Seviyedir bu.
Bir iner, bir çıkar.
Seceredir bu
Ya bilinir, ya bilinmez.
Akıldır bu.
Ya vardır, ya yoktur.
Sözdür bu.
Ya yalandır, ya doğrudur.
Çizgidir bu.
Ya eğridir, ya doğrudur.
İnsandır bu.
Ya vardır, ya yoktur.
Var olanlar ile yok olanların karma karışık edildiği bir dönem içindeyiz.
&[#]8220;Bu sefer tamam.Tam aradığım gibi&[#]8221; diyorsunuz.
İlk ağızda, aradığınız gibi olanların bir süre sonra değiştiğini görüyorsunuz.
Şaşırıyorsunuz.
Kaybedilen zamana mı?
Ters yüz olmuş, düşüncelerinize mi yanacaksınız?
Bilemiyorsunuz.
&[#]8220;Kaşık ile verip, kepçe ile geri alanların&[#]8221; sayısal çokluğunu göz ardı edebiliyor musunuz?
Hayır.
Sayısal çokluğu &[#]8220;Kuru kalabalık&[#]8221; olarak nitelemeniz mümkün mü?
O da hayır.
Sayısal çokluk, topluca hareket ediyor.
Aynı şeyleri, hep bir ağızdan söylüyorlar.
Havanda su dövmeleri bile bir başka!
Havandaki suyu döve döve belli bir kıvama getirdiklerini iddia ediyorlar.
Dövülüp, bir kıvama geldiğini söyledikleri suyu göstermiyorlar.
&[#]8220;Suyu belli bir kıvama getirdik. Bu böyle biline&[#]8221; diyorlar.
Öyle de biliniyor.
Kendi aleyhinde olan kararları mesnetsiz.
Başkalarının aleyhinde olan kararları &[#]8216;pekte yerinde&[#]8217; görüyorlar.
Gözleri de bozuk, ağızları da.
İleriyi görüyorlar, ancak görmezden geliyorlar.
Geleceğe güçleri yettiğince ipotek koyuyorlar.
&[#]8220;Yağma Hasan&[#]8217;ın Böreği&[#]8221; sadece kendi sofralarında bulunuyor.
&[#]8220;Ye Mehmet ye&[#]8221; simidi garibanların ellerinde.
Mehmet yiyebilirse yiyecek!
Mehmet sürekli zılgıt yemekten, simit yiyecek gücü kendinde bulamıyor.
Oysa Mehmet&[#]8217;in tam aradığı gibiydiler.
Mehmet inanmıştı.
Mehmet şimdi neye inanacağını bilemiyor.
Dedik ya.
İnsandır bu. Ya vardır, ya yoktur!
Duygudur bu, hep sömürülür, hep sömürülür!