Hakkari Çukurca&[#]8217;da terör örgütünün menfur saldırıları bizim gibi o bölgenin zorluklarını yaşayıp da o havayı koklayanları daha derinden etkiliyor.
Biz her saldırıda her şehit verdiğimizde o günleri bir kez daha yaşıyoruz.
1992&[#]8217;nin Nisan ayından Kasım ayına kadar kaldığım bir yer olan Çukurca&[#]8217;da ömrümüm en heyecanlı, maceralı, onurlu ve gururlu günlerini yaşadım.
Biliyorsunuz bölgeden terör olaylarından sonra acı bir haber daha aldık.
Van&[#]8217;da yaşanan 7.2 büyüklüğündeki deprem acımıza acı, üzüntümüze üzüntü kattı.
Bu vesile ile depremde hayatını kaybedenlere Allah&[#]8217;tan rahmet, ailelerine başsağlığı dilerim.
Van&[#]8217;ı da vatani görevim sırasında gördüm. Doğu&[#]8217;nun Paris&[#]8217;i dedikleri kadar var.
İki il düşünün bunlar birbiriyle komşu olsunlar ve birbirine hiç benzemesinler.
Hakkari ile Van arasında dağlar kadar fark var.
O büyük gölünün yanından geçen yol sizi Hakkari&[#]8217;ye götürürken göl manzaralı seyahat yapmanın keyfini yaşıyorsunuz.
Önceki yazımın büyük bölümünü Üzümlü&[#]8217;ye ayırmıştım.
Kuzey Irak sınırına sıfır noktasında bulunan, karşı tarafa birçok kez pasaportsuz geçiş yaptığımız, insanlarının yaklaşık üç ay boyunca hastalıkları ile uğraştığım, ekmeklerini yediğim, sularını, çaylarını içtiğim bu köyden özel izinle Bartın&[#]8217;a gelerek ayrıldım.
Bizim zamanımızda olağanüstü hal uygulaması vardı.
Her aya iki gün erken terhis vardı, maaşları da güzeldi ama izinler kapalıydı.
Üzümlü günlerim yol hariç 10 günlük &[#]8216;özel izinle&[#]8217; Bartın&[#]8217;a gelmemle son buldu.
Saçlı, sakallı ve bıyıklı olarak beni karşılarında gören ailem ilk etapta askerden kaçtığımı düşünmüştü.
Böyle asker olmaz diyorlardı. Ama bu güvenlik önlemiydi ve son derece gerekliydi.
Yola çıkışım tam bir maceraydı. Normalde güvenlik açısından karakoldan helikopterle Hakkari&[#]8217;ye kadar gitmeliydim.
Oradan da askeri konvoyla gideceğim yere ulaşmam gerekiyordu.
Helikopter beklemedim. Üzümlü&[#]8217;de köyün minibüsüne atladığım gibi yola koyuldum.
Hakkari merkeze gitmek yerine yol ayrımındaki köprüde (Depin köprüsü) polis kontrol noktasında indim.
Polislere izin kağıdımı göstererek kendimi tanıttım ve beni Van terminaline kadar götürecek güvenli bir araç durdurmaları için ricada bulundum.
Bana dedikleri ilk laf &[#]8220;Böyle bir günde yola çıkılır mı, sen kafayı mı yedin&[#]8221; olmuştu.
Günlerden 15 Ağustos&[#]8217;tu. Bu tarih terör örgütünün eylem yıldönümüydü.
Böyle günlerde bölgede birçok işyeri kepenk, şoförler kontak kapatır, gerginlik yaşanır, eylemler, gösteriler yapılırdı.
Bir kere çıkmıştık yola ve geri dönecek halimiz yoktu.
Polislerimiz sağolsunlar Yüksekova tarafından gelen spor bir otomobile, sürücüye bazı tembihlerde bulunarak beni teslim ettiler.
Hakkari-Van arası otobüsle 3-4 saati buluyordu.
Otomobille Van&[#]8217;a iki saatte ulaşmıştık. Terminalde indim, Ankara otobüsüne bindim ve 25-30 saati bulan bir yolculuktan sonra Bartın&[#]8217;a geldim.
Ben izindeyken Şırnak il merkezi saldırıya uğramıştı.
Güneydoğu daha da karışmıştı. İznimi biraz uzattıktan sonra yeniden Hakkari&[#]8217;ye döndüm.
Van&[#]8217;dan otobüsle Hakkari&[#]8217;ye geldim. Niyetim yine konvoy beklemeden köy minibüslerine atlayıp Çığlı&[#]8217;ya, yani merkezimize gitmekti.
Hakkari&[#]8217;de Çukurca tarafına giden minibüslerden birine bindim.
Aracın içindeki köylülerden bazıları beni hemen tanıdı ve asker ağa hoş geldin diyerek karşıladı.
Tanımalarına gerek yoktu çünkü batıdan gelenler orada hemen kendini belli ediyordu.
Asker ya da öğretmen veya polis olduğunuz sanki alnınızda yazıyor gibi sizi hemen tanırlar.
Mayınların patlayıp teröristlerin araçların önlerini keserek insanları kaçırdıkları ve saldırıda bulundukları yollardan sağ salim geçtim.
Minibüs beni Çığlı&[#]8217;daki karakolumuza kadar getirdi.
Döndüğümde sınır ötesi harekat başlamıştı. Yine bir ekim ayı idi ve ordumuz Kuzey Irak&[#]8217;ta bilmem kaçıncı kez terörist kovalıyordu.
Kasım ayında kar yağışı başladı. Tam görevimiz bitmiş ve geri dönmek için hazırlık yaparken hava muhalefetine yakalanmıştık.
Eşyalarımızı toparlamıştık. Sarıkamış&[#]8217;a, geldiğimiz yere gidecektik.
