Bir...

Dün, AK Parti içindeki "Evet"çileri ve "Hayır"cıları yazdım.

Öyle yerlerden tepkiler, yorumlar geldi ki...

Meğer, parti içindeki "Hayır"cıların daha ne marifetleri varmış!

[*] [*] [*] [*]

İki...

Referandum tarihi geldi, çattı.

Ortaya çıkacak sonuçlara göre, iç hesaplaşmalar başlayacak, kimlerin çalıştığı, kimlerin çalışmadığı konuşulacak.

Ve her parti, kendi içinde hesaplaşma yoluna gidecek.

Oylamadan "Evet" çıksa da, "Hayır" çıksa da, bu hesaplaşmanın en fazla olacağı yerlerden birisi CHP olacak. Hele ki "Evet" çıkarsa...

[*] [*] [*] [*]

Üç...

"CHP içinde 'Evet'çiler olmaz" diye düşünenler, fena halde yanılıyor.

Birincisi, çalışmayarak "Evet"e çalışanlar var.

İkincisi, şu veya bu nedenle nadiren de olsa gerçekten seçimde "Evet" diyecek olanlar var.

[*] [*] [*] [*]

Dört...

CHP'de "Evet" için en fazla çalışan en önemli isim, şüphesiz ki güzel insan, iyi insan olmasına karşın talihsiz şekilde İl Başkanlığı görevine getirilen İl Başkanı Ahmet Altun.

Ruhsuzluğu bir yana; dünyadan, partiden, Zonguldak'tan bihaber yaşayarak mutlu olmanın şifresini çözmüş bir isim olarak imkansızı başarmış durumda.

Böyle pasif bir İl Başkanı olunca, geriye fazla bakmaya gerek var mı?

Bakmaya çalışırsanız, dikizi olmayan eski MAN kamyonları gibi şarampole uçarsınız!

Ahmet Altun, oy pusulasında yanlışlıkla "Evet"e basarsa, asla şaşırmam!

[*] [*] [*] [*]

Beş...

CHP'de en azından Merkez İlçe'de kampanyanın en ateşleyici ismi olması beklenen, ilçelere örnek olması beklenen Ebru Uzun da, ne yazık ki, henüz rampanın başında hararet yaptı.

Gerek organizasyon, gerekse ekonomik imkansızlıklar nedeniyle istediği performansı ortaya koyamadı.

Elbette etkisiz bir İl Başkanı, organizasyon yeteneği düşük, slogan siyasetinin ötesine geçemeyen Milletvekilleri de olunca, direnci kırıldı.

[*] [*] [*] [*]

Altı...

CHP'de en net "Evet"e çalışan isimler arasında, kesinlikle CHP'den seçilmiş Belediye Başkanları geliyor.

Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin'i ayıralım.

Çaycuma'da Bülent Kantarcı'yı da ayıralım. Kantarcı, Tekin kadar araziye çıkmasa da, duruşu ve çalışmaları ile insanları etkilemeyi başlatıyor.

Parti'deki tüm tartışmaların ötesinde imkansızlıklar içinde kapı kapı dolaşan, köy köy dolaşan, adam adama markaj yapmaya çalışarak 'hayır'ın nedenlerini anlatmaya çalışan kadınları ve kendi gönüllü ekipleri ile kendi bölgelerinde çalışmaya çalışan isimlere haksızlık yapmayalım.

Bunların dışındakiler ortada yok.

AK Partili Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, mahalle mahalle gezerken, makam, imkan, hava sahibi CHP'li başkanlar, masalardaki kadehleri saymakla meşgul!

Onlar da CHP'de siyaset yapan, az çalışıp-çok konuşan pek çok isim gibi milletle kucaklaşabilmek için millete gitmeyi değil, milletin masaya gelmesini bekleyenler arasında!

[*] [*] [*] [*]

Yedi...

Milletvekillerine bakalım.

Acaba onlar ne kadar "Evet"e, ne kadar "Hayır"a çalışıyor?

Ünal Demirtaş, aynı Ünal Demirtaş...

Burnundan kıl aldırmayan, egosu bin beş yüz!

Halkı etkilemeyi başaramayan ve inandırıcılıktan uzak...

Oysa hatipliği ve hukukçu kimliği ile bas bas bağırması gerekirdi.

Anayasa'dan çıkacak sonuçtan çok, CHP'de yaşanacak tartışmalar sonrası hangi göreve geleceğinin, kiminle, nasıl hareket etmesi gerektiğinin ince hesaplarını yapıp, iğnenin deliğinden geçmeye çalışırken, kampanyanın önemini unutan bir isim!

Demirtaş, "Hayır" için çalışmanın toplumla daha fazla kucaklaşmaktan, dokunmaktan, anlatmaktan geçtiğini öğrenememiş, "Evet"çi bir isim. AK Partililerin teşekkür etmesi gereken bir isim.

[*] [*] [*] [*]

Sekiz...

Şerafettin Turpcu...

Ahmet Altun gibi bir ismi İl Başkanlığına getirmiş olmanın derin pişmanlığı içinde bazen tek başına da olsa köy köy gezerek, bazen de CHP'nin kurmaylarından popüler isimlerin ve dostlarının Zonguldak'a gelmesini, halka seslenmesini sağlayarak işi kurtarmaya çalışıyor.

