Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde hasta ve hasta yakınlarından para alan profesörleri yazdığımda ortalık karışmıştı!
Dönemin rektörü bir soruşturma açtırdı!
Olayı soruşturan profesör, para alan profesörler yerine bizi sorgulamaya kalkınca hak ettiği muameleyi görmüştü!
Gönülsüz yapılan soruşturmadan sonuç alınamamıştı!
Ancak kamuoyunda ciddi bir baskı oluştu!
Profesörler, hastanede para almamaya özen gösteriyorlar!
Muayenehanede para alıp, hastanede işlem yapıyorlar!
Kadın Doğum Hastanesi’nde çalışan Ferhat Tüfekçi, bir kürtaj işleminde ibanına para aldığı gerekçesiyle gözaltına alındı!
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde iki hekim isyan etti!
Beyin ve Sinir Cerrahisi doktoru Uzm. Dr. Ayhan Önk’ü şikayet eden, iki hekim çıktı!
Şimdi Ayhan Önk mü, şikayet edenler mi soruşturulacak bakacağız!
Adı geçen hekimlerin hepsini yazdık!
Hastaneyi bırakmak zorunda kalan profesör oldu!
Daha neler olacak?
Bekleyip göreceğiz!

Örnek kongre, örnek danışma meclisi

AK Parti Zonguldak İl Danışma Meclisi Toplantısı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün katılımıyla Alaborina Restoran’da gerçekleşti.
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın liderliğinde gerçekleşen organizasyona yüksek katılım ve coşku üst düzeyde gerçekleşti.
Eski-yeni milletvekilleri, belediye başkanları, ilçe başkanları herkes oradaydı.
Bir yıl önce Kozlu Spor Salonu’nda yapılan ve genel merkez tarafından diğer illere örnek gösterilen kongrede AK Parti Zonguldak İl Başkanı seçilen Mustafa Çağlayan’ın Danışma Kurulu Toplantısı da mükemmel oldu.
Artık bu toplantıların sonuçlarının kentimize hizmet olarak dönmesini bekliyoruz!
Mustafa Çağlayan, yükselen grafiği ile Zonguldak siyasetine damga vurmaya devam ediyor.

Sermayeyi kediye yükledi

İki gün Zonguldak’tan uzak kaldık!
Neler olmuş neler!
Çaycuma’da silahlı kavga!
Kozlu’da galeri kurşunlama!
Devrek’te ağzından ishal olan biri çıktı!
Toplumun ruh sağlığı iyice bozuldu!
Herkes kendi hukukunu kendisi aramaya çalışıyor!
Böyle olunca toplum giderek bozuluyor!
Kolay yoldan para kazanma hırsı, insanları hırsızlığa, tefeciliğe, tetikçiliğe itiyor!
Bazı niteliksiz kişiler, kendi adlarına kredi çekemeyince, sevgililerine kredi çektirmeye başlamışlar!
Kadının kocası da krediye kefil olmuş!
Sermayeyi kediye yüklemişler!
Yakında corlamaları duyarız!

Korkak başkan!

Devrek ve Ereğli Belediyesi, cadde ve sokaklardaki işgal ile ciddi biçimde mücadele ediyor.
Haber yapıldığında Çaycuma Belediyesi anında müdahale ediyor!
Ama Zonguldak Belediyesi’nde tık yok!
Çünkü Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, esnaf ile, pazarcı ile karşı karşıya gelmek istemiyor!
Tahsin Erdem, esnafın kaldırım işgaline ve pazaryerindeki düzensizliğe iki nedenle müdahale etmiyor!
Birincisi; kaldırım işgali yapan esnafın ve pazaryerindeki düzensizliğin nedeni hemşehrileri!
İkincisi; Tahsin Erdem, başına iş gelmesinden korkuyor!
Bu nedenle devletin verdiği resmi korumanın yanı sıra Tahsin Erdem’i belediye personeli koruyor!
Bazı akşamlar Tahsin Erdem’i belediyeden gazeteci Mustafa Özdemir alıyor, aracıyla caddede gezdiriyor!
Zonguldak Belediyesi kurulduğu günden bu yana bu kadar korkak, vizyonsuz ve başarısız belediye başkanı görmedi!

