Günden güne politize edilmeye çalışılan ve bu yolda başarılı adımlar atılan yargının verdiği kararlar daha fazla sorgulanır olur.
Türkiye&[#]8217;nin gündeminde olan iki davaya bakanlar arasında taktir hakkı algısının hangi sonuçlara neden olabileceğini bir kez daha gördük.
Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, "Deniz Feneri e.V." soruşturmasında, şüphelilerin hakkındaki delillerin toplanması, sabit ikametgahlarının olması, delilleri yok etme, gizleme ve başkaları üzerinde baskı yapılması ihtimallerinin olmaması nedeniyle tutuklulara tahliye kararı vermesinin ardından pek çok yorum yapıldı.
Mahkeme, tahliye gerekçesi olarak; tutuklu sanıkların 18.10.2011 tarihinde itiraz ettiğini ve mahkemenin itirazı değerlendirdiğini, incelemeler sonucunda, şüphelilerin yaklaşık 4 aydır tutuklu bulundukları, dava kapsamında şüphelilerin birçok mallarına tedbir konulduğu, soruşturma sürecinde birçok defa yurt dışına çıkan şüphelilerin tekrar yurda döndükleri, mağdur ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma ihtimallerinin ortadan kalktığı ve yurt dışına kaçma ihtimallerinin ortadan kalktığı gibi bu hususun CMK 109. Madde ön görülen adli kontrol kararı ile de denetlenebileceğini belirtmiş.
Gayet güzel.
Bu karara çok sevinenlerin diğer yandan Ergenekon veya diğer davalar kapsamında 2 yılı aşkın süredir tutuklu bulunanların peşin cezalandırmaya dönen tutukluluk süreleriyle ilgili tavır koyma cesareti var mı?
Bunu sorgulayabilir misiniz?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Deniz Feneri e.V davası bağlantılı soruşturma kapsamında 3 kişinin serbest bırakılmasına ilişkin &[#]8220;Bunları tahliye eden hakimin verdiği kararın, başka davalardaki hakimlere örnek olmasını diliyorum. Kalben inanıyorum ki yakın zamanda diğer mahkemeler, heyetler veya hakimler, tahliye kararlarını vermeye herhalde başlayacaklar. Yoksa bunun izahı olmaz&[#]8221; diyor.
Buradan onlarca sonuç çıkartabiliriz.
İnanıyorum ki büyük bir çoğunluğun çıkaracağı sonuçlar yine tek kutuplu ve hiçde masum sayılmayacak düşüncelerdir.
Buradan çıkarılabilecek en bariz sonuç şudur;
&[#]8220;Demek ki siyaset yargıya müdahale edebiliyormuş&[#]8221;
Ama biz millet olarak herkesin bildiği gerçekleri birbirimizden saklamak için kıvranıp dururuz.
Siyasi müdahaleler zaten tavsiye şeklinde olur.
O tavsiye geldi.
&[#]8220;Çok şükür bu hükümetin Bülent Arınç&[#]8217;ı var&[#]8221; diyenler de olacaktır.
Onlara da tavsiyemiz, erken sevinmemeleri.
Arınç benzer şeyleri baştan farklı tonlarda söylüyordu ancak bunlar basında doğru dürüst yer almadı.
Büyütülmedi.
Eğer Bülent Arınç&[#]8217;ın tavsiyesi kabul görürse Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal&[#]8217;ın serbest kalması çok yakındır.
O duygu olmasa kan gövdeyi götürür!
Adalet denilen kavramı uygulamak günden güne zorlaşıyor.
Bireyselleşmenin giderek arttığı şartlarda kimsenin herkesi memnun edebilecek bir adalet mekanizmasını kurup çalıştırması neredeyse imkansız.
Adalet kavramını, adı konulmuş kurallar bütününün herkese eşit uygulanması üzerinden sağlamaya çalışanların işi de çok zor.
Yasaların yetmediği yerde vicdan adaleti denilen bir şey vardı.
Sanırım o da hızla deforme olmaya devam ediyor.
Güven duygusunu hep birlikte zedelemeye devam ediyoruz.
Böyle bir ortamda toplumun adalet kavramının sağlıklı işlemesi çok zor.
İlahi adalete gelince.
Çaresizlerin tek çaresi o duygu.
Zaten o duygu olmasa kan gövdeyi götürür.
Gücünü, gücü yettiği kadar başkalarının üzerinde denemeyi sevme hastalığına tutulmuş olanların sisteme monte oldukça korunduğu algısı, o sisteme her zaman yeni elemanlar kazandırmaya teşvik edecektir.
Hınç ve ötekileştirme üzerinden rant politikaları artarak yeni dünya düzeninin vazgeçilmezi haline geliyor.
Yani anlayacağınız çiğ bir durum.
Ne tarafından bakarsanız artık!
Sonuç olarak ne tarafından baksanız haklısınız!
Halk çok memnun!
Belediye Başkanları, Başkanı olduğu kentlerin, ilçe ve beldelerin sahibidir.
Acaba!
Acaba kaç tanesi gerçekten yönettiği yerin sorunlarına hakim.
Kaç tanesi oradaki sorunların çözümüne hakim.
Bizimkilerin yüzde doksanı olaya su, yol, çöp, çevre olarak bakıyor.
Zaten yine büyük bölümü onları da adam gibi yapamıyor.
Oysa bir Belediye Başkanı yönettiği kentte o kadar çok şey yapabilir ki.
Ama bunun için öncelikle gerçekten o kentin insanlarının daha mutlu olması için neler yapılabileceğini algılayacak kapasiteye sahip olması gerekir.
Sorun da burada zaten.
Kapasite meselesi!
Zonguldak&[#]8217;ın her noktasından enerji fışkırabilecekken millet Bezgin Bekir gibi dolaşıyor.
Halk da halinden memnun yani!
O zaman fazla bir şeyler yapmaya da gerek yok hani!
Değil mi?