AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, futbol takımı Spor Toto 3'üncü Lig 1'inci Grup'ta mücadele eden 222 bin 918 nüfuslu Erzincan'a 15 bin kişilik stadyum sözünü sosyal medyadan paylaştı.

Dedi ki:

"Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım'ın talimatı ile 15 bin kapasiteli futbol stadyumumuz 2017 yılı yatırım programına alınmıştır."

[*] [*] [*] [*]

AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, İnanış'tan Öznur Güneş'in sorusuna karşılık 595 bin 907 nüfuslu Zonguldak için;

"Önce 1'inci Lige çıksın, stat işine sonra bakarız" açıklamasıyla dikkat çekmişti.

Zonguldak'ta futbola olan ilgili, kentin futbol geçmişi ve Zonguldak Kömürspor'un hem 2'nci Lig'deki, hem de son yıllardaki performansı yok sayılmıştı.

Mazisine saygısızlık yapılmıştı.

Oysa Çanakkale'de şampiyonluk kupasını kaldıran Özbakır'ın kendisiydi.

Zaten başka milletvekili de yoktu o gün.

[*] [*] [*] [*]

Peki ya diğerleri?

AK Parti'nin diğer milletvekilleri Özcan Ulupınar ile Faruk Çaturoğlu ve İl Başkanı Zeki Tosun, bu ayıba, sahipsizliğe sessiz kalmıştı.

Esasında sessiz kalarak Özbakır'ın bu haksızlığına ortak olmuşlardı.

[*] [*] [*] [*]

Erzincan sadece son örnek...

Zonguldak'tan ve Zonguldakspor'dan hem kademe, hem de ihtiyaç olarak daha aşağılarda olan 8-10 kente daha stadyum yapılıyor.

Yani arena!

[*] [*] [*] [*]

Peki, Zonguldaklılar ne yaptı?

Sessiz kaldı.

Duymazdan geldi.

Görmezden geldi.

Bu haksızlığı peşin peşin kabullendi.

Aslında her meselede olduğu gibi...

[*] [*] [*] [*]

Ne oldu başka?

Pusula yazdı...

Kulüp Başkanı Süleyman Caner haykırdı...

Çaycumalılar Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu söylendi...

Bizler ve onlar da hedef yapılmaya çalışıldı.

Bu kentin sahibi olamayanlar, sakini olmayı tercih edenler trene bakar gibi baktı.

[*] [*] [*] [*]

Başbakan Zonguldak'a geldi.

Milletvekillerinin Başbakan'dan arena stadyum talebini geçtik, arena stadyum isteyen taraftarlar susturuldu.

Duymazdan gelindi.

"Bunları buraya kim getirdi?" denildi.

[*] [*] [*] [*]

Mesela, taban birlikleri...

Israrla neden susarlar?

[*] [*] [*] [*]

Kimseye kızmayın.

Oturup kendimize kızalım!

[*] [*] [*] [*]

Kusura bakmayın.

Dost acı söyler!

[*] [*] [*] [*]

Fark sadece Başbakan Binali Yıldırım'ın zaten Erzincanlı olmasında değil.

AK Parti'nin üç Zonguldak Milletvekilinin de aslen, ruhen, bedenen Zonguldaklı olamamasında!

Çaturoğlu'nun zarfı!

Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili maddelerin görüşülmesi sırasında çok ilginç fotoğraflar ortaya çıktı.

Bunlardan biri, AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar'ın kavganın içinde, tam ortada hem ayırmaya, hem de karambolden çakmaya yönelik anlarıydı.

Bir başkası, CHP'li Ünal Demirtaş'ın yine aynı kavgaların içinde "bir yumruk yersem ünlenir miyim?" kaygısıyla dolaştığı anları gösteren fotoğraflardı.

[*] [*] [*] [*]

Bu fotoğrafların en babasını, AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu verdi.

Faruk Bey kızmasın, darılmasın, ama zarfı öyle bir yaladı ki, daha o zarfı kimse açamaz!

