılar.
Ancak gel gelelim o gün, bu gün ses yok.
Zonguldak Belediyesi, 18 uygulamasıyla ilgili yaptığı başvuruya yanıt bekliyor.
İsmail Bey, o günden bugüne bir hareket olmamasından dolayı bizi sıkıştırıyor.
Dersiniz ki, projeyi yapacak olan bizleriz!
Kent Konseyi ve Başkan Yesari Sezginin neyi beklediğini ise anlayamadık.
Böylesi bir durumda ne zaman tartışacağız?
Süreci nasıl hızlandıracağız?
Onu bilen yok.
Doğru dürüst dert edinen de yok.
Faruk Bey yakında çıkıp, Lavuar alanına camiye başlayalım derse, galiba o zaman yeniden konu gündeme gelecek.
[*] [*] [*] [*]
Burası Zonguldak.
Bir acayip memleketin hali!
Diyoruz ki:
Söz konusu kente hizmet ise, gerisi teferruat
Ama öyle şeyle oluyor ki, kendimiz oynuyoruz.
Pusula yazmasa veya diğer duyarlı arkadaşlarımız bazı konuları gündeme getirmese; olaylar, sorunlar, meseleler bu kadar da tartışılmayacak.
[*] [*] [*] [*]
Hemen hemen her konuda, ne yazık ki, böyleyiz biz.
Ya başlayamıyoruz.
Ya sonunu getiremiyoruz.
Destek olmaktan çok, köstek olmaya bayılıyoruz.
Komplekslere kurban ediyoruz bu kenti.
Yıllardır böyleydi.
Ama şimdilerde değişen pek bir şey yok.
Bence aksine daha da kötüye gidiyor.
Önceden bazı şeyler, güçlü siyasetçiler sayesinde gidiyordu.
Onların ağzından çıkacak bir cümlenin önemi daha büyüktü.
Yarattığı etki daha büyüktü.
Siyasetçiler, bürokratlar daha fazla ciddiye alınıyordu.
[*] [*] [*] [*]
Galiba, belediye başkanlarına partisi ne olursa olsun daha fazla değer veriliyordu.
Veysel Atasoyun bir dediği nadiren iki oluyordu.
Ömer Barutçu, gerekirse haddini bildiriyordu.
Yapılanlar, izlenen yollar eğriydi, doğruydu belki, ama sonuca gidiliyordu.
Sonuca daha hızlı gidiliyordu.
Şimdilerde havanda su dövmekle geçiyor ömür.
Konuş konuş aynı şeyler.
Yaz yaz aynı şeyler.
[*] [*] [*] [*]
Kentte aslında pek çok şey olur.
Daha hızlı olur.
Bu kent kısa sürede çok daha yaşanılabilir olur.
Ama olmuyorsa, sadece politikacıları, bürokratları sorumlu kılmak da yanlış
Bunun için sivil inisiyatiflere ihtiyaç var.
Kimseyle göbek bağı olmayan ve kimsenin arka bahçesi olmadan çalışacak, mücadele edecek, gerekiyorsa kavga edecek sivil inisiyatiflere
Bu sivil oluşumları lafla değil, gerçekten destekleyecek olan sivil halka!
[*] [*] [*] [*]
Kimse kusura bakmasın.
Günde 50 tane şikayet alıyoruz.
Sokağa çıkabildiğimiz sürece insanları dinlemeye çalışıyoruz.
Vatandaş sandıkta kime oy verirse versin sorunları ortak.
Çektiği sıkıntılar ortak.
Ama halk olarak gösterilmesi gereken tepki ve talep zayıf.
Halk adına bu tepkileri düşünceleri ve çağrıları yüksek sesle dile getirmesi gereken STKlar da ortada yok.
Onların başında ve yönetimlerinde olanlar sık sık Ankaralara giderek milletvekilleriyle poz verme derdindeler.
Yalansa yalan desinler!
Buyursunlar gelsinler, bir de yüzümüze söylesinler!
[*] [*] [*] [*]
Neyi konuşuyoruz?
Niye konuşuyoruz?
Neyi yazıyoruz?
Niye yazıyoruz?
[*] [*] [*] [*]
Sivil inisiyatifin temsilcisi konumundaki, esnafın temsilcisi konumundaki kişi ve kurumlar taşıdıkları unvanların hakkını biraz olsun verebilseler, manzara böyle olmayacak.
Halk adına, kent adına en net duruşu gösterebilecek, göstermesi gereken yer de Kent Konseyi.
Ne dersin Yesari Bey?
[*] [*] [*] [*]
Ve okurlar olarak sizlere de bir eleştirimiz var.
Sorunlar hepimizin.
Hepimiz bu kentin daha yaşanılabilir olmasını istiyoruz.
Sağda mırıldanıyoruz.
Solda mırıldanıyoruz.
Ama mırıldanmakla kalıyoruz sanırım.
Ne STKları harekete geçirebiliyoruz, ne de vatandaş olarak konuştuğumuzu, düşündüğümüzü yüksek sesle haykırabiliyoruz.
Kabul edin, sorun biraz da sizde!