Tarih, 19 Haziran 1971...
Zonguldak Amelebirliği Hastanesi’nde, Devrek'in Bakırcılar Köyü nüfusuna kayıtlı maden işçisi bir baba ve ev kadını bir annenin 6’ncı ve son çocuğu olarak dünyaya geldim.
Son çocuk olduğum için "tekne kazıntısı" muamelesi gördüm!
6 erkek kardeşin en küçüğü olmak, her açıdan güzeldi.
Hayalim, hep 18 yaşına gelmekti.
Yani 18’ime gelmem tam 35 yıl sürdü!
“Kimsenin işine karışma oğul... Bırak, alem ne yaparsa yapsın” diyen bir annenin çocuğu olarak, 1990 yılında hep başkalarının işine karışılan bir meslek olan gazeteciliği seçtim.
18 yaşıma gelmem 35 yıl sürdü ama bu meslekteki ömrüm de neredeyse 35 yıl oldu.
Muhabirlik, haber müdürlüğü, yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği, yaygın gazete, televizyon ve ajanların Zonguldak temsilciliğini yaptım.
Sonra tabi ki Pusula...
25 yıl önce aylık bir dergi olarak yayın hayatına başlayan Pusula’yı, günlük resmi ilan alan bir gazeteye dönüştürmek, Zonguldak’ın bir numarası yapmak ve hep zirvede tutmak çok keyifliydi.
Ve bir internet sitesi kurup, bu siteyi "Zongukdak’ın Açılış Sayfası" yapmak çok değerliydi.
Yetiştirdiğim, elinden tuttuğum yol arkadaşlarımla birlikte çıktığımız zirvede, rüzgar sert ama artık daha keyifli esiyor.
Çünkü biz rüzgara, rüzgar bize alıştı.
Yol arkadaşlarımın her biri, bir şekilde yollarına devam ediyorlar.
Onların başarılarından pay çıkartıyor, mutlu oluyorum.
Rakiplerini kendisi belirleyen, istediğini öne çıkartıp, istediğini geriye düşüren bir anlayışı benimsiyorum.
Biri bana düşman olamaz...
Ben, onun bana düşman olmasını sağlarım.
Düşmanımı kendim belirlerim.
Dostumu kendim belirlerim.
3 yaşıma kadar hatırlayabiliyorum.
Yarım asrı geride bırakıyorum.
Hayatta hayallerimin tümünü gerçekleştirdim.
Hiç bir zaman başkasının; evini, işini, arabasını, parasını hayal etmedim.
Ben, üniversite okuyamadım, çocuklarımı en iyi devlet üniversitelerinde okutmayı hayal ettim.
Kızım, en iyi devlet üniversitelerinden birinden başarıyla mezun oldu, Tükiye’nin en büyük şirketlerinden birine girdi ve şimdi yurt dışında çok daha iyi bir işe kabul edildi.
Oğlum, en iyi devlet üniversitelerinden birinde okuyor.
Onun da iyi bir işe gireceğinden, devletine-milletine layık bir fert olacağından hiç şüphem yok.
Yaş oldu 53...
Ama ben 50’de dondurdum!
İlkokul mezunu anne-babanın liseyi bitiren 6 oğlundan biriyim.
Şimdi hepimizin çocukları üniversite okudu, bitirdi, kendileri iş buldu, çalışıyorlar.
Devletimize yük olmadık.
Vatandaşı dolandırmadık.
Hazine arazisi gaspetmedik.
Kamu kurumlarına milyonlarca borç takmadık.
Elbette bugünlere kolay gelmedik.
Önce ailem...
Sonra dostlarım...
Sonra yol arkadaşlarım...
Bu yolculukta bana eşlik eden, destek veren herkese teşekkür ederim.
Bir 50 yıl daha yaşayacak halimiz yok.
Yolun kısaldığının farkındayım.
Hiç ara yollara sapmadım.
Hep bildiğin yoldan gittim.
Varsa, ücretli yolları seçtim.
Hayattan daha fazla keyif almaya bakıyorum.
Toprakla ilgileniyorum.
Herkes "avanta" peşinde koşarken, ben "lavanta" yetiştiriyorum.
Şehirdeki "hıyar"lardan bıktım!
Onu da kendim yetiştiriyorum.
Yazılarımda bazen ".ok" atıyorum!
Bahçedeki ürünlere de ".ok" atıyorum.
Bahçede daha etkili olduğumu düşünüyorum.
Şehir ile bahçe aynı...
Şehirde öküzler var, bahçede domuzlar!
Şehirde ayrıksı insanlar, bahçede ayrıksı otlar!
Hep dikkat edeceksin, hep önlem alacaksın.
Tel örgün sağlam olacak.
Dışarıda ürün zarar görüyor, sera kuracaksın.
Hayat, her yerde aynı.
Dil bileceksin.
İnsanın dilini, hayvanın dilini, bitkinin dilini...
Bunları yeni öğrenmiyorum.
Çocukluğum köyde geçti.
Çift sürdüm, orak biçtim, bağ bağladım, nemet çektim, düğen ile harman döğdüm, öküzün arkasına kürek tuttum, tınaz attım, misir belledim, somak gırdım, misir soydum, tavana astım.
Sığır güttüm...
Yöneticilik vasfını orada kazandım.
İki koyunu güdemeyen adamların il müdürü yapıldığı Zonguldak’ta, ben bu işi çocukluğumda öğrendim.
Sığır gütmeyi baside almayın!
Öküz gütmek daha zordur!
Hele dana gütmek!
Her gördüğü sığırın peşine giden danaları gütmek!
Yeğe sığırlar vardır mesela...
Sen ona bakarken, hareket etmez!
Kafanı çevirdiğinde hemen harekete geçer!
Birinin bahçesine girer!
Tarlasına zarar verir!
Yani biz, bu sığırları yeni tanımadık!
Doğum günümden nerelere geldik.
Günün ilk dakikalarından itibaren doğum günümü kutlayan, iyi dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim.
Çok özel, çok güzel mesajlar aldım.
Bu gazla bir 50 yıl daha yaşarım!
Elbette nitelikli ve niteliksiz dolandırıcılara, Zonguldak’ın sırtına yük olanlara dert olmaya devam edeceğiz.
Zonguldak’ı, Zonguldak insanını soymak için yalandan Zonguldak edebiyatı yapanlar var!
Biz, köyünden jandarmanın silah zoruyla madene koyduğu insanların torunlarıyız.
Biz, maden hastalığından ciğerleri çürüyen, kan kusa kusa ölen Zonguldaklıların çocuklarıyız.
Biz, "bu memleket ayağa kalksın" diye yer altında can veren babaların çocuklarıyız.
Bizim bahsimiz, “Babamız ocaktan sağ gelecek mi, gelmeyecek mi?” üzerine olurdu.
Zonguldak insanının parasıyla bahis oynayanlar "Zonguldaklı" olamaz!
İşte o nedenle karşılaştığımız birine “Nerelisin?” demiyoruz!
“Cöğüz” diyebiliyorsa, Zonguldaklıdır...
Diyemiyorsa, Zonguldak’ta yaşayandır!