Biz yıllardır diyoruz ki:

“Bu kentin soğan cücüğü kadar meselelerini bile çözmekten aciz yöneticilerimiz var.”

Şimdi o acı gerçeği haykırma adına somut bir örneği paylaşacağız.

Çok taze bir örnek…

Ama en sonda söylenecekleri baştan söyleyelim.

Bu mantık içindeyken nasıl olacak da biz bu kenti çok daha yaşanabilir hale getireceğiz?

Nasıl olacak da birbirimizle barışık yaşayabileceğiz?

Nasıl olacak da birbirimize sahip çıkacağız?

Nasıl olacak da kent olabileceğiz?

Yayınlayacağımız mektup, bırakın vatandaşın, bu halk adına seçilen, mühür sahibi muhtarların bile nasıl kandırıldığını ortaya koyuyor.

Nasıl aşağılandığını ortaya koyuyor.

[*] [*] [*]

Paylaşacağımız mektup, gayri resmi yoldan elimize geçti.

Umarız mektubun sahibi Karadeniz Muhtarlar Federasyonu Genel Başkanı ve Zonguldak Muhtarlar Derneği Başkanı Şerafettin Nas, yayınladığımız için bizlere küsmez.

Mektup, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazılmış.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki günlerde Karadeniz muhtarlarını kabul edecek.

Bu mektup, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a elden ulaşacak.

İşte o mektup…

Zonguldak’ın, Zonguldaklıların acziyetini yeterince ortaya koyan o mektup…

[*] [*] [*]

“Sayın Cumhurbaşkanım;

Bu sorunumun size yansımasını istemezdim, fakat bütün uğraşlarıma rağmen bir türlü sorunuma çözüm bulamadım.

Zonguldak´ın Kilimli ilçesinin Güney Mahallesi Muhtarı olarak 30 yıldır görev yapıyorum.

2001 yılında Zonguldak Muhtarlar Derneği’ne Başkan seçildim ve derneğimin bulunduğu binanın ve lokalin 300 metrekare olduğu, kapı, pencere ve içini-dışını tamamen kendi imkanlarımla, yani muhtarlarımla ilimize yakışır dernek haline getirdik.

[*] [*] [*]

Hiçbir kurum ve kuruluştan maddi ve manevi destek almadık.

2004 yılında Zonguldak Valim Sayın Yavuz Erkmen ve Milletvekilimiz Sayın Koksal Toptan benden burası için istek ve ricaları oldu.

Bu yerin Sağlık Bakanlığı’na ait bir birimin kurulacağı ve yer bulamadıklarını, Valilikçe çok acil bir yer bulunması istendiğini ve derneğimizin bulunduğu binanın yeni kurulacak birim için uygun olduğunu tarafıma bildirdiler.

Bende kendilerine hiç tereddüt etmeden, ‘Herhalde beni sokakta bırakacak değilsiniz’ diyerek derneğimi ve lokalimi boşaltarak 300 metrekarelik yerin anahtarını Sayın Valime teslim ettim ve geçici olarak Sayın Valim bize 20 metrekarelik bir yeri tahsis ettiler.

[*] [*] [*]

Yine kirasını dernek olarak benim ödemem şartıyla bir yıl sonra yani 2005 yılında İl Özel İdaresi’nin kendi binasına taşınarak, 12 Katlı İş Merkezi’nin olan binadan 4’üncü kat satın alınarak İl Özel İdaresi yeni binasına taşındı ve Sayın Valim buradan eski İl Özel İdaresi binasından Zonguldak Muhtarlar Derneği’ne yer tahsis etti. Ancak kiracı olarak ihaleyle alabileceğimi ve yüksek kira ödeyemeyeceğim bilgisini Sayın Valim ve İl Özel İdare Genel Sekreteri bir araya gelerek, Köylere Hizmet Götürme Birliği adına kiraladık. Bu işin üzerinden kirasını derneğimizce ödenmek şartıyla Muhtarlar Derneği’ne tahsis edilerek, bu binaya taşınmam istendi.

[*] [*] [*]

Anahtarı aldığımda gördüm ki, bina oturulacak vaziyette değil.

Kapı, pencere, boya-badana, elektrik tesisatı, telefon tesisatı gibi işlemler 15 bin liraya yakın masraf ederek yeni yerimize taşındık.

