Zonguldak İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Demirtaş'ın rakı keyfi, kamuoyunda büyük ses getirdi.
Şimdi sıra yetkililerde!
Türk Ordusu Afrin'e giderken, devlet imkanlarıyla Bolu'ya rakı içmeye giden Recep Demirtaş'a artık birinin "dur" demesi gerekiyor!
İçişleri Bakanlığı bu olaya el koyacak.
Bu nedenle Recep Demirtaş, acilen AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır'a gidecek ve destek isteyecek!
Şöyle diyecek:
"Efendim, sizin yüzünüzden yazıyor beni! Levent bir kağıt imzalattı, Ali Rıza'nın tepesi ondan sonra attı!"
Bakalım Hüseyin Özbakır, AKP'li gibi mi davranacak, AK Partili gibi mi davranacak?
Yoksa danışmanı Levent Çebi'nin istediği gibi mi davranacak?
Recep Demirtaş, senin kova delindi!
Artık su tutmaz!
Seni Ali Bulut da kurtaramaz!
Hem onu kim kurtarsın, değil mi?
Bu devlet sana, devletin aracı ve şoförüyle içtiğin rakıların hesabını mutlaka soracak!
Milletin içinde kocaman adamları arayıp da hava atmayla olmuyor bu işler!
Hurma, hurma, hurma!
Selimleri, İsmailleri, İskenderleri...
Başbakan Sayın Binali Yıldırım, 20 Ocak 2018 Cumartesi günü yapılan AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı'nın 6'ncı Olağan Kongresi'ne katıldı. Bir önceki Zonguldak ziyaretinde, AK Parti İl Başkanlığı'na uğrayan Başbakan Binali Yıldırım, bu kez fırsat bulamadı.
Bunları niye yazıyorum? O önceki ziyarette partiye kimseyi sokmayan üç isim vardı: Selim Alan, İsmail Ofluoğlu, İskender Acır!
Bir sonraki yönetimde kendilerine yer bulamadılar! Siyaset sahnesinden silinip gittiler.
Neydi o meşhur Kızılderili sözü:
"Sular yükselince balıklar karıncaları yer; sular çekilince karıncalar balıkları... Kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir."
Yani sular yükselince Tosunlar; Selimleri, İsmailleri, İskenderleri yer!
Sular çekilince, herkes İskender yer!
Bunlar her zaman birbirini yer! Menfaat yüzünden herkes birbirini yer!
Tırnak, etine batmış!
Manikür-pedikür işinden söz ettik ya!
Kimler varmış bu işin içinde arkadaş!
Adam milletin kaportasını yapıyor!
Kendi kaportası için başkasına gidiyor!
Neymiş efendim, "Tırnak batmış etine!"
Yahu Yılmaz Usta! Bu yaştan sonra tırnak etine batsa ne olur?
Sen de dadandın bu işe!
Millet düştü peşine!
Bak senin yüzünden arkadaşının tırnağı battı gözüne!
Günün Fıkrası: Akıllı eşek...
Eski alaylı paşalardan biri, bir gün bir sebze bahçesini gezdiği sırada, bostanın sahibine, gözleri bağlı olarak bostan dolabını çeviren eşeği göstererek sormuş:
- Bu eşeğin gözlerini neden bağladınız?
- Paşam, eşek gözü bağlı olarak dolabı çevirdiği sürece doğru yolda yürüdüğünü sanır ve döner durur. Gözünü bağlamazsak, işin farkına varır, böyle saatlerce kuyu etrafında dönüp durmaz.
- Pekala, boynuna şu kocaman çanı niye taktınız?
- Eşek durduğu zaman çan sesi de kesilir, o zaman gider eşeği sopayla dürteriz.
- Pekala, eşek yürümezse, durduğu yerde başını sallayıp çanı çalarsa ne yaparsın?
Bu soruya yanıt bulamayan bahçıvan;
- Aman paşam, ben senin kadar akıllı eşeğin nerden bulayım!
(Ben de aynısını yapıyorum! Ses gelmezse dürtüyorum! Kiralık eşekler yazmaya başlıyor!)