Zonguldak’ta Güzellik Merkezlerine bir çeki düzen verilmeli!
Tıbbi işlem yapılmasının önüne geçilmeli!
Ama bu işe Ereğli’den başlanmalı!
CHP Zonguldak Milletvekili Dr. Eylem Ertuğ Ertuğrul'un Ereğli'de faaliyet gösteren Seçil Toktaş'ın sahibi olduğu Burcu Güzellik Merkezi'nde tıbbi işlem yapıyor!
Güzellik Merkezinde tıbbi işlem yapılamaz!
Hekim de olsanız yapamazsınız!
Milletvekili olsanız da yapamazsınız!
İşe buradan başlayalım!
Ama Devrek’i unutmayalım!
İnsanları yakan, kavuran Güzellik Merkezinin sahibi “Bana bir şey olmaz” diyormuş!
Olur mu, olmaz mı bakarız!
Devrek insanında kalıcı hasar bırakan bu kadına dur denilmeli!
Kadınları yaktığı yetmiyormuş gibi!
Erkekleri de yakıyormuş!
Hatta beraber olduğu adamın karısı gelip işyerinin camını kırmış!
Kadının bir düzeyi de yok!
Hekim sevgilisi de var!
Çalgıcı sevgilisi de!
Esnaf sevgilisi de!
Taksici sevgilisi de!
Herkese bir güzellik yapıyor!
Ama bu duruma devletin dur demesi gerekiyor!

Şiraze meselesi

Zonguldak, Ereğli ve Alaplı’daki fırınlardan ekmek toplayıp Zonguldak Belediyesi Halk Ekmek büfelerine veren Şiraze, işin cılkını çıkartmış!
Gıda yönetmeliğinin şirazesini çıkartmış!
Zonguldak’ta tatlıcı açmış!
Biri Toptancılar Sokağı’nda!
Diğeri Soğuksu’da!
Buralardan alışveriş yapan vatandaşlar ciddi bir hijyen sorunundan söz ediyorlar!
Hadi Zonguldak Belediyesi, Halk Ekmek’te işbirliği yaptığı için bu rezilliğe göz yumuyor!
Zonguldak Tarım ve Orman İl Müdürü Nihat Ağan bu rezilliği görmüyor mu?
Zonguldak insanının sağlığı bu kadar ucuz mu?
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun Zonguldak insanının sağlığı için bu işletmeleri denetletmesini ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmasını bekliyoruz!
Belediyeyi kafalayıp, Zonguldak halkının sağlığını hiçe sayamazsınız!
Bu işin takipçisi olacağız.

Bu işler konuşarak değil, yazılarak çözülür!

Katıldığım ya da izlediğim basın toplantılarında gördüğüm bir hastalığı sizinle paylaşmak istiyorum!
Bazı gazeteciler, gerçekten soru sormak için soruyor!
Hatta soru sormuyor!
Uzun uzun yorum yapıyor!
Ne kadar bilgili olduğunu göstermeye çalışıyor!
Ama onun yeri basın toplantısı değil ki!
Sen gazetende, internet sitende, sosyal medya hesabında yaptığını, basın toplantısında yapamazsın!
Çalışan Gazeteciler Günü etkinliklerinde, Konuşan gazetecileri tespit ettim!
Çok konuşuyorlar!
Çok soru soruyorlar!
Lüzumsuz soru soruyorlar!
Yanıtı verilmiş konuda soru soruyorlar!
Bu benim muhabirlik yıllarımda da böyleydi!
Ama hastalık bu kadar ilerlememişti!
Sayı artmış!
Gazeteci olarak toplantıya katılan kişinin çalıştığı bir yayın kuruluşu yok!
Etkin bir mecrası da yok!
Ama en çok soruyu o soruyor!
En çok o konuşuyor!
Üstelik sorduğu sorulara aldığı yanıtları da hiçbir yerde yayınlamıyor!
Be güzel kardeşim!
Toplantıyı yapanın zamanını çaldın!
Benim zamanımı, soru sorma hakkımı çaldın!
Sorulara yanıt aldın!
Nerede haber?
Haber yapmayacaksan neden sordun?
Sevgili arkadaşlar!
Yapmayın böyle şeyler!
Böyle yaparak yol alamazsınız!
Başarılı olamazsınız!
Hiçbir şey kazanamazsınız!
Bir konu daha var!
Maden işçisi kendisini kutsal görüyor!
Öğretmen kutsal görüyor!
Doktor kutsal görüyor!
Asker kutsal görüyor!
Gazeteci kutsal görüyor!
İmam kendini kutsal görüyor!
Milletvekili kendini kutsal görüyor!
Sonuçta bir iş yapıyoruz!
Kendimizi bu kadar kutsamanın anlamı yok!
Çalışan Gazeteciler Günü etkinliklerinde bir ‘ezilen gazeteciler’ geyiği yapıldı!
Ekonomik sorunlar/tasarruf genelgesi gibi konular ulu orta gündeme getirildi.
Bu sorunların da yeri buralar değildi!
Meslekte 36’ncı yılımdayım.
Bu konuşmaların hiçbir faydasını görmedim!
Çalışacaksın!
Haber yapacaksın!
Bulduğunu yazacaksın!
Sen onlara gitmeyeceksin!
Onlar sana gelecek!
Bu işler konuşarak değil, yazılarak çözülür!
Ben denedim, oldu!
Ama yine de siz bilirsiniz!

