Her karşılaştığımızda yakınıp durur.
Derdi bitmez.
Kızmadığı hiçbir olay yoktur.
Her şeye kızar, köpürür.
Allahtan küfür etmek gibi bir huyu yok.
Bu yönden birçoğumuzdan daha edepli gelir bana kızgınlığı.
Belki de ediyordur.
Hani içinden demek istiyorum.
Hangimiz her hangi bir olaya tepki gösterirken, içimizden küfür etmeyiz ki?
Her neyse.
Bu sefer karşılaştığımızda gene kafasına takılan bir sorunu anlattı bana.
&[#]8220;Bu eskiye yönelik özlem ne için?&[#]8221; diye sordu.
Eskiye özlem duymanın başka, eskiden örnek alarak doğruyu bulmanın başka anlam taşıdığını anlattım kendisine.
&[#]8220;İyi de&[#]8221; dedi.
&[#]8220;Her bir şeyde, eskiye yönelmemiz isteniyor. Elbette eskiye ait iyi örnekler ortaya konmalı. Ama eskiyi yaşamak gayreti içinde olmamalıyız. Milletler eskiye ait korunması gereken ne varsa korumuşlar. Kültüründen, sanatından, binalarına kadar. Zihniyetlerini de geliştirmeyi terk etmemişler. Biz zihniyet olaraktan eskinin yaşatılması yönünde gayret içindeyiz&[#]8221; şeklinde görüşlerini anlattı.
Ne yalan söyleyeyim, yanılıyorsun diyemedim.
Yaşadığımız günler bize tamamen yeni düşüncelere kapatılmak istendiğimiz gibi geliyor bana.
Açılamıyoruz bir türlü.
Ufkumuz daraltılıyor.
Senli-benli olduk.
Samimiyet belirtisi senli-benlilik değil anlattığım.
Sen-ben, ayrımcılık içeren senli-benlilik!
Sen o taraftansın, ben bu taraftan.
Eskiye özenmek ise amaç, sen ben kavramlarının üzerinde durmakta yarar var.
Eskiden &[#]8216;biz&[#]8217; vardı.
Padişahlar bile konuşmalarına &[#]8216;Biz ki, yedi cihana hükmeden&[#]8217; diye başlarlar sonra &[#]8216;bizim hükmümüze göre&[#]8217; diye her ne ise kararlarını bildirirlerdi.
Oysa, bir padişah her şeyden önce &[#]8216;Ben ki&[#]8217; demek hakkına sahipti.
Şimdi dikkat ediyorum da, günlük ilişkilerimiz içinde işkillenmekten başlayan bir çok kaygı var.
Güvensizlik var.
Biz-siz var.
Biz-siz gene kibarlık olsun diye değil, ayrışmanın anlatımı için kullanılıyor.
Eskiden örnek alınması gereken çok şey var.
&[#]8220;Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı.&[#]8221;
İyi olan eskiye rağbet olmalı.
Nur yağmalı-ışıklanmalı ortalık.
Önce kafalar aydınlanmalı.
Voltajı düşük enerji, ampulü bile aydınlatmaya yetmiyor işte.
Ne kadar yakınırsan yakın.