Yerel basının en büyük eksiklerinden biri sonuçları belli olmayan bir haberi verdikten sonra takibinin yapılmamasıdır.


Bu eksiklik bütün gazetelerde var.


Diyelim ki bir mahallenin yolunun yapılacağını duyuruyorsunuz veya düzenlenecek bir etkinliği-toplantıyı ya da bir gezinin ön haberini yapıyorsunuz, haberin devamı gelmiyor.


Mahallenin yolu ne oldu, yapımına başlandı mı, bitti mi, bitmedi mi belli değil?


Düzenleneceği belirtilen etkinlik veya toplantı düzenlendi mi?


Geziye gidildi mi?


Farz edelim ki falan proje uygulanacak diye haber yapıyorsunuz.


Haberin devamı gelmediği için proje uygulandı mı, uygulanmadı mı bilinmiyor.


Yaşanan bir sorunla birlikte olumsuz bir konuyu gündeme getirdiğinizde bu sorunun akıbeti hakkında okuyucuya ilk fırsatta bilgi veren kaç gazete var?


Birçok haber okuyucuyu merak içinde bırakıyor.


Okuyucuyu merak içinde bırakmamak için haberlerin devamını getirmek gerekiyor, gelişmelerden kamuoyunu haberdar etmek gerekiyor.


Buna gazetecilikte fikri takip deniyor.


Yaptığınız haber veya yazdığınız köşe yazısına konu olan olayların sonuçlarıyla, yani akıbetiyle ilgili okuyucuya bilgi veriyorsunuz.


Vermezseniz fikri takip yapmamış oluyorsunuz.


İşte size bir örnek:


Bir gazete 21 Ekim&[#]8217;de Arıönü köyüne bağlı Mugada sahilinde imar kanununa aykırı olarak yapılan kaçak yapıların 25 Ekim&[#]8217;de yıkılacağını duyurmuştu.


Bu gazete normal şartlarda 26 Ekim&[#]8217;de ya da en geç 27 Ekim&[#]8217;de bu konuda ikinci haberi yapıp yıkımla ilgili bilgi vermeliydi.


Yıkım gerçekleşti mi, gerçekleştiyse nasıl oldu, kaç bina yıkıldı, gerçekleşmediyse neden gerçekleşmedi, başka bir tarihe mi ertelendi, bu sorular cevabını bulmadı.


Yapılması gereken haber ne 26 Ekim&[#]8217;de vardı, ne de sonraki günlerde.


Bu konuda okuyucu merak içinde kaldı.


Ön haberi yaparken gösterdiği titizliği asıl haberi yaparken gösteremeyen gazete fikri takipten sınıfta kalmış oldu.


Hep eleştiri değil yeri gelmişken özeleştiri de yapalım.


O kadar titiz, seçici ve dikkatli olmamıza rağmen bu hataya zaman zaman bizde düşüyoruz.


Demek ki daha dikkatli olmamız gerekiyor.


Bölge Trafik Müdür Yardımcısı Sefer Yerebakan, geçen hafta emniyetin sürücülere yönelik olarak düzenlediği eğitim seminerinde yaptığı konuşmada, güvenli trafik için eğitimli sürücünün önemine dikkat çekmişti.


Bizde doğru, dürüst, ilkeli, ahlaklı gazetecilik için eğitim şart diyoruz.


Bunu yeni söylemiyoruz, her fırsatta söylüyoruz.


Eğitim derken okulu kastetmiyoruz.


Bu meslekte en iyi eğitim veren okul gazetenin kendisidir.


Çekirdekten yetişen gazetecinin bu işi daha iyi yaptığına dair çok örnek var.


Tabi insanın yapısı, kişiliği, karakteri, sorumluluk anlayışı ve vicdanı da gazetecilikte önemli bir etken.


Yetişme ve yaşam tarzı da öyle.


Sefer Yerebakan&[#]8217;ın seminerde sarf ettiği şu söze dikkat buyurun: &[#]8220;İnsanlar nasıl yaşıyorsa öyle araç kullanır&[#]8221;


Bizim meslek de öyledir.


Gazetecilerin yaşam tarzları, karakterleri, ahlak anlayışları yaptıkları haberlere ve yorumlara yansır.


Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim misali bana gazeteciyi söyle sana nasıl haber yapacağını söyleyeyim.


