“Bir tarafta zorunlu askerliğini yapan erleri kullanan darbeci manyaklar, diğer yanda ‘demokrasi’ diye bu çocukları öldüren psikopatlar…”

Ve diğerleri!

[*] [*] [*] [*]

Gerçeği mi öğrenmek istiyorsun, yoksa görmek istediğini mi görmek istiyorsun?

Gerçeği mi anlatmak istiyorsun, yoksa görülmesini istediğini mi anlatmak istiyorsun?

İşimize geldiğimizi mi duyacağız?

Yoksa işimize gelmeyenlerin de dikkate almamız gerektiğine mi inanacağız?

Neresinden bakalım?

Ne kadar bakalım?

Ne kadar empati yapalım?

Yüzlerce, binlerce soru yanıt bekliyor.

Ve yanıtını bildiğimiz pek çok soruya yeniden yanıtlar arama derdine düşüyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Adı bile korkunç…

Ama milyonlar bu korkuyu yaşarken, başka milyonların fantastik bir serüven arayışı içinde olduklarını da görüyoruz.

Yazık koca ülkeye…

Darbe…

Darbeciler…

Darbelerden beslenmeye çalışanlar…

Tüm çelişkiler arasında darbe girişiminin şimdilik bir iç savaşa dönüşmemesine şükrediyoruz.

Ama tehlikenin ne kadar büyük olduğunu idrak edemeyen milyonlar da bizim insanlarımız!

[*] [*] [*] [*]

Siyasi görüşü ne olursa olsun hepimize düşen ilk görev; darbeye, darbecilere, bu anlayışa ve düşünceye karşı olabilmekti.

90 kuşağı henüz işin yeterince farkında değil, ama Türkiye çok büyük bir sınav verdi.

En azından ilk dalga atlatıldı.

Başarıyla atlatıldı.

Nedenlerine ve sonuçlarına bakmadan önce bunu görmek güzel…

[*] [*] [*] [*]

Geçmiş darbelerle bugün yapılan darbe girişimi arasındaki farkları tartışıyor uzmanlar.

Her darbenin kendi dönemine has özellikleri var.

Bu darbe veya girişiminin diğerlerinden galiba en önemli farkı, ülke olarak karşı çıkabilmek oldu.

Darbelerden çok çekmiş bir nesil ve çok çekenlerin yazdıkları, anlattıklarıyla büyümüş bir nesil, tüm politik görüş ayrılıklarına karşın darbe karşıtlığında buluşabildi.

Buluşmayanlar da oldu.

Ona da birazdan geleceğiz!

[*] [*] [*] [*]

“Darbe şöyle önlendi.

Böyle önlendi.

İlk kurşunu falanca attı” gibisinden yüzlerce haber var.
Çünkü her biri, olayın çok daha kanlı olmaması, kitlelerin birbirlerini linç etmeye kalkmaması için bir etken.

En büyük görevlerden biri medyaya düştü…

Darbecilere diz çöktürmek, halkı anında bilgilendirmek için görevde olan medya, sadece haber vererek, her şeye rağmen kaosun büyümesine engel oldu.

Ve iktidarla yaşanan tüm sorunlara, tartışmalara, baskılara rağmen, “darbeye hayır” diyen bir medya vardı.

Provokasyon peşinde koşmayan bir medya vardı.

[*] [*] [*] [*]

Karşı düşünen veya eleştirenleri pek çok defa hedef yapan, hedef gösteren hükümetin, iktidarın, Cumhurbaşkanının elinden en sıkı tutanlardan biri medya oldu.

Ve sosyal medya…

En küçük bir olayda sosyal medyayı kısıtlamayı alışkanlık edinen, tepkileri durdurmaya veya yok saymaya çalışan hükümet, yine aynı sosyal medya sayesinde derdini anlatabildi.

Yapılan onca bombalamaya, darbeciler karşısında sosyal medya üzerinden kenetlenebildi.

[*] [*] [*] [*]

Türkiye, iki önemli şeyi başardı.

Geçmiş darbelerde görmediğimiz iki önemli şeyi…

Benzeri bugüne kadar yaşanmamış iki şeyi…

Birincisi; yıllardır devam eden gerilimin sonunda böylesine gözü dönmüş, jetler ve helikopterlerle TBMM’yi ve daha pek çok yeri bombalayarak, darbe yapabilecek kadar gözü dönmüşleri bu kadar yüreklendirebilmeyi…

İkincisi; böylesine bir darbe karşısında kimi sokakta, kimi evinde, farklı dünya görüşlerinde olsalar da darbeyi kim yaparsa yapsın karşısında durabilmeyi…

[*] [*] [*] [*]

Eğer darbeciler amaçlarına ulaşmış olsa, Türkiye, Mısır’dan beter olabilirdi.

Geçmişteki tüm darbelerde ordu inisiyatifi aldığında iktidarların arkasında böylesine büyük destek yoktu.

Ancak bu defa darbe başarılı olsa bile insanlar sokaklara indiğinde Türkiye’nin her noktasında çatışmalar kaçınılmaz olabilirdi.

