Zonguldak'ı yönetenleri anlayabilmiş değilim.
Kozlu Belediye Başkanı, yıllardır sahile hafriyat döktürüyor.
Tutturmuş bir "dolgu imar planı" yalanı!
Dök babam dök...
Yakınlarına servet yaptırdılar.
Ama yiyemeden gittiler.
Sonra da devam etti.
Eğer biz konunun takipçisi olmasak, Kozlu sahilinin içine edeceklerdi.
Sonra Zonguldak sahiline gelindi.
Eski çöp döküm alanı, hafriyat döküm sahası oldu.
Bununla da yetinmedik.
Kilimli'de hala sahilde vahşi şekilde çöp depolanıyor.
Yetmiyor, henüz trafiğe açılmayan sahil yoluna hafriyat dökülüyor.
Plansız, bilinçsiz...
Bize gelen bilgilere göre, bu hafriyat işinde büyük para var.
Hele gayri resmi yapılıyorsa, tadından yenmiyor!
Parayı kimin aldığını bilen yok!
Para, kısa bir süre sonra bir yerde son model arabaya, başka bir yerde çiftliğe, başka bir yerde dubleks daireye dönüşüyor.
Paranın bu kadar şekil aldığı başka bir kent var mıdır acaba?
Ve ekonomisi bu kadar geri gittiği halde, yöneticisi bu kadar servet sahibi olan başka bir kent var mıdır?
Benim asıl kızgınlığım ne, biliyor musunuz?
Hadi attınız, sattınız, döktünüz, yediniz, içtiniz.
Bari çalışın kardeşim!
Yaşadığınız kenti güzelleştirin!
İçine yapıp bırakmayın.
Sonra kaçıp başka bir yere yatırım yapmayın!
Sizin denize olan düşmanlığınızın sebebi nedir?
Sizin doğaya-yeşile olan düşmanlığınızın nedeni nedir?
Doğayı kim katlediyor, çevreyi kim kirletiyor ya da izin veriyorsa, Allah onun cezasını mutlaka verecektir.
Biz buradan daha açık yazıp ceza almayalım.
Herhalde herkes kendine düşen payı almıştır.
Kıssadan Hisse: Sen hiiiiç eşeği yorma!
Adamın biri, olmaz bir iş için dilekte bulunmuş ve demiş ki:
- Yüce Allah'ım. Bu işim olursa Galata Kulesi'ne eşek çıkartacağım.
İşi olmuş, adak sözünü yerine getirmek lazım.
Almış eşeği, gelmiş Galata Kulesi'ne...
Bir eşeğe bakmış, bir kuleye, ama gözü yememiş.
İlerde oturan Bektaşi babasının yanına varmış;
"Baba erenler bana bir akıl ver" demiş ve anlatmış olayı...
Bektaşi babası sormaya başlamış:
- İçki içer misin?
- Haşa, ömrümde ağzıma sürmedim.
- Tütün içer misin?
- Haşaaa...
- Kumar, zamparalık, hovardalık?..
- Asla!..
Sonunda Bektaşi babası "Anlaşıldı evlat" demiş:
- Sen hiiiiç eşeği yorma, kendin çık, adak yerine gelir!
Günün Fıkrası: Hüso Ağa'nın karısı...
Köyü eşkıyalar basmış, dört-beş kadını kaçırmışlar.
Kaçırılan kadınların biri de, Hüso Ağa'nın karısıymış.
Bir hafta sonra kadınları bırakmışlar.
Herkes merakla ne olduğunu sorunca, kadınlar büyük bir dürüstlükle:
- Hepimize tecavüz ettiler...
Hüso Ağa karısına dönmüş:
- Sen Hüso Ağa'nın karısı olduğunu söylemedin mi?
Kadın mahcup:
- Söylediiim...
- Ee ne oldu?
- Altıma kilim serdiler...