AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun, "15 Temmuz direnişini yeniden yaşatacağız" demiş. "Direniş" derken, hangi direnişten söz ettiğini anlamış değilim.

Zira Zeki Tosun'un en büyük direnişi, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'nde...

Atatürk Devlet Hastanesi Yöneticisi olan kardeşi Hasan Tosun'u oraya Genel Sekreter yapamadı ya!

Şimdi buna engel olanları oradan aldırmak için müthiş bir direniş gösteriyor.

Milletvekillerine, kurum merkezine bile meydan okuyor!

Zeki Tosun için, Zonguldak'tan, 15 Temmuz darbe girişiminden daha önemli şey, kardeşi Hasan Tosun!

Bir il başkanı bürokrasiye bu kadar müdahil olur mu?

Neymiş! Kardeşi Hasan Tosun'u şikayet etmişler.

Peki, şikayet boş mu çıkmış? Hayır!

Hasan Tosun ceza almış mı? Almış! Hatta bir takım müdahalelerle aldığı ceza düşürülmüş!

Neyin intikamı bu?

Zonguldak'ın "Tosun"lardan başka sorunları yok mu?

Artık çıkın Zonguldak'ın gündeminden!

Zonguldak küçülürken, siyasetçi büyüyor...

Zonguldak'ın geriye gidişi, bir devlet politikası...

Büyük Madenci Yürüyüşü'nden itibaren Zonguldak'ın giderek küçülmesinin başka bir anlamı var mı?

Ancak alternatif sunamayan bir siyasetçi yapısı çöküşü hızlandırdı.

Son 25 yılda gelen siyasetçilere bakar mısınız?

Yani rahmetli Veysel Atasoy'dan sonra gelenlere...

Yani kentini değil, kendini düşünenlere...

Siyasetçilerimizin hemen hepsi ilerlemiş!

Ama Zonguldak gerilemiş!

Zonguldak küçülürken, siyasetçi nasıl büyür?

Siz bu ters orantıya bir anlam verebiliyor musunuz?

Tamam, "bal tutan parmağını yalasın", ama bu kadar değil!

Biraz da millete bırakın be kardeşim.

Biraz da millete...

Taciz sürüyor...

Biliyorsunuz, geçenlerde önümüzü bir araç kesti.

Saldırı girişiminden kıl payı kurtulduk.

Aynı kişiler, işyerimizin çevresinde dolaşıyorlar.

Ve son olarak dün yine trafikte karşımıza çıktılar.

Anlayacağınız taciz sürüyor!

Biz şikayetimizi yaptık.

Ancak fiili bir durum oluşmadığı için bir şey yapılamıyor!

Yani bir şey olması için saldırıya uğramamız bekleniyor!

Canımız yanınca, gereken yapılacak!

Bu tacizciler belli! Arabaları belli! Kimin elemanı oldukları belli!

Sigorta belli, patron belli!

Peki, neyi bekliyoruz biz?

Onu da sonra öğreniriz!

Aşk var, ihanet var, sübyancılık var!

Hani geçenlerde "iki bürokrat ile iki başkanı yazacağız" demiştik ya!

Başkanlardan kadın olanını yazdık!

Şimdi gündemde bir başkan daha var!

"Adliyedeki dosyayı kırmızı noktasız yazamazsın" diyorlar.

Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız!

Havalar sıcak! Bahar gelsin diye bekliyoruz!

Ama sonbahar mı olur, ilkbahar mı, bilmiyoruz!

Eş var, çocuk var, konu var, komşu var, kuyumcu var!

Boşanma var, aşk var, ihanet var, sübyancılık var!

Biz kenti kimlere teslim ediyoruz arkadaş?