Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Şahin Ören, geçen hafta Z Haber’de "Mehmet Çelikel Lisesi hakkında bir haber çıktı" diye, “Haberin derinine inilip tam manasıyla gerçek araştırılmaz ise, bu haberler bazen ocakların yıkılmasına, bazen gülen yüzlerin solmasına, bazen de inançla yapılan işlerde motivasyonların bozulmasına sebebiyet verebilmektedir” şeklinde açıklama yapmıştı!

Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Şahin Ören, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Ereğli Kampüsü Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Pekkaya'yı eleştiri yağmuruna tutmuş!

Şahin Ören, böyle açıklamalar yapınca, Ereğli Eğitim Kampüsü’nde çalışanların motivasyonları bozulmuyor mu?

Gazeteci Atilla Öksüz yazınca "motivasyon bozuluyor", Şahin Ören konuşunca "motivasyon bozulmuyor" mu?

Şahin Ören’e soralım...

Eşiniz Eğitim Fakültesi’nde eğitim görüyor mu?

Eşinizi önümüzdeki günlerde yapılacak atamalara yetiştirebilmek adına sınavı erkene alması için üniversite yönetimine baskı yaptınız mı, yapmadınız mı?

Mobbing iddianız var!

Mobbing varsa, soruşturma olur!

Hiç soruşturma olmuş mu?

Kime soruşturma açılmış?

Seminere, eğitim çalışmasına gitmek isteyen kime izin verilmemiş?

Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Şahin Ören, olayı büyütüp neler söylemiş neler?

“Ereğli Kampüsü'nde yer alan Ereğli Eğitim Fakültesi, Denizcilik Fakültesi ve Ereğli MYO birimlerimizde de devletimizin bütünlüğünü bozan yapılanmaların tekrardan faaliyete geçtiği ile ilgili bilgiler gelmektedir. Gelen bu bilgiler toplanarak devletimizin bazı birimlerine de iletilmiştir. İlerleyen süreçte bu konu özelinde yapılacak açıklamalarımızı takipte kalın. Bu durum, milli olayların en önemli temsilcisi olan sendikamızın kesinlikle karşısında duracağı bir dava olacaktır."

Neden "şahsi" meseleni, "devlet" meselesi haline getiriyorsun?

Bunca yılın Şahin Ören’ine bu hareketler yakışıyor mu?

Bu olay, “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” atasözünün vücut bulmuş halidir!

Şahin Ören, eskiden sevdiğimiz, güvendiğimiz, inandığımız bir kardeşimizdi!

Ama bozuldu!

Fabrika ayarlarına dönmesinde fayda var!

Bizim ayarımız yok!

Kendisi ayarlarsa, iyi olur!

Hangi bağda kurt öldü!

Telefonuna gelen ekran görüntüsünü gördüğünde, beyninden vurulmuşa döndü!

“Olamaz, bu kadarını yapamaz” dedi!

Mustafa, Akın’ı aradı!

“Seni çöplükte bekliyorum, çabuk gel” dedi!

Akın, Aydın ve Osman ile birlikte çöplüğe gitti!

Mustafa, çıldırmış gibiydi!

“Sen, bana bunu nasıl yaparsın?” dedi!

Akın, “Hayırdır” filan dedi ama yüzü kireç gibi oldu!

Ne yaptığını anlamaya çalışıyordu!

“Söyle, bu şerefsizliği nasıl yaptın?” dedi!

Aydın ve Osman, anlamsız bir şekilde, “Biz nereye düştük?” diye birbirlerine bakıyorlardı!

Mustafa’nın gözlerinden ateş çıkıyordu!

“İnsan, arkadaşına bunu yapar mı? Sen ne şerefsiz bir adamsın!” dedi!

Bu sözlerin ardından Akın, yaptığı hatayı anladı!

“Vallahi ben aramadım! Ereğli’den geliyorduk! Yolda otostop çekti! Arabaya aldım. Ondan sonra işte...” dedi!

Hemen bir suç ortağı bulmalıydı!

“Hatta yanımda Aydın da vardı!” dedi!

Aydın, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu!

Çünkü ne birlikte Ereğli’ye gitmişlerdi!

Ne yolda arabaya birini almışlardı!

Akın, her zaman olduğu gibi yalan söylüyordu!

“Öyle değil mi Aydın?” dedi!

Aydın, ne diyeceğini bilemedi!

Osman, Akın’ın yalanlarına o kadar alışmıştı ki!

Yine, yeni bir yalanla bu işten kurtulacağını biliyordu!

Ama Mustafa, makineli tüfek gibiydi!

Öyle ağır konuşuyordu ki, sözleri uçaksavar mermisine dönüşüyordu!

Karşısındaki insan olsa, bu sözler cinayet sebebiydi!

Akın ise, "görüşme bitsin, çıkıp gideyim" havasındaydı!

Mustafa, “Seninle görüşeceğiz” dedi!

İçeride bu kadar gergin bir hava varken, kapıda bekleyen biri vardı!

İçeriden ilk çıkan Akın oldu!

Kadının anlatımına göre, Akın’ın yüzü kireç gibiydi!

Arkasından Osman ve Aydın çıktı!

Kadın çöplüğe girdi!

Mustafa’nın siniri hala geçmemişti!

Bakışları çöplüğün duvarlarını deliyordu!

İçerideki gerilim, nakil hattına verilse, bir şehri aydınlatırdı!

Enerji, o kadar yüksekti!

Mustafa, az önce yaşananları kadına anlatmadı!

“Şerefsiz işte!” dedi!

Anlatılacak gibi değildi!

Kadın, duyduklarıyla yetindi!

Akın ile Mustafa, uzun süre görüşmedi!

Sonra “Hangi bağda kurt öldü?” sorusunu akla getirecek şeyler oldu!

Ama olmazdı!

Olamazdı!

Delikanlılığa yakışmazdı!

Zonguldak küme düştü!

Zonguldak Kömürspor, eksiklerini tamamlasa ve 3 puanı silinmese, bugün 3’üncü Lig'i ve şikeyi konuşmuyorduk!

Zonguldak Kömürspor’un ödemesi gereken 2,5 milyon lira için kılını kıpırdatmayanlar, bugün TFF’yi AK Parti’yi suçluyorlar!

CHP; bugüne kadar ki en yüksek sesini Zonguldak Kömürspor için çıkarttı!

Oysa kaçak ocaklarda yaşanan ölümler, Zonguldak yollarındaki ölümler, işsizlik konusunda bu kadar organize olmamıştı CHP’liler!

TFF’yi protesto edenler, Zonguldak Kömürspor maçlarına gitmediler!

Tribünde küfür edenler yüzünden yediğimiz cezaları unutmadık!

Zonguldak Kömürspor yönetimi, sezon içindeki başarısızlığını Ankara Demirspor-Nazilli Belediyespor maçında yaşananlarla unutturmaya çalıştı!

Gerçekleri tarih yazar...

Tarihi de Pusula yazar.

Bugün Zonguldak Kömürspor’un küme düşmesinin tek sorumlusu, yönetimdir!

Zonguldak Kömürspor’un küme düşmesinin sorumluları, bugün küme düşmeyi şikeye bağlayanlar ve bu olay üzerinden prim kasanlardır. 

Zonguldak, ekonomik ve siyasi olarak küme düşmüştür.

Bu durumun yansıması olarak Zonguldak Kömürspor da küme düşmüştür. 

Zonguldak 2'nci Lig'de değil ki, takımı 2'nci Lig'de olsun!