Kızım Berran&[#]8217;ın önerisiyle, Diyaliz&[#]8217;de eksik kalan gözlemlerime devam etmeye karar verdim. İnşallah sizleri sıkmam. Okumayanlar, lütfen bir önceki yazımı okuyunuz.

Diyaliz servisinin en şamatalı saatleri öğlen 12.00 ile 13.30 arasıdır. Sabah tedaviye gelen 20 civarında hastanın çıkışı ve aynı anda yeni gelen 20 hastanın girişi serviste çalışan bütün personelin yoğun bir şekilde koşuşturmalarına sebep olur.

HASTALAR, YAKINLARI PÜR TELAŞ&[#]8230;

Bazı hastalar yakınlarıyla gelir ki, çoğu böyledir, büyük bir şamata başlar. Çoğu yaşlı olan hastaların ya yakınları kollarına girmiştir, ya da tekerlekli sandalyeyle personel tarafından içeri alınırlar. Her gelen ve çıkan hasta, mutlaka tartılır. Bu arada doktorlar, hastalara son uyarılarını yapar, refakatçilerin sorularını cevaplar. Çoğu birbiriyle selamlaşır, hal- hatır sorar. Servisin girişi geniş olduğundan kalabalık rahatça hareket eder. Ama gene de bazen trafik tıkanır.

Hasta yakınları birbirlerini tanır. Bir arada sohbete başlarlar. Kimi koridorda oturur, kimi ayakta hastasıyla ilgilenir. Türk halkının bir araya gelip de kaynaşması doğaldır. Ellerindeki marifetleri ve ürünlerini pazarlamaya başlarlar. Kimisi yün çorap gibi elişlerini, kimisi bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri, sütü veya yoğurdunu getirir. Mevsiminde, kestane, ceviz ve fındık getirirler. Bazen ürünleri takas ederler.

İNSANLAR ŞIK, ORTAM TEMİZ

Gelirken hanımlar - hem hastalar, hem refakatçileri- en güzel başörtülerini takar.

Genel tuvaletler tertemiz. Bir odada da hastaların eşyalarını koymaları için dolaplar var.

Ayrıca, hasta refakatçilerinin hastalarının çıkmasını beklerken, rahatça vakit geçirebilecekleri, içinde televizyon ve içme suyu, rahat koltukları olan bir bekleme odası var. Giriş- çıkıştaki curcuna bitince, hasta yakınları bu odada beklerken, sohbete başlarlar. Gelinleri veya kaynanaları şikâyet ederler, dertlerini paylaşırlar veya ülke sorunlarını yorumlarlar. Bu arada da televizyon izlerler. Akşamüstü olunca, ortaklaşa çay demleyip, getirdikleri bisküvi ve kurabiyeleri birbirlerine ikram ederek yerler.

AKŞAM SAATLERİ SAKİN

Çalışan personel, sabahçıları gönderip, öğlencileri yataklarına yerleştirdikten sonra, ancak yemek yemeye fırsat bulurlar. Artık ortalık sakindir.

Hemşire hanımların içinde de, normal olarak, çeşitli karakterlere sahip olanlar var. Kimisi tasavvufa ve felsefeye. Bir tanesi güzel konuşmaya özenir. İnat etmeyi sever. Kimisi yemek tariflerine meraklı. Sivil giyimleri çok zevklidir.

Erkek sağlık teknisyenlerinden biri, vücut geliştirme sporuyla ilgilenir. Bir diğeri de serviste terliklerini sürüyerek, ses çıkartarak yürür.

HERKESE LAKAP TAKIYORUM

Okuduğum okulda, herkese bir lakap takılırdı( Benim lakabım &[#]8220;Dikkafa&[#]8221; idi). Bu lakap takma alışkanlığımdan vazgeçememişim. Ben de servistekilere lakap takıyorum: en çalışkan hemşire hanıma &[#]8220;tembel Ayşe&[#]8221;, endamlılara &[#]8220;manken&[#]8221;, masum yüzlüsüne &[#]8220;bebek&[#]8221;, biraz sert olana da &[#]8220;gardiyan&[#]8221; diye takılıyorum.

Bir de, çok güzel olan, doğumu yakın, ilk çocuğuna hamile hemşire hanıma &[#]8220;anne&[#]8221; diye sesleniyorum. Hemen dönüp, tebessüm ederek bakıyor.

Esmer güzeli, genç bir hanım doktora &[#]8220;Nefertiti&[#]8221; diyorum. (Nefertiti: güzelliği ve zarafetiyle ünlü Mısır Kraliçesi)

Öbür genç, bayan doktora Ankaralı olması dolayısıyla &[#]8220;Ankara güzeli&[#]8221; diyorum.

Bu şakalar olmasa, orada benim için vakit, başka türlü nasıl geçecek?

Diyaliz yazılarım şimdilik bu kadar.

[*][*][*]

Sık sık değişen hava koşullarından sebeple, hasta olmamanız için, limonlu ıhlamur, adaçayı... şifalı otlardan kaynatıp, çay yerine içiniz.

Artık, erikler çiçek açmaya başladı, ama sis de onları yakıyor. Kuşlar seher vakti, sis olmazsa şakırdıyor. Bazen sabahları kırağı yağıyor. Onun bile güzelliği var.

Sağlıkta ve huzurda olmanızı dua ederim.