Renkli kişiliği, doğallığı ve Alaplılığı ile tanıdığımız Çaturoğlu'nun bazı kendine has davranışları daha önce de medyaya malzeme olmuştu.

Olmayacak gibi değil.

Sadece biraz fazla doğal...

[*] [*] [*] [*]

Çaturoğlu, o zarfa attığı kuvvetli dil darbesiyle Türkiye'nin tanıdığı isim oldu.

Sosyal medya sitelerinde adını bile bilmeyen milyonlarca vatandaş tarafından paylaşıldı ve izlendi.

Hazırlanan capsler oldu.

Ve o capslerde zarfın zaten yapışkanlı olduğu yaşanan komediyi de tavana çıkarıyor.

[*] [*] [*] [*]

Gelecek dönem mevcut milletvekillerinden hangisinin aday gösterilip, hangisinin gösterilmeyeceği üzerine farklı rivayetler, tahminler var.

Milletvekilleri arasında kıyasıya bir rekabet...

Hepsi bir yoluyla Cumhurbaşkanının gözüne girmeye çalışıyor.

Kimisi her kavgaya karışarak, kimisi zarf yalayarak, kimisi de at nalı toplayarak!

[*] [*] [*] [*]

Bu hareketiyle komik duruma düşen ve alay edilen Faruk Çaturoğlu'nun yapacağı fazla bir şey yok.

Kenti için değil, ama partisi ve yeni anayasa için nasıl çalıştığını fazlasıyla gösterdi.

Yerini garantileyemese de, biraz daha sağlama aldı.

Takibe başladılar!

"Memur-Sen - Kamu-Sen - KESK - Kamu-İş!" başlıklı yazıya gelen yorumlar var.

İşte onlardan biri:

"Kurumlardaki sendikal mobbing ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kutluyorum sizi.

İşin ilginç yanı, kurumlardaki bu dayatmanın dışardan da apaçık görülebilmesi ve sendikaların kendi dayatmalarını 'sendikacılık yapıyoruz' şeklinde algılamaları...

'Biz yetkiliyiz, herkes bizden olacak. Ya bizden olacaksın ya da bizden olacaksın' mantığı sendikacılık değil.

Ve sendikalar madem üyelik için böyle dayatmalı çalışıyor, makam koltukları için uğraşacaklarına üyelerinin hakları peşinde koşsunlar.

Bu şekilde yapılan üyelikler, suni üyeliktir.

Bilsinler ki, ülke gündemi değiştiğinde bu suni üyelerden hiçbiri yanlarında kalmayacak ve yalnız kalacaklardır.

Şimdiki tutumları ile tabandaki üyelerini de kaybedecekleri kesin..."

Yazıların yankısı büyük oldu.

Arayanlar var.

Yazanlar var.

Bizzat gelip anlatanlar var.

Daha neler var, neler?

Memur-Sen kanadı sessiz...

Başkan Kamuran Aşkar da sessiz...

Düşünüyorlar...

Taşınıyorlar...

Bazıları Öner Güner'e soruyor...

Bazıları Semih Durmuş'a...

Kamuran Aşkar diyor ki, arkadaşlarına;

"Arkadaşlar; ben, siz 'kal' dediğiniz için Memur-Sen'in başında kaldım. Atilla'nın yazdığı gibi içinizde burada olmamdan rahatsız olan varsa söylesin, derhal bırakırım. Benim için sıkıntı yok. Ama sendikamız zarar görmesin."

Ve başka bir şey daha...

Bu yazılanların ardından bazı sendika yöneticileri baskılarını arttırdı.

Bu yazılanların kimler tarafından uçurulduğu yönünde takibe aldıkları var!

Bu konu daha çok tartışılır.

Özetle yeniden söylüyorum.

Kamu kurumlarında huzursuzluk var.

Memur-Sen adına etkili ve yetkili olanların keyfi ve kasıtlı tutumu birinci etken...

Kamu huzuru ve kamuoyu adına bu konuyu yine işleyeceğiz!