Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak&8217;ı tanımıyorduk.


Çalışma yöntemini, kırmızı çizgilerini, tarzını.


Sohbetimizin ardından biraz tanıma fırsatı oldu.


Hakkari&8217;den gelen Sazak her şeyden önce 30 yıllık deneyime sahip.


Gösterişe düşkün değil.


Birileriyle görünme derdi yok.


&8220;Ben devletimin bana verdiği görev ve yetkilerimi bilir, onu uygularım&8221; diyor.


Herkese kapısının açık olduğunu belirtiyor.


Ancak basın üzerinden veya başka araçlarla kendisini pazarlama çabası olmadığının da altını çiziyor.


Sokakta konuşulan veya basında çıkan yanlış bilgiye dayalı bazı haber ve söylemler ilgili olarak çıkıp; &8220;Hayır öyle değil böyle&8221; deme gibi bir alışkanlığı olmadığını hatırlatıyor.


Medyada gazetelerde çıkma meraklısı değil.


Necat Uludüz dahil 4 kişinin maruz kaldığı silahlı saldırıyla ilgili ihbar yapıldığı ancak polisin yarım saat sonra geldiği beyan edilmiş ve gazetelerde de böyle yazılmıştı.


Sazak, ilk ihbarın yapıldığı andan itibaren 4 dakika 15 saniyede ekibin olay yerine ulaştığını belirtiyor.


Kanıt olarak 155 kayıtlarını gösteriyor.


Bu önemli bir bilgi.


Zonguldak&8217;ta asayiş zafiyeti olduğu yönündeki yorum ve konuşmaları yakından takip ediyor.


Üzüldüğünü ama bu durumun emniyeti yıprattığını ifade ediyor.


Ama çıkıp bunlara cevap verme konusunda eski Emniyet Müdürleri&8217;nden çok farklı yöntemi var.


Sazak&8217;a göre bu konularda bilgi verecek bir makam varsa Vali Erdal Ata.


Zonguldak&8217;taki asayiş olaylarının pek çok kente göre az olduğunu söylüyor.


Nasıl daha aza indirebiliriz diye çalıştıklarını hatırlatıyor.


&8220;Ben sadece görevimi yaparım&8221; mantığı ile hareket eden Sazak, esnafı da sık sık gezdiğini tanıştığını belirtiyor.


Kent esnafının talep ve görüşlerinin önemli olduğuna inanıyor.


Bu konuda basına da görevini hatırlatıyor.


&8220;Ben işimi yapıyorum. Siz bizim bu gezilerimizi görmüyorsanız demek ki sizde bizde değil sizde bir sorun var&8221; diyor.


Son olarak istatikleri çok önemseyen bir isim.


Kapısı herkese açık, isteyen herkesle görüşmeye hazır olduğunu söylüyor.


Gelen bir hırsızlıktan hüküm giymiş biri de olsa!


Ama bir o kadar da suistimale kapalı bir isim.


İzlenimlerim böyle.


Kişilerin değil, devletin polisi çabası öne çıkıyor.


Başarılar diliyorum.


"Yatırımcıyı kucaklayıp getiremezsiniz"

Deneyimli işadamı Zeki Yurtbay iş yaşamına dair önemli fikirler veriyor.

Yurtbay&8217;ın geçtiğimiz günkü Pusula&8217;daki demecinde önemli ayrıntılar var.


Zonguldak&8217;ta yörenin şartlarına uygun yatırım alanları olduğuna dikkat çekiyor.


Ama öncelikle Zonguldak&8217;ın pazarlanma sorununun kabul edilmesi ve TSO&8217;ların bu yönde çalışma yapmasını gerektiğini söylüyor.


Zonguldak&8217;ta küçük ve orta ölçekli işletmeler kurulabileceğini belirten Yurtbay, &8220;Yatırımcıyı kucaklayıp getiremeziniz&8221; derken Zonguldak&8217;ta küçük ve orta ölçekli yatırım yapabilecek kişilerin bölgelerindeki potansiyeli değerlendirmesi gerektiğini söylüyor.


Yurtbay&8217;a göre bölgede tarım ve hayvancılığın yanı sıra meyve yetiştiriciliği, süt sığırcılığı ve doğaya dayalı üretim ve istihdam alanları hazır bekliyor.


Burada birinci şart düşünmek.


İkinci şart doğru bir yöntem bulmak.


Bütün bunların yanında pazarını araştırıp neler yapılabileceğinin üzerine kafa yormak.


Dışarıdan yatırımcıyı kucaklayıp getiremeyeceğimize göre bölgede bu yönde yatırım düşünenlerin iyi değerlendirilmesi, koordine edilmesi, desteklenmesi ve yönlendirilmesi gerekiyor.



İlahi Bakan Bey?


Şili´deki maden kazasında mahsur kalan işçilerin yeryüzüne çıkarılması hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık" demiş.


Bakan Bey grizu faciası sonrası geldiği Zonguldak&8217;ta tarihe geçen gaflar yaptı.


O zaman eleştirdik.


Ancak bu kez Bakan Bey&8217;e katılıyorum.


Şili&8217;deki olay Zonguldak&8217;ta olsa 3 gün olmasa bile çok daha kısa sürede işçilere ulaşılırdı.


Hem Enerji Bakanı Taner Yıldız hem Çalışma Bakanı Ömer Dinçer iki olayın aynı olmadığını basa basa söylüyor.


Bunlara da katılıyorum.


Ancak.


17 Mayıs&8217;ta meydana gelen patlamanın üzerinden beş ay geçti.


İki işçinin nasıl olsa öldüğünden hareketle ulaşma çalışmaları askıya alındı.


Kuyuyu yapan Çinli firma iflas etmiş.


Firma yan çizmiş.


Yazışmalar uzamış.


İşçilerin kuyunun dibinde olduğu söyleniyor.


Ancak aşağı inecek bir mekanizma kurulamadı.


Kuyuda tahribatlar var.


Belki yeni bir kaza olmasından korkuluyor.


Bunların hepsini anlıyoruz.


Şili&8217;de olay Zonguldak&8217;ta olsa 3 gün olmasa bile 5 günde ulaşılacağına da inanıyoruz.


Ancak anlayamadığımız kuyu dibindeki iki işçiye ulaşmak için neden çaba gösterilmediği.


Dünyada düz duvara tırmanan, gökdelenlere tırmanan adamlar var.


Bu kuyuya inmenin hiç mi bir yolu yoktu.


Ve neden kurum bunlar normalmiş gibi davranıyor?