Demokrasinin kazanması işte bu yüzden önemli…

[*] [*] [*] [*]

TV’lerde, gazetelerde zaten okuyor, izliyorsunuz.

Ne yazık ki, gösterilen sağduyuya rağmen yapılan hatalar var.

Görseller üzerinden başlayan karşılıklı propagandalara dikkat.

O yüzden en başta sordum.

Gerçeği mi öğrenmek istiyorsun, yoksa görmek istediğini mi görmek istiyorsun?

Gerçeği görmek, anlamak için sormak, soruşturmak, çelişkileri karşılaştırmak gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Şimdi sorular soruluyor.

O sorular yanıt bekliyor.

Darbeyi kim yaptı?

Kim yaptırdı?

Neden bu günlere geldik?

FET֒yü bu güne kadar kim güçlendirdi?

Ergenekon ve Balyoz’da dönemin subaylarını linç edenler, ölümlerine neden olanlar kimlerdi?

O zaman Türkiye’de iktidar kimdi?

Ve onca tartışmaya rağmen, daha önce yapılan onca girişime rağmen istihbarat zafiyeti içinde olanlar kim?

Böylesine bir tehdit varsa, bunlar neden ve nasıl görülemedi?

Ve bu saatten sonra yaşananların sorumluları kimler olacak?

[*] [*] [*] [*]

Binlerce soru yanıt beklerken, darbenin nedenleri ve sonuçları hakkında peşin hükümlü olmak için erken.

Bunlar zamanla daha net anlaşılacaktır.

Darbeci subayların ifadeleri ve darbe yaptıklarından habersiz veya istemsiz şekilde sadece aldıkları emirle sokaklara çıkmak zorunda kalan askerlerin ifadeleriyle daha net anlaşılacaktır.

[*] [*] [*] [*]

Bu sürecin en rahatsız eden yönü, açık ve net söylemek gerekirse “ama”sız darbe girişiminin kendisi…

Askerin ateşe atılması, ateş açmaya zorlanması ve pek çok yerde o askerlerin linç edilmesi…

Bu sürecin en rahatsız eden bir başka yönü de, ortalıkta yangın varken, birilerinin saçlarını taramakla meşgul olması…

İktidar karşıtlığı ile darbe karşıtlığını birbirinden ayıramayan kimi aydın, gazeteci, siyasetçi, senaristin aslında tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışmaktan çok, peşin hükümlü yaklaşması, karar vermesi, hükme bağlaması, bireysel olaylardan genel sonuçlar çıkarması ve propaganda yapmaya çalışması…

Kusura bakmayın, ama iktidar karşıtlığı ile darbeyi birbirinden ayıramamış olanların fikir olarak darbecilerden bir farkının kalmadığını da görmüş olduk.

Kafa böyle olunca; ne aydın olabilirsiniz, ne siyasetçi, ne de iktidar!

[*] [*] [*] [*]

Her şeye rağmen siyasi liderlerin aynı ortak metin ve söylemde bulunabilmesi güzeldi.

Bunları duymayı, ortak adım atabilmelerini özlemiştik.

Bu yönüyle de çıkarılabilecek çok sonuç var.

[*] [*] [*] [*]

Yaşanan manzaralar karşısında medyanın ve kişilerin; linç etme çabasına kanmadan, gaza gelmeden sadece gerçeklerin peşinde koşarak, gerçek darbeciler ile diğerlerinin doğru ayrıştırıldığı bir döneme de ihtiyacımız var.

Ergenekon ve Balyoz’da yaşanan linç kültürünün yaşanmaması gerekiyor.

Gerçek sorumluların yakalanıp, cezalandırılması gerekiyor.

Hepimizin de istemesi gereken bu.

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak ölçeğinde bakarsak, darbecilerin çabası, Ankara ve İstanbul’da istedikleri gibi gitmeyince, darbeciler Anadolu’da da ortaya çıkamadı.

Ancak onlar tek tek tespit ediliyor.

Sadece FET֒cüler mi bu işin içinde?

FET֒cü olmayan başka isimlerinde bu işin içinde olması ne anlama geliyor?

Belli ki ortada çatlayan bir ittifak var.

[*] [*] [*] [*]

Kim sorumluysa hesap versin.

Darbe nedeniyle hesap vermesi gerekenlerden biri de, FET֒yü düne kadar besleyip-büyüten, yaşatan iktidar ile geçmişte yaşananları yok sayarak, iktidarın FETÖ ile çatışmasından siyasi rant peşinde koşan, oy dilenen muhalefettir!

[*] [*] [*] [*]

Gelecek günlerde yaşanacak tartışmalar hepimiz için daha önemli.

Umarız, siyasi liderler de, özellikle iktidar, bu süreçten dersler çıkartır, bu süreç her anlamda, daha demokratik ve barışçıl bir iklimin etkin olmasını sağlar.

Tüm şehitlerimizin mekanları cennet olsun.

Bunları bizlere yaşatanlara lanet olsun.

Geçmiş olsun Türkiye…

Geçmiş olsun Zonguldak…

Demokrasi ve hukuk dışı her şeyi lanetliyoruz