Zonguldak Belediyesi´nin Zabıta Müdürü Nejat Uludüz iyi niyetle yeni bir uygulama başlatmıştı.
Konuyu Başkan İsmail Eşref ile görüştü.
"40 santim" dedi.
Neyin 40 santimi bu?
Neyin olacak kaldırımlardaki işgal hakkının!
Herkesin işgal hakkı olur da esnafın olmaz mı?
Olur.
Bal gibi olur.
Başta manavlar.
Balık lokantaları.
Çiçekçiler.
Böcekçiler.
Entariciler.
Marketler bu karara uyacaktı.
Zabıta tek tek dolaştı.
Defalarca uyardı.
"Bizimkisi 40 santim" dedi.
"Hehe" diyen bir takım esnaf uyarıyı zaten dikkate almadı.
Kimi CHP´ye üye olduğunu, kimi Başkan İsmail Eşref´in dostu olduğunu ima etti.
Zabıta gitti.
40 santim daha da uzadı.
Bunlar yeni alışkanlık değil.
Başta manavlarınki.
Sıkışınca; "Biz adam çalıştırıyoruz, ekmek veriyoruz" numaralarıyla güç geçirenler var.
Daracık sokaklarda toplumun yürüme, serbest dolaşım hakkını gasp edenler bildiğini okumaya devam ediyor.
Caddeler, kaldırımlar geniş olsa zaten sorun olmaz.
O zaman herkes kurala uyacak.
Özellikle manavların santimi uzadıkça uzuyor.
Yani zabıtanın müdahalesini takmayan kaldırım işgalcileri bildiğini okuyor.
Rezil bir durum.
Herkesin eş, dost, akraba, tanıdık olduğu yerlerde insanlar birbirlerine saygılı olurlar.
Zonguldak küçük yer.
Ama bizde tam tersi bir durum söz konusu.
Kaldırım işgali basit ve önemsiz gibi görünen bir sorun değil mi?
Bence çok önemli.
Sokağa bakarak kentin nasıl yönetildiğini anlayabilirsiniz.
Uygulamalarda kararlı olunmaz.
En küçük cezayı yiyen başkanın makamına çıkar veya bir meclis üyesine gider ilgi görürse, dostluklar, arkadaşlıklar insanların kararlarını etkiliyor ve etkilemek için kullanılıyorsa,
ayıbın sokakta değil, sadece yatak altında olduğu kabul ediliyorsa,
adalet eşit sağlanmıyor ve yoruma açık bırakılıyorsa,
vatandaş oradan geçerken patlıcan kasasına bir tekme atmıyor ve kaldırımdan inerek, sürtünerek geçmek zorunda kalıyorsa, bunlar çok normal şeyler.
Ülkede çatışma, mecliste kavga varken, 40 santim çok küçük kalıyor!
Toplum böyle zevk alıyorsa zabıta ne yapsın!
Hem ukala hem tepkisiz bir toplum ne kadar ileriye gidebilirse, Zonguldak o kadar ileri gidebilir!
Konuyu Başkan İsmail Eşref ile görüştü.
"40 santim" dedi.
Neyin 40 santimi bu?
Neyin olacak kaldırımlardaki işgal hakkının!
Herkesin işgal hakkı olur da esnafın olmaz mı?
Olur.
Bal gibi olur.
Başta manavlar.
Balık lokantaları.
Çiçekçiler.
Böcekçiler.
Entariciler.
Marketler bu karara uyacaktı.
Zabıta tek tek dolaştı.
Defalarca uyardı.
"Bizimkisi 40 santim" dedi.
"Hehe" diyen bir takım esnaf uyarıyı zaten dikkate almadı.
Kimi CHP´ye üye olduğunu, kimi Başkan İsmail Eşref´in dostu olduğunu ima etti.
Zabıta gitti.
40 santim daha da uzadı.
Bunlar yeni alışkanlık değil.
Başta manavlarınki.
Sıkışınca; "Biz adam çalıştırıyoruz, ekmek veriyoruz" numaralarıyla güç geçirenler var.
Daracık sokaklarda toplumun yürüme, serbest dolaşım hakkını gasp edenler bildiğini okumaya devam ediyor.
Caddeler, kaldırımlar geniş olsa zaten sorun olmaz.
O zaman herkes kurala uyacak.
Özellikle manavların santimi uzadıkça uzuyor.
Yani zabıtanın müdahalesini takmayan kaldırım işgalcileri bildiğini okuyor.
Rezil bir durum.
Herkesin eş, dost, akraba, tanıdık olduğu yerlerde insanlar birbirlerine saygılı olurlar.