Kısa sürede yollar kapandı. Köy Hizmetleri seferber oldu, yollar açıldı ve bizim Hakkari maceramız bitti.
Sarıkamış&[#]8217;a döndüğümüzde askerliğin bitmesine bir buçuk ay gibi kısa bir süre kalmıştı.
Hakkari defterini geride birçok anı bırakarak kapatmıştık.
Hiç unutamadığım olaylardan biri de Üzümlü&[#]8217;nün karşısındaki Işıklı&[#]8217;daki karakolun saldırıya uğramasıydı.
Gece yarısıydı ve karanlıkta gidip gelen izli mermiler bir savaş filminde yaşanan sahneleri andırıyordu.
Çadırlarda kaldığımız Çığlı&[#]8217;da da topçuların geceleri Kuzey Irak tarafına yaptıkları atışların her seferinde deprem oluyor gibi bizi sallamasıydı.
Anılarım buradan İstanbul&[#]8217;a köprü olur. Fazla uzatmak istemiyorum.
Terörü çözmek için o bölgeyi, oradaki şartları, insanların özelliklerini, yaşam koşullarını, coğrafyayı iyi bilmek lazım.
Bu sorun teröristlerin Kuzey Irak&[#]8217;tan temizlenmesi ile büyük ölçüde çözülmüş olur düşüncesindeyim.
Sonuçta oradan girip çıkıyorlar.
Sınır dediğiniz zaten taşlardan ibaret. Üzerinde numaralar bulunan beyaz taşları sıra sıra dizmişler, sınır olmuş.
Öyle bazılarının sandığı gibi tel örgülerle ya da duvarlarla çevrili, her üç beş metresinde bir asker nöbet bekliyor falan değil.
Kuzey Irak&[#]8217;ı, hatta İran&[#]8217;ı teröristlerden temizlemedikten sonra bu sorun çözülmez.
Suriye&[#]8217;ye nasıl sert çıkıp terörist başının oradan kovulmasına, başka ülkelere kaçmasına ve bunun sonucunda da yakalanmasına vesile olduysak aynısını Irak ve İran&[#]8217;a da yapmalıyız.
Bunlar özellikle Irak&[#]8217;ta besleniyorlar ve Türkiye&[#]8217;ye saldırıyorlar.
Kuzey Irak eğer örgüte kol kanat germeye devam edecekse sonuçlarına da katlanması lazım.
Daha sonra bölgenin ekonomik sorunlarını, iş ve aş problemlerini çözmek için çalışmalar yapılmalı.
Önceki yazımda sağlık sorunlarına dikkat çekmiştim. Hakkari&[#]8217;ye, Şırnak&[#]8217;a gönderdiğimiz doktorların, hemşirelerin oralarda durmalarını sağlamalıyız.
Bölgedeki sağlık kuruluşlarını araç, gereç, malzeme ve personelle takviye etmeliyiz.
Bir de güvenlik sorununu çözmeliyiz.
Köylüleri iki arada bir derede kalmaktan kurtarmalıyız.
Bizim karakola, &[#]8216;falan köyde bir grup terörist görülmüş, erzak temin etmişler ve ayrılmışlar&[#]8217; diye mesaj gelirdi.
Köylünün kapısına gelmişler, verse bir türlü vermese bir türlü.
Vermese vuracaklar. Çaresiz veriyor. Genelde bu böyle.
İsteyerek veren de vardır mutlaka ama azdır diye düşünüyorum.
Hakkari&[#]8217;de bulunduğum süre içinde sıhhiyeci olduğum için köylülerle haşır neşirdim.
O insanların öyle Türkiye&[#]8217;den ayrılalım, başka bir devlet kuralım diye bir dertleri olduğunu görmedim, duymadım, hissetmedim.
Dillerini zaten konuşuyorlar, çocukları Türkçe&[#]8217;den önce Kürtçe öğreniyor.
Bölgedeki bayilerde Türkçe gazeteden çok Kürkçe gazete var.
Baskı falan da yok. Eskiden münferit bazı olaylar olmuş olabilir. Dediğim gibi bunlar münferit olaylar. Sistemli bir şey yok.
Dediğim gibi öncelikle Kuzey Irak&[#]8217;ı dümdüz etmek lazım.
Sonra da ekonomik ve sosyal tedbirlerle sağlık ve eğitim alanında yeni uygulamalar yapılmalı.
Bir de idamı geri getirmek lazım. Habur&[#]8217;da törenle karşılayacağına yakaladığın teröristi sallandır bak nasıl caydırıcı oluyor.
Şehitler ve Gaziler Derneği Başkanımızın da dediği gibi bu ateş ancak idamla söner.
Bir öneri de sınırdaki karakollar için.
Dikkat ederseniz en çok saldırı sınırdaki karakollara oluyor.
Bu karakolları fiziki olarak daha güvenli hale getirmek lazım.
Şahsen ben Doğu ve Güneydoğu&[#]8217;da terör sorunu bulunan illerde askerlik yapmayanları askerlik yapmış saymıyorum.
Kendimi bu açıdan şanslı sayıyorum ve orada görev yapmış olmaktan gurur duyuyorum.
Bana şimdi yeniden Hakkari Çukurca&[#]8217;ya gider misin deseler koşa koşa giderim.
Gel sen oraları biliyorsun uyum sorunu çekmezsin bu mücadeleye bir kez daha katkı ver desinler, gönüllü olarak gider tekrar seve seve askerlik yaparım.
Hakkari Çukurca, vatani görevimin en heyecanlı, maceralı, onurlu ve gururlu bölümüdür.
Orada askerlik yapmaktan, 8 ay boyunca sınırı beklemekten, terör örgütü ile mücadeleye katkıda bulunmuş olmaktan onur ve gurur duyarım.