Seçim atmosferinde,
Kendi içinde,
Enerjisini tüketen,
Tek parti sanırım CHP’dir.
Ön seçim davasına,
Parti içinde fırtınalar kopuyor.
Bazı aday adayları,
Bu yüksek tansiyonda ise,
Olmayacak refleksler geliştiriyor.
Mesela,
Aday olup,
Seçilmesi halinde,
Makamları ekip arkadaşları arasında,
Paylaştırdığı iddia edilen Tahsin Erdem,
Halk toplantılarında,
Projelerini anlatacağına,
Harun Akın’ı kötülüyor.
Dilaver’de,
Harun Akın’ın,
İl Başkanlığı dönemine yönelik,
Eleştiriler yapıyor.
Yazık…
Artık kendisini,
Basın danışmanı mı?
Sanat danışmanı mı?
Belediye başkan yardımcısı mı?
Bu şekilde yönlendiriyor, bilinmez.
Gerçi,
Gün içinde,
Makamları dağıtmadığına dair,
Bir açıklama yaptı kendisi.
Bir çok grup saydı.
Siyaset bezirganları,
Klikler,
Sermaye grubu,
Müteahhitler…
Ben kendisinin bu açıklamasını doğru buluyorum.
Saydığı ekiplerin hepsi,
Vallahi Tahsin Erdem’in etrafında.
O sebeple,
Ben kendi iddiamın da,
Doğru olduğunu bir kez daha teyit etmiş oldum.
Tahsin Erdem’in A takımında kimler var?
Halil Fırat, Ertuğrul Koltuk, Mustafa Özdemir, Nazmi Özden, Deniz Dilaver, Şenol Şanal…
Şimdi bu isimleri gruplandıralım.
Siyaset bezirganları (Bezirgan: Tüccar demek): Halil Fırat, Ertuğrul Koltuk.
Sermaye Grubu: Şenol Şanal (Haberal etkisi), Deniz Dilaver.
Klik: Mustafa Özdemir
Müteahhit: Halil Fırat…
Nazmi Özden’i yazacak bir grup söylemedi Sayın Erdem.
Halil Fırat’ı,
Müteahhit diye yazmama şaşırmış olabilirsiniz.
Site’de yeni bir bina projesi olduğunu duydum.
Tahsin Erdem seçilirse,
İşlerinin kolaylayacağı iddia ediliyor.
O yüzden,
Müteahhit grubuna da yazdım.
Özetle!
Tahsin Erdem,
Bugün ki açıklaması ile,
Kendi ekibiyle yolları ayıracağı imasında bulunmuş bence.
Çünkü saydığı bütün gruplar,
Yanı başında.
* * * * * * * * *
Seçim atmosferi girdi ya.
Gazipaşa’dan ‘şak şak’ sesleri gelmeye başladı.
Duyunca, “Darbeye alkış mı tutuyorlar” diye sordum.
Meğer yalaka taifesinde artış olmuş.
Bu şaklamalar ondanmış.
İnsanın aklına başka şeyler de geliyor ama.
Neyse…
Şak şakçılar çoğalmış.
Şak şak tutanların,
Geçmişte alan elleri de şak şaka katılıyor.
Ama şimdilerde,
Alan el değil,
Veren el ile şak şaka katılıyorlar.
‘Öz canını’ ‘alan’ da alkışlıyor…
Arif Nihat Asya şöyle diyor;
“Alkışlamaktan ve alkışlanmaktan hoşlananlar,
İnsanın bir çift eli daha olmasını
-Kim bilir- ne kadar isterlerdi!
Fakat benim merakım -sadece- şu ki:
Suratlarda üçüncü elin tokadı acaba nasıl şaklardı?”.
Öyle ya!
Öyle şak şak ellerini çırpıyorlar ki,
Üçüncü elleri olsun diye dua ediyorlar.
Şimdi bana,
Bu yazıları isimsiz yazıyorsun diyecekler.
Ona da Şair Eşref çok güzel cevap vermiş;
Eşref’e sordular: “Neden o zehirli taşlamalarında çoğu kez isim kullanmıyorsun? Kimin için yazıldıkları belli değil?”
Eşref: ” Neden olacak, bütün alçaklara uygulanıp, numarasız gözlük gibi kullanılsın diye.” der.
Biz isimsiz yazınca,
Bütün alçaklar için,
Bir deyim yaratıyoruz aslında.
Şimdi tek tek saydırmayın bana.
Onların bu ara,
Şak şaklarını geçmişte de çok duymuştuk.
O dönem,
Alan el için diğer el kullanılıyordu.
Ağızlardan salyalar saçılıyor.
Avurtları kan topluyordu.
O zaman da,
Ayak öpme yolunun,
Yol başını tutuyorlardı.
Tevfik Fikret şöyle diyor:
“Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu”…
Hele bir tanesi var!
Vurdukça ne şaklatıyor.
Meclisten istifa etmiyor.
Listesinde olduğu belediye başkanının kuyusunu kazıyor.
Ona da Neyzen Tevfik cevap versin;
“Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler,
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!”…