Manzaralarda bugün 70&[#]8217;teyiz. Ünlü şairimiz Nazım Hikmet hayatta olsaydı da bizim bu destanvari yazı dizimizi görseydi ne derdi acaba?


Herhalde takdir eder, başarılarımızın devamını diler, &[#]8220;durmak yok, manzaralara devam&[#]8221; derdi.


Seçimler, seçim sonrası kritikler ve diğer gelişmelerden dolayı meşhur manzara yazılarımıza ara vermiştik.


Kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Zaten mevkutelerimiz de bıraktığımız yerde duruyor.


Habercilik anlayışında en küçük bir değişiklik bile yok.


Eski, bayat, çıkmış, kullanılmış ve tekrar habere devam.


Türkçe konusu da öyle. Devrik cümleler, imla hataları devam ediyor.


Sık görülen bir başka sorun da haber başlık uyumsuzluğu, daha doğrusu alakasızlığı.


Başlıklar başka şey söylüyor, haberin içeriği başka şey.


Dizgi, baskı desen, onlar da tel tel dökülüyor.


Rakiplerini silindir gibi ezerek üçüncü kez tek başına iktidara gelen AK Parti&[#]8217;nin dediğine göre ülkemiz yeni dönemde başta demokrasi olmak üzere her alanda çok daha büyük ilerlemeler kaydedecek.


Bizim meslekte ise ilerleme olmadığı gibi her alanda gerileme söz konusu.


Bakın mevkutenin birisi Özel İdarede salı günü yapılan Avrupa Birliği toplantısının ön haberini yapa-yapa bir hal oldu.


Cumartesi günü toplantı yapılacak, gündem şöyle.


Pazartesi günü toplantı yapılacak, gündem böyle.


Salı günü toplantı yapılacak, gündemde şu var diye-diye aynı şeyleri üç gün üst üste tekrar edip durdular.


Bunların Avrupa Birliğine bu kadar önem (!) verdiklerini bilmiyordum.


İlan ya da reklam olsa neyse. O zaman üç gün değil 33 gün hatta 333 gün bile yayınlayabilirsiniz.


Aynı haberin üç gün üst üste verilmesini haber sıkıntısından başka neyle izah etmek mümkün olabilir ki?


Başlığını değiştir, şu gün toplanıyor, yarın toplanacak, bugün toplanacak de, ver haberi gitsin.


Sayfada boşluk dolsun da nasıl dolarsa dolsun.


Aynı mevkute milletvekillerinin yemin töreni ile ilgili yine kısa bir süre içinde iki haber yaptı.


Haberler yine aynıydı ama bu kez günleri değişikti.


28 Haziran olan yemin gününü önce 24 Haziran diye verdiler sonra 27 Haziran diye bir daha verdiler.


Yemin gününe bir türlü karar veremediler. 28 Haziran&[#]8217;ı bilemediler.


Bunların okurlarına Allah kolaylık versin. Haberlerini durmadan tekrar ederek ezberlettirdikleri yetmezmiş gibi bir de yanlış tarih ve saat veriyorlar.


Bir başka mevkute ise 18 Haziran cumartesi günü İmam Hatip Camii&[#]8217;nde 10 ilin katılımıyla yapılan hafızlık bölge yarışmasının haberini tam 10 gün sonra yayınlamış.


Bizim araya Pazar girdiği için 20 Haziran pazartesi günü verdiğimiz haberi 28 Haziran&[#]8217;da sayfasına koyan mevkute böyle şeyleri yapmakta pek mahir.


Arşivleri eski, bayat, çıkmış, kullanılmış haberle dolu.


Bartın Pusula&[#]8217;da çıkan haberlerin birçoğunu bu mevkutelerde ertesi gün veya bir hafta sonra ya da birkaç ay sonra rahatlıkla görebilirsiniz.


Yukarıda saydıklarım son günlerde yapılan hataların sadece birkaçı, en dikkat çekici olanları.


Öyle çok yanlış var ki, saymakla bitmez.


Seçim döneminde yapılanlar da cabası.


Son günlerde yapılan hataların hepsini aynı günde yazmaya kalksam bana ayrılan sütunlar yetmez.


İşin garip tarafı bunlar hem böyle yapıyorlar hem de sağa sola gazetecilik taslıyorlar.


Bartın&[#]8217;da 6 tane günlük gazete var.


Haber ve yorum okumak için bir ya da ikisini almak yetiyor.


Zaten haberlerin çoğu aynı, bir de bunları geç kullanırsanız hiçbir hükmü kalmıyor.