Bu arada bir sivil toplum örgütünün termik santral konusunda yaptığı açıklamayı aynen yapan üçüncü bir sivil toplum örgütü daha oldu.


Böylece üç açıklama da aynı olmuş oldu.


Buna mukabil Amasra Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile Hak ve Eşitlik Partisi İl Başkanının açıklamalarını alkışlıyoruz.


Oturmuşlar fikir üretmişler, kendi düşünceleriyle çok güzel bir yazı hazırlamışlar.


Tebrik ediyoruz.





Yeni Zelanda örneği&[#]8230;



Kapalı mekanlarda sigara içme yasağına Bartın&[#]8217;da en çok dikkat edilen yerlerden birisi resmi daireler.


Yasağın uygulanması nedeniyle odalarında ya da binanın başka bir yerinde sigara içemeyenler günün belli saatlerinde çalıştıkları kurumun bahçesine veya önüne çıkarak sigara içiyorlar.


Kamu binalarının önünde bu yüzden ortaya ilginç görüntüler çıkıyor.


Amiri memuru birçok kişi işini gücünü bırakıyor, sigara molası veriyor.


Binaların önünden vapur bacası gibi dumanlar yükseliyor.


Bence buna izin verilmemeli.


Sigara molaları zaman ve iş gücü kaybına neden oluyor, işleri aksatıyor.


Hem çalışanların sağlığı bozluyor, hem de verim azaltıyor.


Bir günde 5 mola verilse 10&[#]8217;ar dakikadan 50 dakika, 10 mola verilse 100 dakika eder.


Bu yüzden her gün bir saatle 1,5 saat arasında mesai kaybı oluyor.


Bunun üzerine bir de sohbet molasıyla ihtiyaç molasını ekle, gitti mesainin iki-üç saati.


Memleketin durumu malum.


Yazık günah.


Bizim böyle bir lüksümüz olmamalı.


Sendikalar hükümete en küçük bir şey de bile tepki gösterirken, çalışanların sağlığıyla ve iş verimiyle yakından ilgili olan bu konuda neden sesini çıkar(a)mıyorlar?


Sadece resmi dairelerde çalışanlar değil özel kuruluşlarda çalışanlar da aynı görüntüleri sergiliyor.


Sigara içmek doktorların da dediği gibi bir hastalıktır.


Bu hastalığın tedavisi var.


İnsanlara sigara içmelerine izin verileceğine tedavi olmalarına yardımcı olunsa daha iyi olur.


Yeni Zelanda&[#]8217;da uygulamalar 2025 yılına kadar sigaranın kapalı veya açık her yerde yasaklanmasına doğru gidiyormuş.


Anlayacağınız bu ülkede sigarasız bir ülke olacak.


En iyisi bu. Helal olsun Yeni Zelanda&[#]8217;ya.


Darısı Türkiye&[#]8217;nin ve diğer ülkelerin başına.




İngilizce setini bırak, Türkçe setine bak



Sabah Gazetesi 29 kupona İngilizce seti veriyor.


Bu setle ilgili televizyonlarda dönen reklamlarda &[#]8220;İngilizce bilmeyen kimse kalmasın&[#]8221; deniyor.


Yani o kadar iddialı.


Sabah Gazetesi bu kampanya ile satışlarını mutlaka artıracaktır.


İngilizce&[#]8217;ye haddinden fazla düşkün ve meraklı bir millet olarak bu setlerden ziyadesiyle yararlanacağımızı rahatlıkla söyleyebilirim.


Böyle kampanyalar daha önce başka gazeteler tarafından da yapıldı, kupon karşılığı çok İngilizce seti dağıtıldı.


İngilizce&[#]8217;ye karşı değilim.


Dünyanın her yerinde geçerli olan bu dili de öğrenelim, bilelim ama önce kendi dilimizi öğrenelim, bilelim.


Güzel Türkçe&[#]8217;mizi nasıl kullandığımızın en çarpıcı örneğini gazeteler veriyor.


Haberler devrik cümlelerden, bozuk Türkçe&[#]8217;den, imla hatalarından geçilmiyor.


Yazılı olarak yapılan basın açıklamalarının da çoğu zaman bundan pek farkı olmuyor.


Bana göre gazeteler İngilizce setinden önce Türkçe seti dağıtsalar daha iyi ve hayırlı bir iş yapmış olurlar


Ya da iki seti bir arada da dağıtabilirler.


Türkçe&[#]8217;mize sahip çıkmalıyız.