Zonguldak küçük yer.
Ama bizde tam tersi bir durum söz konusu.
Kaldırım işgali basit ve önemsiz gibi görünen bir sorun değil mi?
Bence çok önemli.
Sokağa bakarak kentin nasıl yönetildiğini anlayabilirsiniz.
Uygulamalarda kararlı olunmaz.
En küçük cezayı yiyen başkanın makamına çıkar veya bir meclis üyesine gider ilgi görürse, dostluklar, arkadaşlıklar insanların kararlarını etkiliyor ve etkilemek için kullanılıyorsa,
ayıbın sokakta değil, sadece yatak altında olduğu kabul ediliyorsa,
adalet eşit sağlanmıyor ve yoruma açık bırakılıyorsa,
vatandaş oradan geçerken patlıcan kasasına bir tekme atmıyor ve kaldırımdan inerek, sürtünerek geçmek zorunda kalıyorsa, bunlar çok normal şeyler.
Ülkede çatışma, mecliste kavga varken, 40 santim çok küçük kalıyor!
Toplum böyle zevk alıyorsa zabıta ne yapsın!
Hem ukala hem tepkisiz bir toplum ne kadar ileriye gidebilirse, Zonguldak o kadar ileri gidebilir!
Baykal rüşveti!
"Fakir fukara gureba" diyerek fakirliğin seçimlerin kaderinde ne kadar etkili olabileceğini uygulamayla gösteren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Lideri Deniz Baykal´ın; "Ailede çalışan kimse yoksa ve o aile en düşük gelir grubunda yaşıyorsa, aile reisi olarak kadına ayda 300 lira maaş bağlayacağız. Bu ödeme aileden biri iş buluncaya kadar devam edecek.
Bunun hesapları yapıldı. Bu aileleri sosyal hizmet uzmanları belirleyecek" sözlerine çattı.
Cem Uzan´ın vaatlerinin yanında Baykal´ın ki çok az.
Ama Başbakan Erdoğan´ı rahatsız edecek kadar büyük.
Ak Parti´nin bu tarz uygulamalarını yerden yere vuran Baykal, sonunda iktidar olabilmenin yolunu gördü.
Artık CHP iktidara daha yakın!
Devlet Bahçeli ve Mustafa Sarıgül´den yeni bir artırma bekliyoruz.
Bunun hesapları yapıldı. Bu aileleri sosyal hizmet uzmanları belirleyecek" sözlerine çattı.
Cem Uzan´ın vaatlerinin yanında Baykal´ın ki çok az.
Ama Başbakan Erdoğan´ı rahatsız edecek kadar büyük.
Ak Parti´nin bu tarz uygulamalarını yerden yere vuran Baykal, sonunda iktidar olabilmenin yolunu gördü.
Artık CHP iktidara daha yakın!
Devlet Bahçeli ve Mustafa Sarıgül´den yeni bir artırma bekliyoruz.
Ombudsmanımız olsa!
Zonguldak´ta her gün gereksiz bir polemik.
Gazetelerden sallayanların yüzleşmediği bir yerde sorunların çözümü zordur.
Sorun belli.
Çözüm belli.
Zonguldak´ın bu kadar ciddi sorunları varken manşetlerde bir birine üstünlük sağlamaya çalışanların komik halleri tam Levent Kırca´lık.
Zonguldak´ın farklı alanlarda ombudsmanlar belirlemesi lazım.
Yıllar içinde kendiliğinden oluşması gerekirdi.
Ne yapalım olmamış.
Olanlar da görmezlikten geliniyor.
Şımarık çocuklar akıl adamları dinlemek zorunda kalmalı.
Bunun için seçim bile yapılabilir.
Ombudsmanlar olmazsa sorunlarımızı çözmemiz zor.
Gazetelerden sallayanların yüzleşmediği bir yerde sorunların çözümü zordur.
Sorun belli.
Çözüm belli.
Zonguldak´ın bu kadar ciddi sorunları varken manşetlerde bir birine üstünlük sağlamaya çalışanların komik halleri tam Levent Kırca´lık.
Zonguldak´ın farklı alanlarda ombudsmanlar belirlemesi lazım.
Yıllar içinde kendiliğinden oluşması gerekirdi.
Ne yapalım olmamış.
Olanlar da görmezlikten geliniyor.
Şımarık çocuklar akıl adamları dinlemek zorunda kalmalı.
Bunun için seçim bile yapılabilir.
Ombudsmanlar olmazsa sorunlarımızı çözmemiz zor.