Türkiye&8217;nin dört bir tarafında santral yapmak isterken ÇED raporu alamayan veya kamuoyu baskısıyla geri adım atmak zorunda kalan firmalar işin kolayını buldu.
Hepsi gözünü Zonguldak&8217;a dikti.
Çünkü Zonguldak insanı uysal&8230;
Ensesine vur tokadı, elindeki ekmeği al!
Zonguldak termik santraller bölgesi oldu.
Şimdi üçüncüsü gündemde&8230;
Yine Çatalağzı&8217;na yapılacak.
Ve durmayacak.
Yeni santraller gelecek.
Bir grup, santrallere karşı...
Onlar çok çırpınmalarına karşın hem idareciler, hem de medya tarafından yeterince dikkate alınmıyorlar.
Şimdilerde sanal ortamlar üzerinden yaptıkları çağrılarla karşı durmaya çalışıyorlar.
Ama yalnızlar.
Çünkü çıkan onca gazın, az veya çok insan sağlığına olumsuz etkisi olmaması mümkün değil.
Bilemediğimiz, ne oranda olacağı.
Farklı şeyler söyleniyor.
Farklı şeyler açıklanıyor.
İşadamlarına göre, yeni tip santraller havayı, doğayı, denizi kirletmiyor.
Vatandaşa, o bölgenin yerel yönetimlerine göre durum farklı.
Vatandaşın bir kısmı, &8220;Oğluma iş versinler&8221; diyor, bir kısmı ise, arazisini daha fazla fiyata satma pazarlığı için, &8220;Santraller kanser saçıyor&8221; diyor.
Belediyeler ise, iki ileri, bir geri yaparak katkı peşine düşüyor.
Kömürcüler ise, ürettikleri kömürleri satabildikleri sürece sorun yok. Santral yerli kömür almıyorsa, vay haline&8230; Zaten direniş zincirini kıranlar da onlar oldu. Gördüler ki, kendileri de kandırıldı.
Yani baştan beri Çatalağzı bölgesinde kurulan santrallerle ilgili Zonguldak&8217;taki tüm kesimler ortaya bilinçsiz ve tutarsız bir tavır koydu.
Çok büyük bir kesim, gerçekte ne olduğunu bilmeden, ilgilenmeden yaşadı bugüne kadar.
Kozlu&8217;da, Bahçelievler&8217;de oturanlar, Çatalağzı&8217;ndan yükselen dumanları görünce, oradaki insanları düşünmeden, &8220;Ama bunlar bu tarafa geliyor&8221; demeye başladılar.
Bu durumda, asit yağmurlarının üzerimize yağmasıyla her türlü kanser vakasının artacağına inananların sayısı artıyor.
Yeni yeni santraller yapılması da tedirginliği arttırıyor.
Hemen söyleyelim.
Bu dalga bir defa başladı.
Eğer bu durum bir taviz ise, Zonguldak olarak tavizi en baştan verdik.
Arkası kesilmeyecek.
Zonguldak &8220;santraller bölgesi&8221; olacak.
Sayı arttıkça, belki de bugün görünmeyen sorunlar, asıl o zaman yaşanmaya başlayacak.
İşte o zaman sırf bu yüzden göçler hızlanacak.
Bir taraftan, &8220;kenti büyütelim, daha yaşanabilir bir kent yapalım&8221; diye kavga verirken, diğer yandan belki de elbirliği ile &8220;iş, ekmek, özgürlük&8221; hesaplarıyla sonumuzu hazırlıyoruz.
Üstelik sağlığımız yerindeyken, bunları pek düşünmüyoruz.
Böyle bir durumda herkes, herkes kadar haklı, ancak gerçekte ne olacağını tam olarak bilemiyoruz.
Sonuçta bildiğimiz tek şey, gökten vitamin yağmayacak!
Örnek tesis&8230;
Zonguldak&8217;ın 104 yaşındaki Deniz Feneri, 2 yıl önce Denizcilik İşletmeleri tarafından ihale edilmesinin ardından geçtiğimiz günlerde restoran olarak hizmete açıldı.
Gittik, gördük.
Oldukça güzel olmuş.
Zonguldak&8217;ta bu tarz işletmeler ne yazık ki yoktu.
İşte onlardan birisi...
Dışarıdan misafiriniz geldiğinde götürebileceğiniz şirin bir tesis olmuş.
Belediyelerin, Kültür ve Turizm Müdürlüğü&8217;nün, Valiliğin bu tarz tesisleri destekleyip, işletmecileri cesaretlendirmesi gerekir.
Her güzelin bir kusuru var.
Zonguldak Feneri&8217;nin işletmeciden kaynaklanmayan o kusuru da Ramazan&8217;dan sonra giderilmeli.
Altuntaş&8217;ın &8220;uçuk&8221; önerileri&8230;
Zonguldak TSO Başkan Yardımcısı Şenol Altuntaş ile sohbetimiz sırasında çarpıcı öneriler ortaya attı.
Bugün o önerileri manşete taşıdık.
Bu öneriler, kentteki yönetim basiretsizliğine katkı sağlar mı, bilemiyoruz.
Ancak bildiğimiz bir şey varsa, bunların bazı kesimlere, &8220;fazla uçuk&8221; geleceği.
Aslında uçuk falan değil bunlar.
Tartışılmasında fayda var.
Örneğin Valilik binası, lavuar alanı ve Fevkani Köprüsü&8217;nün paket olarak değerlendirilebileceği önerisini çok tuttum.
Vali Bey&8217;den beklentimiz, makam tadilatıyla harcadığımız zamanları da bu işlere ayırmaları.
Sayın Vali, bu konuda ne düşünüyor acaba?
Bir de Zonguldak ve Kozlu Belediyelerinin birleştirilmesini öneriyor Altuntaş.
İlk bakışta bizde çok şaşırdık.
Peki, Belediye Başkanlarımız ne diyor bu konuda?
Bizden tavsiye&8230;
Siyasetçileri ve siyasete özenenleri izliyoruz.
Onlarla konuşuyoruz.
Kendi penceremizden gördüklerimizi yazarak veya konuşarak paylaşmaya özen gösteriyoruz.
Kimseyi kandırmaya çalışmadan ne görüyorsak, onları paylaşmaktan kaçınmıyoruz.
Ama siyasetçilerin ruhunda pohpohlanmak var.
Onların birçoğu gerçekleri duymak istemez.
Nefret ve ötekileştirme politikasından beslenerek zaman kazanmak isterler.
Çünkü yanlarında her zaman duymak istediklerini söylemeye hazır kalabalıklar vardır.
Bu nedenle o kalabalıklar içinde etrafa bakınıp gerçekleri görmekte zorlanırlar.
Kronikleşmiş siyasetçilerden, yerel yöneticilerden bu bağlamda çok fazla bir şey beklemiyoruz.
Ancak orta yaş ve genç kuşak siyasetçilere, yöneticilere bu konuda daha özenli yaşamaları gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Siyaset yapmanız, &8220;adam&8221;lığınızı kaybetmenizi gerektirmez.
Biz kimliğini kaybetmemek için &8220;adam&8221;lığını kaybeden çok siyasetçi, çok yönetici gördük.
Kimlikler gider, ama &8220;adam&8221;lık kalıcıdır.
Kimliği kaybettikten sonra o &8220;adam&8221;lığı yeniden kazanmanız pek kolay olmaz!
Önemli olan her ikisini birlikte taşıyabilmek&8230;