Bir belediye başkanı, iki yıl önce kızı için ilçeye bağlı bir beldede bulunan otelde düğün yapmış!

Belediye başkanı ya!

Erkek tarafına hava atması lazım!

Oteli kapatmış!

Düğün-dernek yapılmış!

Konuklar ağırlanmış, uğurlanmış!

Ama neredeyse iki sene önce yapılan düğün için otele hiç bir ödeme yapılmamış!

Borç, milyonun üzerinde!

Bu arada, belediye başkanı seçimi de kaybetmiş!

Hesabın üstüne yatmış!

Hiçbir şey olmamış gibi sokağa çıkıp geziyor!

Torunu oldu mu, bilmiyoruz!

Olursa, onu da kucağına alır, bir güzel sever!

“Seni de bedavaya getirdik” diye havaya atıp, tutar!

Evi bedavaya getir!

Düğünü bedavaya getir!

Yazlığı bedavaya getir!

Orhan Veli’nin şiirindeki gibi...

“Bedava yaşıyoruz, bedava;

Hava bedava, bulut bedava;

Dere-tepe bedava;

Yağmur-çamur bedava;

Otomobillerin dışı,

Sinemaların kapısı,

Camekanlar bedava;

Peynir-ekmek değil ama

Acı su bedava;

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava...”

Bir tek 'Başvekilimiz' yoktu!

Türkiye'nin ilk "Hydrocharging Meltblown Kumaş" üretim hattını da içerisinde barındıran FMG Filtre Plastik A.Ş. Fabrikası’nın açılışı ve FUZ Makine A.Ş. Teknoloji ve İnovasyon Atölyesi'nin temel atma töreni, 24 Mayıs 2024 Cuma günü saat 15.00'de Zonguldak Merkeze bağlı Elvanpazarcık beldesindeki FUBA Fabrika Yaşam Kampüsü’nde gerçekleşti. 

Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank’ın da katıldığı açılışta, FUBA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Uzun ve Başkanvekili Fatih Furtun, konuklarıyla yakından ilgilendiler.

AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Avukat Saffet Bozkurt ve Ahmet Çolakoğlu da törende hazırdı.

Ama "Başvekilimiz" yoktu!

Olmaması büyük eksikti!

Bütün gözler onu aradı!

Olsaydı, açılışı şereflendirirdi!

Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını iletirdi!

Hatta Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığı telefon konuşmalarını dinletirdi!

Biz de kendisinin ne kadar büyük bir "Başvekil" olduğunu öğrenmiş olurduk!

Mahrum kaldık!

Üzgünüz yani!

Acaba nedir, nedir?

Bir süredir bir-iki kalem, Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül üzerinden Ereğli Kaymakamı Mehmet Yapıcı'yı eleştiriyordu!

"Acaba nedir, nedir?" diye merak ettik...

Meğer, Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül’e bir kumpas kurulmuş!

Kumpası kuran kişi, Milli Eğitim Müdürünün şoförüymüş!

Şoförü kumpasa sokan, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli bir kadın memurmuş!

“Kaymakam Mehmet Yapıcı, bu olayın neresinde?” diye merak ediyorsunuz tabi!

Meğer, Kaymakam Bey, müdürüne kumpas kuran şoförü makama çağırmış!

“Sen, bu bilgiyi kime verdin?” deyince, şoför itiraf etmiş!

Milli Eğitim Müdürünün şoförü, müdürü alacağını, kadın memura söylemiş!

O da kumpasçı kaleme haber vermiş!

Şimdi bu yüzden Kaymakama kızıyorlar!

“Sen, Harun Akgül’ü alacağına, bizim kadın memuru aldın!” diye kızıyorlar!

Bu kadın memurun arkası ne kadar sağlam!

Kadın memur, sağda-solda, “Bizimki il başkanı olacak! O zaman görüşeceğiz” diyor!

"Bizimki" dediği, eski ilçe başkanı!

Ne ara onunki olmuşsa!

Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürü Osman Bozkan, böyle bir kadını koruyor!

"Valilik oluru" ile başka bir ilçeye alıyor!

Eski ilçe müdürünün yanına alıyor!

Olacak iş değil!

Elmas TV’nin önüne çalı bağlasın!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, yıllardır Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi’nin muhasebesini tutuyor!

Kaç şirket batırdığını, başkasının üzerine kaç şirket kurduğunu, malları nasıl diğer şirkete aktardığını filan hep biliyor!

Tahsin Erdem, o gün, "Zonguldak Belediyesi, Akın Kavi’den ve şirketlerinden para alamasın" diye uğraşıyordu!

Bugün ise, Zonguldak Belediyesi’nin haklarını savunmak zorunda!

Ama Akın Kavi’nin sahibi ve yöneticisi olduğu şirketlerin Zonguldak Belediyesi’ne olan 15 milyon lira borcunu tahsil etmiyor!

Ama su borcu için millete "e-haciz" gönderiyor!

Tahsin Erdem, Nasreddin Hoca gibi yapsın!

Önce fıkrayı paylaşayım...

Sonra öneri getireceğim.

Nasreddin Hoca, bir ahbabından borç almış. Elde-avuçta olsa, Hoca hemen ödeyecek ama yoksulluğun iki gözü de kör olsun. Daha vadesi gelmeden adam, alacağı için Hoca'nın kapısını aşındırmaya başlamış.

"Bir böyle, iki böyle..." derken, yine bir gün adam borcunu istediğinde, "Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim" demiş Hoca...

Böylesi düşman başına, adam yüzsüz mü yüzsüz:

- Söyle Hoca, ne zaman vereceksin, kimden bulup vereceksin?

- Evin önüne çalı ektim...

- Niye?

- Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak...

- Sonra?

- Bizim hatun, bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek, dokuyacak, ben de götürüp satacağım...

- Eee?

- Ne e'si be adam, sordun ya, senin paranı o zaman öyle ödeyeceğim.

Buna kim gülmez? Adam da kasıklarını tuta tuta gülünce, Hoca, cevabı yapıştırmış:

- Seni gidi hâlden bilmez... Peşin parayı gördün ya, gül bakalım...

Fıkra bu ya...

Tahsin Erdem, aynı binada işyeri komşusu olduğu Akın Kavi’nin kapısının önüne çalı bağlasın!

Çalıya takılanları toplasın!

Eğsin, büksün, dokusun, okusun!

Belediyenin alacağını tahsil etsin!

Peşin espriyi görünce, güldünüz ama...

Gerçekten acınacak haldeyiz!