Haber tekrarı yapan, çıkmış haber kullanan, Türkçe&[#]8217;ye özen göstermeyen, dizgisi, baskısı kötü, haberciliği zayıf, Hollanda&[#]8217;ya Honda, Mustafa&[#]8217;ya Özkan, Ahmet&[#]8217;e Mehmet diyen, daha önce kullandığı haberi birkaç ay içinde başlığını ve girişini değiştirip tekrar kullanan gazeteleri almamak lazım.


Hatırlarsınız benim &[#]8220;Birini alın hepsini okuyun&[#]8221; diye bir sloganım vardı.


Bu slogan bizim basının içinde bulunduğu durumu ne güzel izah ediyor değil mi?


Allah Bartın&[#]8217;da yapılan gazeteciliğin sonunu hayır etsin.



Ortaya karışık yazılar (VII)



Seçimlerle ilgili değerlendirmeler sürüyor.


Bazı partiler konuşuyor, sebep sonuç ilişkisi kuruyor.


Bazı partilerde ise ağızları bıçak açmıyor.


Birçoğu da halen daha şok halinde olduğu için suskun bir vaziyette bekliyor.


Halbuki kazananı kaybedeni bütün partiler ve adaylar seçimden ders almayı bilse, hatalarını giderme yoluna gitse her şey daha güzel olacak.


Bu arada farkındaysanız seçimden sonra gazetelerde siyaset haberi boşluğu oldu.


İki ay boyunca sayfaların 4&[#]8217;te 3&[#]8217;ünü işgal eden seçim haberleri yerini artık diğer haberlere bıraktı.


Artık eğitim, sanayi, turizm, kültür, sosyal faaliyet haberleri daha geniş yer bulabiliyor.


Birçok okurumuz &[#]8220;Oh be dünya varmış&[#]8221; demiştir herhalde.


Gelelim yağışlara:


Geçen Pazar günü başlayan ve zaman zaman aşırı bir şekilde yağan sağanak yağmur ve fırtına aklımıza Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu&[#]8217;nun sözlerini getirdi.


İstanbul Üniversitesi Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu küresel ısınma nedeniyle dünyada yağış rejiminin değiştiğine dikkat çekerek bunun sonucunda bu yaz bir güneş bir yağmur olacağını söylemişti.


Kadıoğlu &[#]8220;Yağışlar kısa sürede şiddetli düşüyor. Tüm dünyada şehir sellerinde artış yaşanıyor ve seller daha da artacak&[#]8221; demişti.


Bu sözleri çok önemsedik ve bir hafta önce köşemize alarak tehlikeye dikkat çektik.


Haziran ayını yağışlı geçiren Bartın&[#]8217;da farklı günlerde çok sayıda ani yağış oldu.


Bu yağışlar zaman zaman şiddetliydi.


Su baskınları ve yaka selleri oldu.


Irmak kenarlarındaki binaların zemin katları sular içinde kaldı, bazı yerlerde altyapı hasar gördü, tahribat oldu.


Yaşananlar hocamızın sözlerini dikkate almamız gerektiğini gösteriyor.


Mevsimler resmen tersine döndü. Yaz ayında kış havası yaşıyoruz.


Bunların küresel ısınmanın etkileri olduğu bilinen bir gerçek.


Bartın&[#]8217;da günlerdir bir güneş açıyor, bir yağmur yağıyor, bir fırtına çıkıyor.


Hava şekilden şekile giriyor. Bunlar bir günün içinde ve çok kısa bir sürede oluyor.


Son yağışlar Mikdat Hocamı haklı çıkardı.


Sel önlemleri artırılsın, Bartın&[#]8217;ı Allah koruyor, her zaman bu kadar şanslı olmayabiliriz, 1998 felaketini unutmayalım diye bas bas bağıran Faruk Papila da haklı çıkarsa o zaman yandık demektir.


Sel önlemleri üzerinde önemle durmalıyız.


Biraz da siyaset:


12 Haziran seçimlerinin sonucunda oluşan yeni meclis CHP ve BDP&[#]8217;li vekillerin yemin törenine katılmamaları nedeniyle yeni döneme sıkıntılı bir başlangıç yaptı.


Hadi BDP neyse de (onların amaçları başka) iktidar alternatifi olarak ülkenin bütün sorunlarını çözeceğini ve halka hizmet edeceğini iddia ederek oy alıp yeniden ana muhalefet partisi olan CHP&[#]8217;ye bu davranış hiç yakışmadı.


CHP&[#]8217;li vekiller halka ve ülkeye yemin etmeyerek mi hizmet edecek?


MHP bir vekilinin aynı durumda olmasına rağmen yemin törenini boykot etmedi.


CHP puan kaybederken MHP bu davranışı ile puan topladı.


Yemin etmeyen vekil meclis çalışmalarına katılamıyor.


Vatandaş vekilleri çalışsınlar diye meclise gönderiyor.


Çalışmasınlar diye değil.