Şubat-Mart-Nisan

Zonguldak Belediye Başkan Tahsin Erdem, akrabası Samet Albayrak’ı işe almıştı!
O hızla CHP İl Yönetim Kurulu’na da yazmıştı!
Ama hızlı koşan Samet Albayrak’ın foyası seyrek düştü!
CHP’den ayrılmak zorunda kalmasının ardından intikam peşine düştü!
Bugün görüyoruz ki, Zonguldak Belediyesi hakkında basında çıkan haberlerin kaynağı Samet Albayrak!
Haberler 1+1’de hazırlanıyor!
Sonra servis ediliyor!
Aslında, “Benim arkamda durmazsanız ben de bildiklerimi anlatırım” demeye getiriyor!
“Eşeği dövemezsen semerini döveceksin” atasözünde olduğu gibi Zonguldak Belediyesi Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya vuruyor!
Tahsin Erdem’e vuracak değil ya!
Ama daha Nisan var!
Hele bir Şubat gelsin!
Sonra Mart var!
Sonra Nisan var!
Şifre Nisan!

Kıssadan Hisse: Muska!

Sivaslı bir Bektaşi dedesi muska yazmaktadır!
Yörede nam salmıştır.
Bir ağanın çoban köpeği hastalanır. Ağa çobana der ki:
-Dedeye git. Selamımı söyle. Bizim ite bi mısga yazsın.
Çoban bir koç seçer, sürüden alır, götürür; dedeye selamını tebliğ eder ağanın.
Vaziyeti anlatır.
Dede bir çobana bakar, bir koça.
-Peki, der. Bir muska yazıp verir çobana.
Çoban muskayı alıp döner sürüsünün başına muskayı da köpeğin boynuna asar.
Birkaç gün sonra köpek iyileşir. Duyulur bu. Derler ki:
-Yav, dede ite mısga yazmış, ite mısga yazılır mı?
Söylenti Kadı’nın kulağına gitmiş. Kadı, dedenin derdest huzura getirilmesini buyurur. Alıp getirirler dedeyi.
Kadı kükrer:
-Bre kendini bilmez bir kelpe, bir köpeğe muska yazılır mı?
Allah kelamı köpeğin boynuna takılır mı?
Dede gülümser:
-Kadı efendi! Ben muska yazdım, ama muskaya Allah kelamı yazmadım.
Yazdığım muskayı getirsinler açıp okuyun ne yazdığımı görün.
Kadı emreder köpeğin boynundaki muskayı alıp getirirler.
Kadı muşambayı kesip muskayı çıkarır içinden okur.
Bir gülmedir tutturur kadı efendi. Gülme krizine girer.
Muskada şöyle yazmaktadır:
Tamah ettim etine
Muska yazdım itine
Tutarsa da şeyime!
Tutmazsa da şeyime!