Partiyi, örgütleri bir araya getirip, "Aklınızı başınıza alın" restini çekecek cesareti gösteremediği için yalnızlığa mahkum. Sık ve düzenli açıklamaları, kampanyayı taşımaya çalışsa da, "Hayır" çıkacağına inandığı için sabretmeyi tercih eden bir isim.

[*] [*] [*] [*]

Dokuz...

CHP'nin eskileri...

Harun Akın'ın birkaç yazılı açıklaması, Halil Furat ile Ali İhsan Köktürk'ün zaten "Hayır" demesi beklenen vatandaşlarla yaptığı birkaç toplantı, Yaşar Balcı'nın birkaç sosyal medya gösterisi dışında tırt!

Onların da derdi; Harun Akın ile Şerafettin Turpcu gitsin, biz gelelim!

Sırf bu nedenle "Evet" diyecek olanlar var!

AK Parti kanadı, aslında onları bulup araziyi sürse, daha etkili olabilir!

Bunları söylerken şartların hiç ama hiç adil olmadığı, imkanlar, medya olanakları açısından en adaletsiz seçim sürecinden geçtiğimizi kabul etmek gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Dokuz buçuk...

Yarın; MHP'deki "Evet"çiler, "Hayır"cılar...

Müjde... Müjde... Müjde...

Referandum günü yaklaştıkça, AK Parti Milletvekilleri, aslında "müjde" olmayan haberleri "müjde" gibi servis ediyor.

Danışmanlar "müjde" diye servis ediyor, ne yazık ki, basındaki, bazen biz de dahil olmak üzere "müjde" diye çıkıyor.

Genel seçimler öncesinde de ota-roka "müjde" diye haberler servis edildi.

Gördük müjdeleri...

Milletvekili Özcan Ulupınar'ın son müjdesi neymiş?

Çaycuma Devlet Hastanesi Ek Binası hizmet vermeye başlamış.

Bir diğer müjdesi neymiş?

Devrek Devlet Hastanesi'ne tomografi cihazı gönderilmiş.

Yahu, Allah aşkına...

Bu milletle değil...

Açın da başka şeyinizle dalga geçin!

Hastaneye sözde tomografi cihazı müjdesinin verildiği gün hastanenin altı ana branş hekimi zorunlu görevleri bittiği için gitmiş.

Al sana müjde!

Yerine altı ay kimseyi getiremezsin!

Ben Özcan Bey veya böyle absürt müjdelerle halkın karşısına çıkanlara bir şey demiyorum.

Bu müjdelere inanan, pazarlamaya çalışan absürtlere şaşıyorum.

Devasa hastane yapılmış, hizmete açılmış.

Seneler geçmiş, tomografi cihazı gelmiş de, miş de miş miş!

Sosyal medyadan...

"Az önce fırına girdim 1,25 TL'ye simit aldım, bozuk 1 liram vardı, '25 kuruş sonra versem olur mu?' dedim. 'Olmaz' dedi. Bende dönüp simidi yerine geri koydum, 75 kuruşa poğaça aldım, 1 TL verdim, 25 kuruşu uzattı, almadım. '25 kuruşu eksik olanın üstüne koyarsın' dedim. Şimdi sokakta Kurtlar Vadisi jenerik müziğini dinleyerek poğaçamı yiyorum."

Seyhan Dikey

'16 Nisan'da halk kendi devletini kuruyor'

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, paylaşımı ile dikkat çekmişti.

22'nci Dönem CHP Zonguldak Milletvekili Harun Akın'ın bu konuda soruları oldu.

Diyor ki Akın:

"Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, '16 Nisan'da halk kendi devletini kuruyor' dedi.

Şimdi daha net sorabiliriz; 'rejim değişiyor' denildiğinde köpüren ve reddeden 'Evet' oyu isteyenlere...

TBMM'yi kim kurdu?

1923'te Türkiye Cumhuriyeti'ni kim kurdu?

Vatanı düşmandan kurtarıp Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için şehit düşen, gazi olan yurttaşlarımız kimin devletini kurdu?

Sayın Mehmet Uçum, siz çok önemli bir görev yapıyorsunuz.

Anayasa değişikliği çalışmalarında görev aldınız.

Sizin bu açıklamayı bilinçli yaptığınızı düşünüyorum ve soruyorum.

TBMM'yi kuranları, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranları yok mu sayıyorsunuz?

Değerli dostlarım;

16 Nisan 2017 Pazar günü kullanacağımız oy çok önemli.

Ne olur, oyunuzu kullanmaya gidiniz.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, tarihi bir oy kullanacağımızı aklımızdan çıkarmayalım.

Partimizi, lider sevgimizi, iktidar olma duygularımızı bir kenara bırakıp; ailemiz ve çocuklarımızın geleceğini düşünerek oy kullanalım..."

Asıl konu bu işte!

Rejim mi değişecek, sistem mi?

Toplumun kafasında rejimle ilgili endişeler olmasa, iktidarın sonuca ulaşmak için bu kadar vaadine gerek kalmayacaktı.

Milletin kamplaştırılmasına bu kadar gerek kalmayacaktı.

Ve iktidar, bu şüpheyi gideremedi.

Şüphe edenlere de, saygıda kusur edenler oldu!

Yoksa iktidar, bu referandumdan elini-kolunu sallaya sallaya çıkardı!