İstanbul&[#]8217;dayız.
Akraba eşrafı İstanbul&[#]8217;da ağır basıyor.
Her adımda; &[#]8220;Bırak Zonguldak&[#]8217;ı gel İstanbul&[#]8217;a baskısı&[#]8217; var.
Baskının dozu artıyor.
İnat ediyorum burada kalmak için.
Ama baskılar da bir türlü bitmiyor.
Tabi ki herkes olaya kendi çerçevesinden bakmak zorunda.
Öbür yandan Zonguldak&[#]8217;taki baba ocağı Tepebaşı&[#]8217;ndan iki aile göçe hazırlanıyor. Biri Bursa&[#]8217;ya
Diğeri İstanbul&[#]8217;a.
Sayıyorum.
Toplam da 14 kişi.
Biri yan komşu. Diğer üst komşu.
&[#]8216;Göç durdu, göç yok&[#]8217; diyenlere inat istiyorum ki çıksınlar konuşunlar.
&[#]8216;Yok uşağım lanet olsun&[#]8217; diyorlar.
O lanet kime?
Elbette geçmişten bugüne kente ihanet edenlere.
Tek ben değilim.
Hepimiz bazen gitmek istiyoruz bu kentten.
Herkesin kendince bir nedeni var.
En başta işsizlik ve ekonomi.
Sonra asosyal yaşam.
Daha sonra çifte standart yaşam anlayışı teşvik edilen bir il.
Bu kent için o kadar yazıp çiziyoruz.
Pek çok alanın çok kolay adam edileceğini de biliyoruz.
Ama ölü toprağı da para ediyor.
Bu yüzden de toprağı kimsenin kaldırmaya pek niyeti yok.
Daha nereye kadar?
Bu kent kendine küsüp gidenlerle dolu.
İstanbul.
Ankara.
Bursa.
İzmir.
Antalya.
Ve diğer iller.
İlçeler.
Beldeler.
Köyler.
Zonguldak&[#]8217;ı Gazipaşa zanneden siyasetçi zevatı &[#]8216;olala öpsün beni mualla&[#]8217; havasında.
Onların böyle bir dertleri yok.
Onların böyle bir kavgası yok.
Hayata, adalete ve mücadeleye karşın korkaklar.
Onların bu ürkekliği kenti hepten mahvediyor.
İhanetlerin bir bedeli olmalı.
Halk o bedeli sormanın yolunu biliyor.
Dürüst olmak.
İnadına dürüst kalmak.
O da pek yok.
Kötüleri kendilerine örnek kabul eden zihniyet içi boş bir şımarıklık anlayışı içinde.
Bütün bunların her biri bu bütüne etkili darbe vuran anlayışlar.
Doğru&[#]8217;ya doğru, yanlışa yanlış diyemeyen bir ahlaki yapı içinde kendi komplekslerini yenemeyenlerin kenti burası.
Öte yandan bir çok kesimin sesini çıkartamayarak ezilmeye mahkum olduğu bir kent.
İnsanların dipçik zoruyla madenlere sokulduğu dönemi izah eden mükellefiyet bugün sadece kıyafet değiştirmiş zorunda.
Yani bildiğimiz mükellefiyet hala devam ediyor kentte.
Sonuç olarak kent ne kadar imaj değiştirmeye çalışsa da içi boş.
Bu da göçlerin devam etmesinde en büyük etken.
Bunu bilmiyorum ama bu kentin sorunlarını inadına yazmaya devam edeceğim.
Halkın gerçek sorunlarını, problemleri anlatmaya özen göstereceğiz.
Yan gelip yatarak devletin bahşettiği görevlere ihanet edenleri rahatsız edeceğiz.
Bu kente ihanet edenlerin aslında kendisine ihanet ettiğini vurgulamaya devam edeceğiz.
Benim gitmek gibi bir niyetim yok.
Ama bu kentten insanların akın akın gitmemesi için gerekeni yapmayanlar ve olayı sabah 8- akşam 5 memuriyeti olarak kabul edenlerle işimiz var.
Herkesin kentin nasıl bu kadar adaletsiz yönetildiğini hesabı sorma hakkı var.
Herkesin kente ihanet edenlere hesap sorma hakkı var.
Bu hesabın doğru sorulması şart.
Halk bunu yapamazsa bu kent aynı rotada devam eder.
İş yine gençlere düşüyor.
Ama onlara da sıra gelmiyor.
Böyle beklerlerse sıra gelmez.
Genç aslanlar böyle zamanda kükremezse ne zaman kükreyecekler.
Şimdi isyan zamanı.
Araba feribotu püfür püfür.
Şimdi Yalova&[#]8217;dayım!


Burhan İnan istifa etse ne olur?


TTK&[#]8217;da kurumsal disiplinsizlik 30 cana mal oldu.
Raporda ki ihmalleri günler öncesinden yazmış bir gazeteci olarak ben istifasını uygun görürüm.
Ama nasıl?
Şöyle diyelim.
Peki bu facianın hesabını kim verecek?
Biraz oradan, biraz buradan denilerek yazılmış bir rapor herkesi kurtaracak mı?
TTK Genel Müdürü Burhan İnan&[#]8217;ın böyle zamanda istifa eder mi?
Etmez.
Çünkü.
Kendisi ile direkt alakalı olmadığını düşünür.
Hani istifa edince TTK&[#]8217;da her şeyin düzelmeyeceğini de bilir.
Düzeleceğine inansa inanıyorum ki o fedakarlığı da yapar.
Ama bir şeylerin değişmesi gerekiyor.
Kurum içinde ki başıboşlukların neden olduğu aleni olarak ortaya çıkan grizu faciası sonrası nedense herkes görevin başında.
Kimse hatasını kabul etmiyor.
Kişiler ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor.
Aynı olay özel ocaklardan birinde olsaydı.
O zaman da böyle mi olacaktı?
Böyle dönemde Genel Müdürün istifası gelenek haline gelebilir.
Hesap verme kültürünün yanında sorumluluk anlayışının gelişmesine katkı verilebilir.
Ama bu da olmaz.
Gerçek sorumluların ellerini kollarını sallayarak gezdiği yerde bir genel müdür neden istifa etsin?
O da haklı.