Doyduğun yer ile doğduğun yer,

Nereli olduğunu belirler.

Aslında hep derler ya,

Doğduğun değil doyduğun yer diye.

Ben buna katılmıyorum.

Zonguldaklı olmak başka.

Zorunlu olarak Zonguldak’ta yaşamak başka.

Bu Zonguldak’ın kronik sorunlarından.

Sürekli bunu tartışıp duruyoruz.

Bir de mevsimlik siyasetçiler doğdu.

Onlarında ‘Doyduğu’ yer Zonguldak.

Pek azı Zonguldak doğumlu.

İYİ Parti’den Evrim Balbaloğlu bu şekilde.

CHP’nin üçüncü sırası,

DEVA’lı Doğa Şanlıoğlu yine bu şekilde.

Zonguldak’ın doğası çok güzeldir.

Ama 3. Sıradaki Doğa güzel değil.

Zonguldak’tan hiç değil.

Doğa Bey video çekmiş.

Zonguldak’ın sembol yerlerinde,

Vatandaşların şarkı veya şiir okuyup,

Kendisine atmasını istemiş.

Ödül olarak kitap vaadinde bulunmuş.

Ve videonun sonunu Orhan Veli’nin ‘Siyah Akar Zonguldak’ın deresi’ şiiri ile bitirmiş.

Bu şiir de siyasetçilerden ne çekti be.

Doğa Bey şehrimizin sembol yerlerinden 3 tane sayabilir mi?

Buluşma yerinin neresi?

Gel bir hava alalım mekanı neresi?

İki bira içelim mekanı neresi?

Mesela soslu kebap hayatında kaç kere yemiştir Doğa Bey?

Mesela Gazipaşa’nın sembollerini tanır mı?

Gurbet’i,

Ferdi’yi,

Doktor’u bilir mi?

The Gaca desek anlar mı?

Liman arkasından denize girebilir mi?

Eski Vali Erdoğan Bektaş kadar uzak kente.

Neyse efendim!

Orhan Veli’nin şiirini okumuş ya Doğa Bey.

Ne diyor şair şiirde;

“Güneşli bir günde

Masmavi göreceğiz Karadeniz’i

Balkaya’dan Kapuz’ a kadar,

Karış karış biliriz bu şehri;

EKİ’ nin çiçekli bahçeleri,

Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla;

Paydos saatlerinde yollara dökülen,

Soluk benizli insanlarıyla.

Siyah akar Zonguldağın deresi

Yüz karası değil, kömür karası

Böyle kazanılır ekmek parası?”

Doğa Bey Balkaya ve Kapuz’u bilmez.

Karış karış bu kenti hiç bilmez.

EKİ’nin çiçekli bahçelerini bilmez.

Kömür vagonlarını bilmez.

Paydos saati bilmez.

Zonguldak’ın deresini hiç bilmez.

Bildiği tek şey,

Bülent Kantarcı…

Kantarcı,

Doğa Şanlıoğlu’nun velisi  gibi.

Elinden tutup köyleri gezdiriyor.

Doğa Bey Kantarcı’nın sözünde çıkmıyor.

Neyse efendim!

Biz CHP’nin üçüncü sıraya Zonguldaklı değil de,

Yabancı birini yollamasını,

Extrem ‘DOĞA’ olayı olarak görüyoruz.

*          *          *          *          *          *          *

Kimse inkar etmesin ki,

Son dönemin en kalabalık CHP mitingine şahit olduk.

Özellikle 1 Mayıs’a denk gelmesi de,

Bunda etkili oldu.

Mitinge 7-9 bin arası katılım olduğu söylendi.

Deniz Vekil daha yüksek rakam söylemiş.

Bence asıl merak edilmesi gerek ne biliyor musunuz?

Bu teşkilat yapısı ile bu organizasyon nasıl yapıldı?

CHP’nin bu teşkilatlarla,

Bu organizasyonu yapabilmesi asıl başarı.

Murat Pulat bunu beceremez.

Zaten tam sahaya çıkmış da değil.

Miting organizasyonunu,

Merkez İlçe Başkanlığı yürütmüş.

Ebru Uzun varsa tamamdır dedik.

Seçim koordinasyon merkezi ekibi de,

Çok mücadele etti.

Hakkını verelim,

Murat Pulat’ta çok güzel izledi.

Pulat’ın aklı,

Hala Ünal Demirtaş ve Hasan Gemici’de.

Anca anca toparlıyor kendisini.

*          *          *          *          *          *          *          *          *

Zonguldak’ta,

Bataklıkta hareket ettikçe,

Daha da batan isimler var.

Bu bataklıktan çıkamadıkça,

Siyasallaşmaya çalışıyorlar.

Bir tanesi ve avanesi,

Vekil adayının peşinde.

Danışmanlık sözü ile büyülenen bu isimler,

Ağızlarından salya saça saça konuşuyor.

Öyle bir yere geldi ki olay,

Adayın heykelini yapıp,

Önünde tapınacaklar.

Onlarda haklılar.

Sığınacak başka bir şeyleri kalmadı.

Ve saldırmak için her yolu deniyorlar.

Köşe yazılarıma kadar yorum yapıyorlar.

Genç kaniş,

Dişisine yaptırtıyor bunları.

Organize işler yani.

Problem değil.

Bu yazı saat 22:00’de yayına girdi.

Saat 23:00 civarlarında,

Genç kanişin havlamalarını duyarız.

Hoşt deriz.

Sıcak su dökeriz.

Yaparız bir şeyler.

Ezanda uluyan bu Kaniş,

Pavyoncu olduğundan,

Bahşiş almayı çok seviyor.

O dönemde,

Bir partinin grup başkanvekili,

WhatsApp grubundan,

Buna para istemişti.

Gazeteci abisi o dönem aracı olmuştu.

Neyse pavyoncuyu,

Pavyon şarkısı ile uğurlayalım.

Ankaralı Yasemin’den gelsin. (Çalkala yavrum çalkala)

*

Çemberciden at beni gülüm aman aman aman,

İn aşağı tut beni.

Git patronunun yanına gülüm aman aman aman,

Birazıcık öpsün seni.

*

Çalkala kaniş çalkala,

Patronun yanakları gibi,

Allah sana mal vermiş,

Sanki müdürün gibi.