Kıssadan Hisse: Baba kartal!

Bir dişi kartal, yavrularının babasını nasıl seçer?
Önüne gelen ilk kartalı seçmez. Onu sınar.
Bir ağaçtan bir dal koparır, gökyüzüne yükselir ve daireler çizmeye başlar.
Etrafında erkek kartallar uçarak onu etkilemeye çalışır.
Birden dalı bırakır.
Ve sınav başlar.
Erkek kartallardan biri dalışa geçer, dalı havada yakalar ve onu nazikçe — gagasını onun gagasına değdirerek — geri verir.
Dişi kartal tekrar bırakır.
Yine ve yeniden.
Eğer her seferinde erkek kartal onu kusursuz şekilde yakalamayı başarırsa — ancak o zaman onu seçer.
Çünkü bir gün, bu erkek kartal çok daha değerli bir şeyi — düşmekte olan yavrularını — yakalamak zorunda kalacaktır.
Birliktelikten sonra çift, yüksek bir kayalığın üzerine sağlam dallardan oluşan bir yuva yapar.
Daha sonra, kendi vücutlarından tüyler kopararak yuvanın içini yumuşacık yaparlar.
İşte dişi kartal yumurtalarını buraya bırakır.
Yavrular doğduğunda, anne ve baba kartal onları kanatlarıyla örter, besler, güneşten ve yağmurdan korurlar.
Yavrular büyür, güçlenir, tüyleri çıkmaya başlar.
Esnemeyi, dengede durmayı, vücutlarının altındaki rüzgârı hissetmeyi öğrenirler.
Ve sonra… Asıl ders başlar.
Baba kartal yuvayı bozmaya başlar.
Kanatlarıyla dalları sallar, yumuşak tüyleri söküp atar — geriye sadece sert çubuklar kalır.
Rahat yuva artık huzursuz bir yer olmuştur.
Yavrular anlamaz.
Neden bir zamanlar onları seven anne babaları artık uzak durur?
Neden artık yiyecek getirmezler?
Anne kartal biraz uzağa konar, gagasında taze bir balıkla.
Yavaşça yemeye başlar — ama yavruların erişemeyeceği bir mesafede.
Yavrular çığlık atar, çağırır… Ama kimse gelmez.
Ve işte o zaman olur:
Yavrular kıpırdanır, zorlanarak yuvadan çıkmaya başlar.
Bir tanesi dengesini kaybeder, düşer.
Kayalıklardan aşağıya savrulur.
Ama yere çakılmadan önce, dalı havada yakalayan o baba kartal yıldırım gibi dalışa geçer ve onu sırtında yakalar.
Yuvaya geri getirir.
Ve bu alıştırma tekrar eder.
Yeniden.
Yeniden.
Ta ki bir gün, düşerken yavru kartal kanatlarını açıp rüzgârı yakalayana ve uçana kadar.
İşte o zaman, anne ve baba onu balık tutulan nehirleri keşfetmeye götürür.
Artık yemeği onun gagasına vermezler.
Kendi başına nasıl hayatta kalacağını öğretirler.
Kartallar yavrularını böyle büyütür:
Evet, sevgiyle — ama aynı zamanda sınavla, cesaretle ve bilgelikle.
Çünkü anne, çocuklarının yere çakılmasına asla izin vermeyecek bir eş seçmiştir.
Çünkü kartal yavruları uçmayı öğrenmek zorundadır — hayatları boyunca yuvada kalmak için değil.
Ve belki de…
Belki bizlerin de kartaldan öğreneceğimiz bir şey vardır:
Sevgi, eğitim ve sevdiklerimize uçmayı öğretme sanatı hakkında.
Ancak bazı babalar çocuklarına yalan söylemeyi, dolandırıcılık yapmayı, çalmayı, yalakalık yapmayı öğretiyor olabilir mi?
Yoksa ahlaksız insan sayısı bu kadar yükselebilir mi?
Alıntı