Siyasi partilerin kurumsallaşması,
Saha çalışmaları açısından çok önemli.
Bu noktada,
En hazır parti,
Her zaman Ak Parti oluyor.
Şuan teşkilatlar ile birlikte,
Gerçek anlamda çalışma yapan tek parti,
Ak Parti.
CHP’ye bakıyoruz.
Başkanlar sadece birlikte poz veriyor.
Osman Zaimoğlu’nu,
Kapı kapı dolaşırken gören var mı?
Ak Parti bu senkronizasyonu ise,
Cumhrubaşkanı Erdoğan’ı,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yapan,
Çalışma tarzından geliyor.
Refah geleneğinde bulunan,
Kapı kapı dolaşma tekniği,
Daha sonra AK Parti’yi buralara getirdi.
90’ların Refah Partisi’nde,
Genelevlerde bile,
Çalışma yapılmış.
Düşünebiliyor musunuz?
Meyhanelere girilip,
İnsanlara selam vermişler.
Ama CHP’de,
Tahsin Erdem,
Beğenmediği insanların elini sıkmıyor.
Sorusunu beğenmediği gazetecileri tersliyor.
Fakat bu sadece,
Tahsin Erdem’in sorunu da değil.
Görüyoruz ki,
Tahsin Erdem yalnız kalmış.
Ekipleşememiş.
Örgütler ile bütünleşememiş.
Kime çalışın diyecek?
CHP’de istişare kültürü zayıf olduğu için,
Kimse gönüllü çalışmıyor.
Sözün meclisten dışarı ama,
Güzel bir deyim var bunla ilgili.
Eşeğe semer vurulurken fikri alınmaz ölçüsü alınır.
Örgütlere kimse fikrini sormuyor.
Sadece çalışmaları bekleniyor.
Bütçe e sunulmuyor.
Haliyle böyle bir kampanya dönemi görüyoruz.
Geçmişler ola!


*    *    *    *    *    *    *    *    *


Kadim CHP’li,
Osman Yayla,
Ömer Selim Alan ile görüşmüş.
Akıllı adamın hali başka oluyor.
Şehrini seven siyasetçinin duruşu,
Kendini belli ediyor.
Osman Yayla, “Zonguldak’a kim hizmet ederse onun yanındayız. Yapılanlar için de çok teşekkür ederim. Bu şehir en kadar güzel olursa, ne kadar hayat standartları güzel olursa bu bizim menfaatimize. Ama bu gayreti görüyorum, görüyoruz. Net söylüyorum, teşekkür ediyorum. Çok güzel şeyler oldu. Dileriz kısa zamanda bu projeler tamamlanır. Zonguldak’ın çehresi de düzelir. İnanıyorum da düzeleceğine. Gayretler görülüyor, herkes de görüyor. Hayırlı olsun. Zaten bu yapılanlar büyük proje. Ben meclis üyeliği de yaptım. Siyasette yapmadığımız bir şey kalmadı. Kolay değil. Bazı arkadaşlara sohbet arasında konuşuyoruz. Belediye imkanları belli, kısıtlı. Ben iddia ediyorum personel giderlerini çıkar belediye kendi imkanları ile o tahtaların cilasını yapamaz. Net söylüyorum. Zonguldak güzel bir hizmet alıyor. Devamı tüm Zonguldaklıların menfaatinedir”diye konuştu.
Daha aslında ne anlatılabilir?
Aklı selim olabilmek,
Bambaşka bir şey.
Bu seçim algısı Ömer Selim Alan’ı geçti.
Şehir hizmet arsızı olma yolunda ilerliyor.
Böyle de olmalı.
Seçmen olarak her zaman daha fazlasını istemeliyiz.
Osman Yayla’nın şu sözleri de çok önemli, “. Belediye imkanları belli, kısıtlı. Ben iddia ediyorum personel giderlerini çıkar belediye kendi imkanları ile o tahtaların cilasını yapamaz.”…
Sahil projesi için diyor.
O kadar doğru ki.
Unutmayın geçmiş dönemde,
Bu şehirde kaldırımları,
Zonguldak Emniyeti boyamıştı.
Öyle bir durum vardı.
Osman Yayla’yı kutlamamak elde değil.
Adeta,
Nuh’un gemisinde bir başına kalmış.
CHP’nin içinde en gerçi isim.


*    *    *    *    *    *    *    *    *


Bir şiir ile bitireyim…
*
Bir beyazlık şakaklarımda.
Çileden desek değil.
Bir martı gelinliği gibi omuz dökümleri.
Ellerim açmakta denizleri.
Hırçınlığın ortasında bir kavga daha.
Ayağımı taşlara vurup,
Ah vah içinde kumsala döndüğüm Zonguldak.
Aynı yeşili görüyorum gözlerinde.
Zonguldak! Böyle sevdalı bakamazsın bana!
Ve de böyle kılıcınla bölemezsin ortadan beni.
Ayak ayak üstüne atarak, omuz üstü bakış,
A tipi bahçesinin gizemli gülleri.
Hangi mavinin ceza hükmü,
Hangi yeşilin beni serbestliği.
Yazmamak mümkün mü?
Beyazlığın içindeki ayazlarım.
Bahçemi tarumar etti.
Çiçek açarken parmaklarıma değdi,
Boynundaki benlerin.
Benim, bendeki, benlerim.
Ben sahi hangisiyim?
Ben, bende kaç taneyim?
Sayın ona,
Sayın buna kalırsa seni izlemek yasak.
Sayın kamuoyuna kalırsa Zonguldak’ı seyretmek bize suç.
Sayınlar kaç tane bir sayın!
Sevgilim onlar düşman!
Onlar hayın!
Mendirekten seni izliyorum karlı bir akşam.
Zonguldak’tan seni ayıramıyorum.
Bir martı seğirtiyor omzuma.
Omzum üstünden seni seyrediyorum.