Açılışta Sayın Valim Yavuz Erkmen, Milletvekillerimiz Koksal Toptan, Fazlı Erdoğan, Polat Türkmen, AK Parti İl ve İlçe Başkanlarımız, AK Parti Zonguldak Belediye Başkanı Şecaattin Gonca da olmak üzere görkemli bir açılış töreni yaptık.

[*] [*] [*]

Tabii zaman akıp geçti.

Derneğin kiralarını ödüyorum.

2013 yılında Derneğimizin de içinde bulunduğu İl Özel İdare binası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na satıldı.

Çalışma Müdürlüğü ile İş Kurumu Müdürlüğü birleşince, Bakanlıkça satın alınan binaya taşınmaya başladılar ve derneğin adına da bana çıkmam için tebligat gönderildi ve boşaltacağım güne kadar da aylık kiram bin 100 lira olarak tarafıma tebliğ edildi.

[*] [*] [*]

AK Parti İl Başkanı Sayın Hamdi Uçar, Sayın Milletvekillerim Koksal Toptan ve Özcan Ulupınar´a konuyu anlattım, ancak doğru dürüst cevap alamadım.

İl Genel Meclisi Başkanı ve İl Genel Meclis üyeleri ile tek tek görüştüm.

Şu anda İl Özel İdare’de yer olduğunu ve Sayın Valimiz Ali Kaban’la görüşmem gerektiği söylendi.

[*] [*] [*]

Bizler de hiçbir sakıncanın olmadığını, ‘Aksine köy ve mahalle muhtarımla iç içe oluruz, sorunlarımızı daha iyi konuşuruz’ dedik.

Sayın Milletvekilimiz Özcan Ulupınar´a konuyu tekrar anlattık ve Valimizden randevu alındı.

Vekilim Özcan Ulupınar, AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar, Merkez İlçe Başkanı Metin Karaduman, İl Genel Meclis Başkanı Vacit Durdubaş ve Dernek Başkanı olarak gittik.

Sayın Valimize konuyu aktardık.

Sayın Valimiz, bu konuya olumlu cevap vermedi.

Yukarıda bahsettiğim gibi konuyu en ince ayrıntısına kadar kendisine anlattım.

İl Özel İdare’de yer olmasına rağmen yardımcı olamayacağını söyledi.

Zonguldak ta yer sıkıntısı olduğunu, ilerleyen zamanlar içinde bakabileceğini söyledi.

[*] [*] [*]

Sayın Cumhurbaşkanım;

2004 yılında devletime kendi imkanlarımla yaptığım 300 metrekarelik yeri teslim ettim.

Sayın Valim, ‘Zor durumda kalmasam bu yeri senden istemezdim’ dedi.

Peki, devletim bu zor gününde benim yanımda niye değil, neden yetkililer sırtlarını çeviriyorlar?

Ben aynı zamanda Karadeniz Bölgesi Muhtarlar Federasyonu Genel Başkanlığı yapıyorum.

Ben yerimin karşılığında yer talep ediyorum.

İşler görülünceye kadar insanlar aranıyor, kurum bir taraftan, ‘Buradan çık, burası Çalışma Bakanlığı’nın yeri oldu, kendine yer bul’ diyor.

Ben ve derneğim zor durumda kaldık.

Kimse oralı bile değil.

Şimdi mağdur olan derneğimin 2004 yılında düzenli rahat bir yerim varken, devletime kendi yerimi tahsis ettim.

‘Kötü bir şey mi yaptım?’ diye düşünüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım;

İlimin yetkilileri 25-30 metrekarelik yeri çok görüyorlar.

Şu anda İl Özel İdaresi’ne ait binanın 12’nci katındaki 700 metrekarelik alanının boş olduğunu ve başka birimlere tahsis edeceklerini söylediler.

Bu mağduriyetimin giderilmesini arz ve talep ederim.

Saygılarımla…”

[*] [*] [*]

Bu nedir biliyor musunuz?

Koskoca Zonguldak’ın ayıbı…

Bu kentte; siyasetçinin, belediye başkanının olmadığını gösteren acı bir tablodur.

İşte biz bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Allah aşkına, biri de çıksın şu şehirdeki cami tuvaletlerinin pisliğini yazsın Cumhurbaşkanına!

Nasıl olsa başka çare yok!

Bu mektuptan dolayı Nas’a kızanlar olacaktır.

Hiç kızmayın beyler…

Hiç kızmayın…

Bir telefon açın ve teşekkür edin!